Festivaller gelişmiş ülke insanlarının yaşam ve sanat arasında bağ kurabilmelerini sağlayan ortamlardır. Gelişmiş ülke derken, bunu sadece teknolojik ve ekonomik anlamda bir gelişme olarak ifade etmek istemiyorum. Çünkü, teknolojik ve ekonomik gelişmeyi talep etmek, bir vizyon işidir.

levent-tamer
Tamer Levent

 

Bu vizyonu yapmak da yaratmak ve gerçekleştirmek de sanattır. Bu vizyonu oluşturan ve gerçekleştiren insan, ona bu vizyonu sağlayan sanat özelliğini de korumak ve geliştirmelidir ki, bu gelişme birbirini etkileyerek sürekli gelişme gösterebilsin.

Yani sanat, gelişmeyi, gelişme sanatı destekleyerek, birbiri ile doğru orantılı bir gelişme süreci sağlanırsa, bu yapıyı oluşturan insan mutlu olur. Çünkü sanat her insanda olan ortak özelliktir. Bu özelliğinin aktif hale gelmesi insanı mutlu eder. Bu özelliğini koruyabilmek için insan sanat ürününe ihtiyaç duyar. Sanat özelliğinin anlaşılması ve gelişmesi düşüncesi de insanı mutlu eder!.. Bu mutluluk ortamının sağlanması ve özenle ciddiye alınması o ülkeyi gelişmiş ülkeler standardına ulaştırır. Bu nedenle gelişmiş olarak adlandırılan ülkelere bakılırsa, irili ufaklı pek çok festival yapıldığını fark edeceksiniz. Hafta sonlarında sokaklarda yapılan yemek festivalleri, kermes, dans buluşmaları, resim sergisi açılışlarında yapılan happening’ler, sokak konserleri, sokakta sinema festivalleri, kitap festivalleri gibi hemen her hafta gerçekleşen festivaller yanında, orta çaplı ve büyük çaplı festivaller birbirini izleyerek gerçekleşmektedir. Bir insan düşünün ki, işi bu festivalleri izlemek olsun, 365 gün boyunca sürekli festivale katılabilir. İşi festival izlemek olmayan ise, sürekli başka insanlarla bir araya gelebileceği ve bu birlikteliği kendindeki sanatı da mutlu edecek, bir sanatsal neden ile buluşturma şansına her zaman sahiptir. Böyle ortamlar insanların birbirlerine etik, estetik ve adaletli davrandığı ortamlardır. Çünkü böyle ortamlarda insanlar gündelik yaşamın hırçın, tek benci, kurnaz, her an hakaret edebilmeye hazır, kendi çıkarı için başkasını suçlayan, kendini korumak için yalan söyleyen, bitmez söz cambazlıkları ile sonucu olmayan kayıkçı kavgalarından uzaklaşabilirler. Başkalarına karşı zarif, güleç, anlayışlı, hoşgörülü olmaya çalışırlar. Demek ki bu özellik insanın içinde var ve onu kullanabileceği ortamlarla onu sık sık bir araya getirmek çok önemli bir sosyal ihtiyaç!.. Çünkü bu davranış biçiminin bir ihtiyaç olması, insanların kendilerinde sanatı keşfetmeleri ile mümkündür. Bunun için sadece sanatsal etkinliklere katılmak yetmez, örgün ve yaygın öğrenimde sanat eğitimi çok önemsenmelidir. Üniversiteye gidecek kişilerin, mutlaka sanat eğitimi almış olması özelliği aranmalıdır.

  1. YILINDA BODRUM BALE FESTİVALİ

zorba-bale-bodrum-festival
Bodrum Bale Festivali

Bodrum’da bu yıl 15’incisi gerçekleştirilen Bale Festivali’nin açılış gecesinde Bodrum Kalesi tamamen dolmuştu. Buna rağmen kapının önünde çok uzun bir umut kuyruğu vardı. Bilet bulmayı umut edenler ya da işi çıkıp da gelmeyen olursa onların biletini almak isteyenler… Bir sayfiye kasabası olan ama dünyaca tanınan Bodrum’da, festivale katılanlar genellikle yazlıkçılar, Bodrumlular ve yabancılar. Spor giyimli veya daha ciddi, ama kim ne giyiyorsa kendine yakışanı seçmiş. Herkes birbiri ile selamlaşıyor, tanıdıkları ile karşılaşanlar mutluluk çığlıkları atıyor. İnsanı mutlu eden, insanca bir ortamda bulunmak… Bundan haz almak ne kadar gerekli bir etik, estetik beklentisi. Ne kadar önemli bir güven duygusu.
Hele bu ortamın üstüne, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Zorba’sını izlemek, bu atmosferi ortaklaşa coşkuya dönüştürüyordu. Dansçılarımız salonun ısrarlı alkışları nedeniyle tam dört kez finali tekrarladılar, bis yaptılar. Daha önceki yazılarımdan birisinde sanat kültüründen söz etmiştim. İşte bu ortamlarda yaşanılan bu duygu ve düşüncelerdeki ortaklığın kültür haline gelmesi, yaşama biçimi haline gelmesi gerekir. İnsanlar yaşadıkları bu duygu ve düşünceleri unutmamak için düzenli olarak kendilerini geliştirmeyi, daha ahlaklı, daha güzellik yaratıcısı, daha adil ve güvenilir, daha yaratıcı ve problem çözücü olmayı hedeflemelidir. İşte bu yaşam biçimini talep etmenin adı da SANATAEVET’tir.
Bale Festivali bütün hızıyla devam ediyor. İsteyen her iki günde bir temsile gidebilir ve eğer kendini  doğru geliştirmek istiyorsa, kendi yaşamında SANATAEVET’in nasıl etkili bir rol oynayabileceğini, bu temsillerin ve festivallerin yaşamımızdaki önemini, o Bodrum Kalesi’ne gelen insanlar ile benzerlikleri ve ortaklık  beklentisini anlar. Bodrum da Küba gurubunu da izledim.

KARADENİZ TİYATROLARI BİRLİĞİ BULUŞMASI

karadeniz-festivalBale Festivali bütün hızıyla devam ediyor iken ben, Samsun’da gittim. Karadeniz Tiyatroları Birliği’nin, 4 cü Tiyatro Köyü buluşmasına katıldım. Burada, Devlet Balesi’nin ödenekli şartları yoktu. Ama, Samsun’a gelen guruplar, hem birbirlerine oyunlarını oynadılar, hem de kendi aralarında oyunculuk atölyesi çalışmaları yaptılar. Ben de oldukça büyük bir guruba (buluşmaya katılan bütün guruplardan oluşan), dikkat, konsantrasyon ve özen ağırlıklı bir atölye yaptırdım. Sonra da yaşamdan iletişimsizlik örnekleri gösteren durumları canlandırdık. Bu çalışma ile SANATAEVET’in bir yaşama biçimi olması konusunda da ortak bir görüş oluştu düşüncesindeyim. Daha sonra çok başarılı çalışmalar yapan Kıyı Ege ve Ege Birliği ve diğer katılımcıların temsilcilerinin de katılımıyla yaptığımız toplantıda, yapılan çalışmaların çok faydalı olduğunu bu gelişmelerin topluma da yansıyabilmesi için, SANATAEVET sözcüğünün bir ortak tema olması, hatta ilkeleri olması konularında tartıştık. Tiyatroların bölgesel veya yöresel olarak birlikler oluşturmasının yararlarını konuştuk. Ancak birliktelikler oluşurken ortaya çıkacak sorunlar da olabildiği gündeme getirildi. Bu sorunlara da yaratıcı ve adı konulabilecek, birliktelikleri koruyan çözümler üretilebileceğini düşünüyorum.

Her yer, Festival Her yer Sanat

1.KUŞADASI TİYATRO FESTİVALİ

festivalKuşadası’nda düzenlenen 1.Kuşadası Tiyatro Festivali’nde de guruplar Kuşadası Belediyesi’nin düzenlediği kamp alanında kendi getirdikleri kamp çadırlarında kalacaklar. Beş gün birbirleriyle tanışacak, atölye çalışmalarında birlikte çalışacak, birbirlerinin oyunlarını izleyecekler… Hoşgörü, iletişim, barış kültürü, estetik çerçevesinde, doğru davranışlarda bulunmaya özen gösterecekler. Yani SANATAEVET’i yaşama biçimi haline getirecekler…

Festival açılışı için şenlikli kortej Kuşadası sokaklarında yürüyerek El Heykeli’nin bulunduğu meydana geldi.
Yol boyunca katılımcılar SANATAEVET dediler. Önümüzdeki yıl sadece tiyatrocuların değil, Kuşadalıların da sanata evet demeye başlamasını hayal ediyorum. Tiyatro oyuncularının, drama liderlerinin kendi aralarında sağladıkları uyum, etik, estetik ve adalet birlikteliğinin tüm topluma yayılması, yaşamsal durumların esas kahramanları olan insanların kendinde sanatı keşfetmesi sürecinde, davranışların ve insanlık anlayışlarının ortaklaşabileceği umudunu hissetim. Eylülde Kıyı Ege ve Ege Tiyatrolar Birliği de tiyatro kampı yapacak. Birliklerin artması, birliklerin birbirleri ile olan birliktelikleri, Kıyı Ege gibi, Karadeniz Bölgesi gibi, İstanbul Kadıköy gibi, Güney Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’da da birliklerin kurulacağını umut ediyorum.

Tamer Levent

www.dirensanat.com

Tiyatro festivaller, festivaller tarihleri, yaz festivalleri, müzik festivalleri,festival programları,festivali tarihleri, festivali takvimi, tiyatro festivali,bale festivali,sinema festivali,dans festivali,karadeniz festivali,bodrum festivali,kuşadası festivali,karadeniz festivali atölyesi, festivali kimler var, festivali davetlileri,festival haberleri,festival yazıları,festival konukları,festival açılışı,festival davetlileri,müzik festivali,konserler, festivali hakkında düşünceler, festivali hakkında yazılar, festivali ve sanataevet,festivali sanat,festivali diren sanat,klasik müzik festivali,

1 YORUM

  1. Merhaba Tamer Bey
    yazılarınızı çok beğendim. Ve çok önemli bir yazı. Keşke Türkiye’nin her yerinde kültür ve sanata önem verilse. en küçük kasabasında bile sanat etkinlikleri yapılsa. Devletin bir sanat politikası olmuş olsaydı… Bilime, kültüre sanata daha çok yatırım yapmış olsaydı bugün ülkemiz yaşanabilir bir ülke olurdu. Hepimiz daha mutlu daha huzurlu olurduk. Evet belki dünyanın en büyük havalimanını yaptığımız için çok övünüyoruz ama o havalimanına bir kuş bir güven ve huzur içersinde konmuyorsa yetkililerin oturup biraz düşünmesi gerekir… yapılan yollarda korka korka yürüyorsak demek ki beton yığınları arasında sellerden boğuluyorsak, evlerimize hapsolmak zorunda bırakılıyorsak… Sürekli korku içersinde yaşıyorsak herkesin oturup biraz düşünmesi gerekiyor.
    Bu meşakketli zamanda şehir şehir dolaşıp sanataevet dediğiniz sizi bir kez daha tebrik ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here