Kadıköy Emek Tiyatrosu’nda sahnelenen Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, arabesk müzikli oyun ‘Sevmekten Öldü Desinler’ Yeşilçam melodramları selamlıyor.

 

Rengin Uz
info@dirensanat.com

Yaşamımız boyunca, hangi sosyal sınıftan olursak olalım, en çok sevgi ararız ya, işte Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun ‘Sevmekten Öldü Desinler’ oyunu da sevginin ve hayallerinin peşine düşen ama umduğunu bulamayanların hikayesi. Sonsuza dek mutlu olmayı hayal edenlerin sonsuzu göremediklerinin hikayesi…Çok sevenlerin kavuşamama hikayesi…Yükselmek isteyenlerin yükselememe hikayesi…Cinsel tercihini özgürce yaşayamayanların hikayesi…Hem biz, hem İstanbul büyüdükçe, kentleşme hızlandıkça, İstanbul bizim olmaktan çıkınca, masallar, yerini acıtan gerçeklere bırakınca, masumiyet yıllarını da geride bıraktık. Ve özlem duymaya başladık belki de bir zamanlar dudak büktüğümüz eski Yeşilçam filmlerine. Saf aşk, saf iyilik, saf merhamet, hatta saf kötülüğü bile arar olduk! Günümüzün menfaat ve maddiyat üzerine kurulmuş iki yüzlü değerlerini düşünürsek, Yeşilçam’ın unutulmaz klişelerinden; kızını bıraksın diye, fakir ama yiğit delikanlının suratına para çarpan zengin iş adamı, genç solisti tuzağına düşüren gazino patronu, küçük kıza hayatı zindan eden kötü kalpli üvey anne bile masum kaldı! ’Sevgi emekti’ deniyordu yüreklerimize dokunmuş ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filminde. Oysa artık hiç bilmiyorduk, sevgi neydi, emek neydi? Sevmeyi biliyor muyduk? yoksa severken öldürüyor muyduk?

Bu duygularda yola çıktığını düşündüğüm Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun Yeşilçamı kucaklayan tekstinde melodrama, arabeske dair ne ararsanız var; Aşk, aşk acısı, karşılıksız aşk, kıskançlık, gözyaşı, terk etme, yoksulluk, eziklik, pavyona düşme ve fonda tüm bu duygulara eşlik eden arabesk bir müzik. İstanbul’un varoşlarında, birbirlerinin gözünün içine bakarak, arabesk şarkılar söyleyen Gönül ve Mustafa’nın aşkı, bir tokatla bambaşka bir boyut kazanır. Evini, yoksul mahallesini, aşkını terk eden Gönül, bulaşıkçı olarak iş bulduğu pavyonun, assolisti ‘Işıklı Gönül’ü olacaktır. Mustafa ise, avare bir şekilde, özene bezene yazdığı, kafiyelerle süslediği şarkılarını, umutsuz bir şekilde artık tek başına söylemektedir…

Sibel Can olma hayaliyle evini terk eden Gönül ve mahalleden aşkı Mustafa’ya, ikisinin de mahalle arkadaşları, Mustafa’ya tutkun Sevda, pavyon sahibi Hamdi ve cinsel tercihi nedeniyle hep ‘ötekileştirilmiş ve örselenmiş ‘ Ahmet eşlik ediyor. Hepsinin kesişen, ayrılan, dönüşen ve tekrar birleşen yolları, acıklı hayatları… Bildiğimiz insan dramları yazmış Murat Mahmutyazıcıoğlu. Ama bildiğimiz ağlamaklı senaryolardan çok uzak. Melodramın, arabeskin klasik ağlamaklı kısmıyla ilgilenmemiş, bilinçli ve istekli olarak melodramın parodisini çıkarmış. Kendi deyişiyle bir anti melodram yaratmış. Gülüyorsunuz Leyla’nın çaresiz çığlıklarına, tempo tutuyorsunuz Gönül’ün içli şarkılarına. Boğazınızda bir yanma hissettiğiniz anda bile…

ARABESKİN COŞKUSU

Yönetmen Berfin Zenderlioğlu, gölge oyununa gönderme yapan çok enerjik bir rejiyle seyirciye bir melodramın içinde olduğunu tamamen unutturuyor. Her anlamda, oyuncuyu ve seyirciyi bir dakika bile boşta bırakmayan, illüstrasyonlarla (Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun elinden çıkmış) dış seslerle, flashbacklerle, oyuncuların birbirlerine müdahale ederek oyunun seyrini değiştirmeleriyle, birden anlatıcı olmalarıyla, sanki bir orta oyunu izliyoruz! Yine Zenderlioğlu’n tasarladığı dekor da yönetmenin amacına hizmet ediyor. Oyuncuların içinden çıktığı, bazen sadece başlarını uzattıkları, önünde şarkı söyleyip oynadıkları, şeritli bir perde tüm olayı çözmüş. Kısacası, arabesk müziğin coşkusuyla, 70’li yıllara doğru ışınlandığımız bir oyun olmuş ‘Sevmekten Öldü Desinler’.

Oyunda iyi bir ekip buluşmuş. Topluluğun kurucusu Pınar Yıldırım kenar mahalle kızından pavyon şarkıcısı Işıklı Gönül’e giden yolu, ilmek ilmek işlemiş. Zaten, sahne ışığı olan bir oyuncu. Hayatının aşkı, kaderin önünde bir yaprak gibi savrulan Mustafa’sında Onur Berk Arslanoğlu, tam da İstanbul’un varoşlarından fırlamış gibi. Küçük kurnazlıklar peşinde, arabesk yaşamın dayattığı ‘evlen, evinin kadını ol’ havasındaki Sevda’da Meltem Yılmazkaya, televizyondan sonra tiyatro sahnesinde de komedi gücünü kanıtlıyor. Sanki bütün Yeşilçam gazino patronlarına göz kırpan pavyon sahibi Hamdi’de Hamdi Alp, iyi bir gözlemci olduğunu gösteriyor. Ve ‘Oyuna yarısında girdi ama süper oynadı dersiniz’ repliğiyle kendini tanıtan ve gerçekten de süper oynayan İbrahim Halaçoğlu. İkinci Kat’ta seyrettiğim, Nina Raine’in ‘Kabileler’ oyununda sağlam oyunculuğuna hayran kaldığım Halaçoğlu, cinsel tercihi nedeniyle polis şiddetine maruz kalmış, Ahmet/Leyla’ya hayat veriyor. Fazlasıyla hak ettiği alkışlar eşliğinde.

Oyunun alkışındaki bir büyük pay da, özgün müziği hazırlayan Burçak Çöllü’ye ait. Öyle şarkılar yapmış ki nerdeyse sahneye çıkıp eşlik edecektik! Arabesk kültürü, Müslüm Gürses’in, Murathan Mungan’ın şiirlerinden yaptığı şarkılardan öte gitmeyen ben bile! Unutmadan; başta Pınar Yıldırım olmak üzere bütün oyuncularının seslerine de ayrıca bir alkış! Çağla Yıldırım, kostümleriyle, Senem Oluz koreografisiyle destek vermiş bu arabesk masala.

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nu ve ‘Sevmekten Öldü Desinler’ ekibini bir kez daha kutluyorum. Onun, İkinci Kat’ta sahnelenen ‘Fü’ oyunundan çok etkilenmiştim, geçen sezon izlediğim, Bam Tiyatro yapımı ‘ Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ ise favorim. Sevmekten Öldü Desinler’i de çok sevdim. Zaten, seyredince anlayacaksınız, bu oyun ne yapıp edip kendini sevdiriyor!

Rengin Uz

Diren Sanat/ Tiyatro Eleştirileri

Sevmekten öldü desinler oyunlar hakkında bilgi, Sevmekten öldü desinler oyunun eleştirileri, Sevmekten Öldü desinler oyun değerlendirmesi, Kadıköy Emek Sahnesi tiyatrosu’nun oyun değerlendirmesi, oyunlar hakkında bilgi,

sevmekten öldü desinler ile ilgili aramalar

sevmekten öldü desinler ekşi

sevmekten öldü desinler oyuncuları

sevmekten öldü desinler bilet

sevmekten öldü desinler yorum

sevmekten öldü desinler konusu

sevmekten öldü desinler kadıköy emek tiyatrosu

usta ve çırak oyunu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here