‘Dram’ kelimesi bizde acıklı zannediliyor hâlâ! Bu konuda, yıllardır yazdım, konuya dikkat çekmeye çalıştım. Sanki biraz etkisi oldu gibi. Çağdaş Drama Dernekleri bu konuda net en azından. Ama yine küçük bir hatırlatma ile başlayayım: Dram, ‘durum’ demektir. ‘Rol oynamak’ kavramı ile ilişkilidir. Çünkü bütün insanlar rol oynar.

Tamer Levent

Bu, bizde anlaşıldığı gibi, ‘yalan söylerler’ anlamına gelmiyor. Çünkü rol oynamak yalan söylemek değildir. Yalan söylemek, başlı başına bir niyet ve ahlak sapmasıdır, ‘etik’ sorunudur. Yalan söylemek istiyorsa insan her hal ve  şartta söyler yalanını!

Drama, ‘durum bilgisi’ demektir. Dramatik de durumsal; dramatizasyon, durumlaştırmak… Dramaturgi, ise durumun incelenmesi, durumoloji.  Bireyin kendi kendisi ile olan, düşünsel iç aksiyonu ‘iç drama’, başkaları ile olan dış aksiyonu ise ‘dış drama’dır. Tiyatroda buna iç aksiyon, dış aksiyon diyoruz!

Türkiye’de her yıl 10 Kasım günü, çok önemli bir anma gerçekleşiyor. Tüm dünyanın örnek alması gereken bir anma!.. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu yüce Atatürk’ün vefat ettiği saat olan 09.05’te sirenler çalıyor ve bütün Türkiye saygı duruşuna geçiyor. Nerede olurlarsa olsunlar. Tarlada, yolda, kaldırımda, köprüde, inşaatta, vincin üzerinde, otobüs durağında, pazarda, evin içinde, evinin balkonunda, kent meydanında, bakkalda, restoranda, nüfus müdürlüğünde, tapu kadastroda, devlet dairesinde, kuyrukta… Fotoğrafı çekildiği zaman tüm insanlığı etkileyecek  görüntüler çıkıyor ortaya. Bu resimlerde yer alan insanlara baktığınızda, o insanların yüzlerinde iç aksiyonlarını; bedensel duruşlarında dış aksiyonlarını görüyorsunuz!

‘Tiyatro’ kavramını olumsuz anlamda kullanmak cahilliktir. Birey ancak kendi cahilliği ile, insanlığın binlerce yıldır, kendini tanımak ve kendini geliştirmek konusunda yararlandığı bu disiplini yok sayabilir. İnsanın kendini geliştirmesi ve insan ilişkilerini öğrenmesi gerekliliğini, gereksiz sayar; ona objektif değerlendirme yapabilme; doğru anlama olanağı yaratan bu mirası görmezden gelerek, kendine zarar verir ancak… Bu gün köy seyirlik oyunu olarak isimlendirdiğimiz oyunlar esasında dramatik oyunlardır. Toplumun kendi içinde kendisine eğitmek için oynadıkları oyunlar.

İnsanın yaşamında anlar vardır hep. Durum (dram) dediğimiz. O anlarda karar alınır. Hata yapılır, doğru yapılır. Anlar, bireylerin tek başına veya başkaları ile yaşadıkları anlardır, yüzyıllardır!.. Tiyatro bu anların birbirine eklenerek insanlığa yeniden sunulmasıdır. Kendisi ile yüzleşebilmesi için, kendini eleştirebilmesi, kendini geliştirebilmesi için… Tiyatro izleyen bir insan hemcinslerini tanır, ortak  değerler konusunda farkındalık kazanır.

10 Kasım’larda 09.05’de insanların saygı duruşunda bulunmaları, dünyanın en büyük kitlesel hareketlerinden biridir. Bu saygı duruşunun özünde bir ortak değer var. Bu ortak değer, saygı duruşunu gerçekleştiren tüm insanların iç ve dış aksiyonlarında okunuyor. Bir dakikalık, bir dramatik aksiyon gerçekleşiyor, milyonlarca kişinin katıldığı!

Cumhuriyet ilan edilmezden önce ülkenin ne halde olduğunu bilmek zor değil. O günün koşulları ile ilgili bilgilere  bakmak çok kolay. Ülkede  hastahane var mı? Kaç doktor var, köylerde yaşam ne durumda, fabrika var mı, kaç hemşire var, hak, hukuk, adalet ne durumda, kadın hakları ne durumda? Tiyatro, resim, müzik, edebiyat, mimarlık, spor var mı?..

İşin ilginci; günün saatlere bölünmesi bile ortak değil. Alaturka saat, zevalli saat, gurubi saat, ezan saati gibi dileyeninin dilediği saati kullandığı bir ülke. Bu dünya ile uyum sağlamak bir yana, kendi ülkesi içinde aynı saatte bir noktada buluşması olanağı olmayan insan gurupları… Hangi dünya görüşü, hangi din, hangi etik, hangi estetik ve adalet insanlara böyle yaşamayı uygun görebilir? Ülkesinin kalkınmasını istemek vatanseverliktir. Bütün vatandaşlarının ortak bir yaşam kalitesi olması, birbirleri ile iletişim kurabilmesi, birbirlerini anlaması, bu sadece ortak dil ile de olmuyor. Ortak akıl yürütme ile gerçekleşiyor. Ama neredeyse ortak dil bile yok! Anadolu’da konuşulan Türkçe farklı, Osmanlı ailesi içinde konuşulan Türkçe farklı. Bu ortamda hangi demokrasiden, hangi ortak gelişmeden söz edilebilir, bu gelişmelerin gerçekleşmesini kendine dert etmeyen, bütünü göremeyen, insanların hangi vatan sevgisinden söz edilebilir?

10 Kasım’larda 09.05’te bu ülkede dünyanın en büyük töreni gerçekleşiyor her yıl… Milyonlarca insan, onları, işte  bu kaostan çıkaran ATA’larına saygı duruşunda bulunuyor. Yürekten! İç aksiyonları ile dış aksiyonları bir bütünlük halinde hareket ediyor. Bu iki unsurun birbiriyle bütünleşmiş hali ile ortaya çıkan hareketsiz ama dinamik duruşun adı ‘sanat’tır!..

‘Sanat’ dilimize Arapça kökenli ‘san’a’ ‘yapmak’ anlamlı kelimesinden gelmiştir. İç aksiyon ile dış aksiyonun birlikteliği ile yapmak. Söylediği ile yaptığı birbirini tutmak anlamında. Yani kendi kendisini yönetebilmek de bu anlamla özdeşleşiyor. Bireyin kendi kendisini yönetebilmesi, insanın var olduğu günden günümüze, insanlığın temel konusudur. Yanlış anlaşılmak korku ve güvensizlik yaratır. Doğru anlaşılmak en önemli tutkusudur insanın.

Doğru anlaşılmayan insan saldırgan olur. Kendini ifade etmek, kendince doğru zannettiğinin yanlış olduğuna ikna olabilmek ise insani erdemdir… İletişimdir… Eğitimdir!..

Sanat, etik, estetik ve adalet  ölçüleri içinde davranabilme kontrolünü elde edebilmektir. Korkuların ortadan kalkabilmesi için insanların kendilerini ifade etmesidir… Bu amaç doğrultusunda eser yaratabilmesidir… Sanat, insan yaşamının kaliteli hale gelmesi, eserine ulaşmaktır.

10 Kasım’larda, 09.05’de, bir dakika, dünyanın en büyük eserini canlandıran insanlar sıradan bir saygı duruşunda bulunmuyorlar. Onları bu ortak ideale götürebileceğini kanıtlamış bir dünya liderini anarak, ona saygı duruşu yaparak, yaşamak istedikleri ‘sanata’ özlemlerini dile getiriyorlar!..

 Bu özellik tüm dünyaya örnek olmalıdır.

Yüce Atatürk’ün şahsında, sırf dünyanın içinde bulunduğu kaostan kurtulmasını dilemek için bile, belki tüm dünya, aynı gün, aynı anda ‘bir dakika’ durarak, insanlığın yanlış kulvarlara yönlendirilmesi, savaş kavramının çözümsüz zannedilmesi, ekonomilerin batması, planlanmış terör kavramının sona ermesi için bir dakika saygı duruşu yapabilmelidir! Hep birlikte!

Tüm insanlığın bu ortak, bir dakikalık icrası; dramaturgi olarak da incelendiğinde, bireyin kendisi ile olan barışıklığı ve dünya ile buluşması özleminin, güven duygusunun hakim olduğu bir tören olarak, anlam kazanacaktır.

Tamer Levent

www.dirensanat.com

1 YORUM

  1. Daha bu yazı icin bir yorum yapilmamış.
    Üzücü.
    Bu yazı ve böyle öğretiler;
    Okumaya,ögrenmeye ,bu konuda istisare yapabilme gücünde ve enerjisinde olanlar içindir.
    Sosyal medyaya bakın.
    Ne kişilere ,ne yorumlar ,binlerce…
    Sadece SANAT değil önemli olan bu ülkede.
    Acinasi ve ise yaramayan bilgilere davet edin..
    KOŞACAKLAR DÖRT NALA.
    EMİN OLUN.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here