Birleşmiş Milletler, UNESCO merkezine bağlı telif hakları organizasyonunun (WIPO) merkezi Cenevre’de! Sanat alanının yasaları, tanımları, yaratıcı düşüncenin korunması, telif hakları bu merkezin ilgi alanına giriyor. Ülkelerin fikir hakları konusunda dünya çapında standard sağlayacak konularda, ortak yasal davranışlar içinde olmasını talep ediyor. Bu kültürün oluşturulmasının gerekliliğini vurguluyor!

Sanat, Yasalar,  Oyunlar

Tamer Levent

Telif hakları meselesini, komünist dönemden sonra, AB üyesi olmadan önce, Balkan ülkeleri  dikkate almıyorlardı. Korsan meşru idi! Romanya bu konuda liderdi. Şimdi bu ülkelerde korsan yasaklandı! Romanya dahil AB üyesi olan bütün Balkan ülkeleri, telif hakkı ödüyor! Bu ülkeler, FIA (Dünya Aktörler Federasyonu) üyesi! FIA, aktörlerin haklarını savunan bir dünya örgütü. Türkiye’yi bu örgüte ilk kez ben, Seul de, UNESCO “Asya Pasifik ülkeleri sanatsal sorunları” toplantısında 1985 yılında üye yapmıştım. O zamanlar genel sekreteri Rudolph Rempe idi. Ancak o yıllarda bizde bu örgütün dünya üzerinde takipçisi olduğu hakların hiç birisi uygulanmıyordu. Meslek Birlikleri Yasası yoktu. Öncelikle bu yasanın çıkarılması için büyük bir çaba sarfettik. Sonra da Türkiye’de ilk defa Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği’ni (TOMEB) Ankara’da kurduk. TOMEB mesleki haklarını hükümet ile tartışabilecek  ilk sanatsal resmi uzmanlık kuruluşudur. Daha sonra İstanbul’da, Oyuncular Birliği kuruldu. Oyuncular sendikası kuruldu. Ancak, yine de FIA kriterlerini Türkiye  de yaşama geçiremedik.

Türkiye’de oyuncunun meslek tanımı konusunda Oyuncular Sendikası önemli  yol katetti. Ancak meslek hakları, özlük hakları hâlâ tanımlı değil. Bir Özlük Hakkı Yasası  da yok tabi! Ödenekli tiyatrolarda yıpranma vardı, kaldırıldı. Ödenekli tiyatrolar memurlaştırılmaya, özel tiyatrolar ise yok sayılmaya çalışılıyor. Sorun ortak. Çünkü meslek ortak! Zaten özel tiyatroların, meslek tanımlarına uygun, mesleklerini gerçekleştirme kültürü oluşmadı. Telif Hakları Yasası’nın “Bir kişinin, fikri mülkiyet sahibi olabilmesi için, fikir üretmesi gerekir. Siz onun fikir üretmesini engellerseniz mülkiyet hakkını da engellemiş olursunuz! Fikri Mülkiyet Yasası mesleği düzenli icra etme hakkı ve  ve özgürlüğünün güvence altına

alınmasını sağlamalıdır! ” mantığı, yıllardır uygulanmıyor. Polis, Yetki ve Salahiyet Kanununa dayanarak hiç bir hukuki engel tanımadan oyun yasaklayabiliyor!

Sanat kavramının bir yaşama kültürü olduğu ve bu kültürün öneminin topluma mal olmuş ortak bir tanımının olmadığı bir ortamda, sanat mesleklerinin de su üzerinde yüzen köksüz bitkiler gibi görülmesi şaşırtıcı değil! Ama, şaşırtıcı olan bunun farkına varmayan sanat meslekleri icracı ve yaratıcıları! Yaşam ile sanat arasında hukuk, kültür bağı kurma gerekliliğini en iyi onların talep etmesi gerekir! Sanki ortada bir pasta var ve o sürekli tüketiliyor! Kültür erozyona uğruyor. Prof. Dr. Çetin Yetkin’in, 1970 de Bilgi Yayınlarından çıkan‘Siyasal İktidar Sanata Karşı’kitabının yazılışından günümüze, alanın rahatsızlıkları teşhis edilemiyorsa, burada bu işi yapanların da suçu ve eksikleri var demektir! Kendi alanlarının yaratıcı çözümlerini üretemeyen “yaratıcıların”!

Paris Ulusal Operası- Tamer Levent- Sanat, Oyunlar, Yasalar

Siyasetler ve hükümetler suçlanıyor! Ama onların da bildikleri bu kadar! Üstelik siyasiler bu durumdan memnun! Ama bu gerçeğe rağmen onlardan ideal yasalar beklemek, bu konuda havanda su döğmek değil mi? Kendi bilmeyecek, siyasiden ve onun bürokratından çözüm bekleyecek!!! Hatta, ”Ben sanatçıyım bunlardan anlamam, sanatçı bunlarla uğraşmaz!” diyecek! Bu güne kadar böyle bir anlayış da vardı! Ne kadar bilmez ise o kadar yaratıcı olunurmuş gibi! Hukuk bilmeyecek, sosyal bilimlere ilgi duymayacak, bürokrasi nedir merak etmeyecek, ama “ne iş yapıyorsun” diye sorulduğunda “sanatçıyım” diyecek!!! Sanat alanı da böylece ortak hukuku olmadan kendi haline terkedilmiş bir şekilde, yaşamını sürdürmeye çalışacak! Bu şartlara ne istediğini, niye istediğini, kimden istediğini bilmeyen bir topluluk ise sürekli bir mutsuzluk içinde olacak. Ama konuya nasıl köklü çözümler önereceğini düşünmeyecek! Yani kendi mesleğini tanımayacak! Kendini tarif edemeyecek! Hele, ödenekli tiyatrolarda, özlük haklarında 657 sayılı Memur Kanununa tabii mühendisler ile denk tutulan oyunculara, başarıları göz önünde tutulmadan ücret ödenmesi, meslek tanımsızlığı onları iyice memurlaştırmakta! Ancak işin ilginç yanı, bu kurumlarda, vasat oyuncu da başarılı oyuncu da bu memurluk haline razı olarak, işin fikri mülkiyet hakkı yerine, garantili bir memuriyet tercihi ile, vazgeçmekteler! Böylece daha başarılı olmak, daha yaratıcı olmak, sanat kültürünü yaygınlaştırmak, hatta daha çok kazanmak gibi iddiaları da üstlenmemiş oluyorlar!

Tiyatro kültürünün yayılması, sanatsal misyon üslenip sanatın yaşama biçimi olmasından, yaratıcılıktan da, bunların disiplinler arası ilişkilere yapacakları katkılardan da böylece vaz geçmiş oluyorlar! Geçici olarak memur kanuna bağlanmalarına rağmen, memurluğu benimsemiş görünüyorlar. Memurluk üstü, yaratıcılık  çalışmalarında, gereken icra başarısına ulaşmak heyecanını göstermeyenler olabiliyor! Çünkü “sanat” kültürü yavaş yavaş yerini memur kültürüne terk ediyor. Bu ortamda “sanat” kültürü gelişmiyor. Ancak, ödenekli tiyatroların bu özlük haklarından mahrum yasaları bile, kurum içi kararlara, oyun seçimlerine müdahale hakkı vermemesine rağmen, siyasal iktidarlar bu kurumları kendi memuru olarak görüp repertuarlarına yasa dışı müdahalelerde bulunabileceklerini zannediyorlar! Yasa bilen kurum yöneticileri buna dikkat çekip, izin vermezken, bilmeyenlerde, hükümetlere boyun eğiyorlar. Özel tiyatroları ise, kendi memuru olarak göremeyen hükümetler, özel tiyatrolara müdahale teşebbüslerinde “oyunları kaldırın” diyebilecekleri bir idari yapı bulamadıkları için, bu defa polis kanunlarına başvuruyorlar! Oysa Fikri Mülkiyet Hakkı Yasası kişiye fikri mülkiyet edinebilme özgürlüğü veriyor. ”Fikir üret ki mülkiyetin olsun” diyor. Bu durumda kişi fikir üretiyor, sahneliyor. Bakanlıktan destek alanlarda bir korunma teamülünü de oluşturmuş oluyor. Bu şartlarda, iki yıl hem de OHAL koşullarında  perde açıyor. iki yıl sonra bir gün Anadolu turnesinde, bir vilayette yasaklanabiliyor! Sonra İstanbul’da da oynanması yasaklanıyor!

Burada konuya tanım getirecek ‘bir  sanat hukuku’ ile bakılması aranacak olursa, bizde böyle bir hukukun olmadığı açıkça görülmüş oluyor! Bir oyun, varsayalım, sanat yasaları güçlü olan bir ülkede bile, o ülkenin OHAL var diyerek yasaklama gereği duyacaksa yasaklanabilecek iken; yine OHAL şartlarında, iki yıl yasaklanmadan oynamış ise, orada bir hukuk oluşmuştur! Sonra da  bir gün aniden yasaklanabiliyor! Yasaklayanlar için meydan boş! Yasaklananlar ise Fikri Mülkiyet Hakkı Yasasından yararlanmayı bilmiyor! Destek olmak isteyenler de bilmiyor, köstek olmak isteyenler de aslında! Ama köstek olmak isteyenlerin, kuvvetler ayrılığında önünde güçlü bir hukuk kültürü  engeli yok! Oysa böyle bir hukukun ve kültürün var edilebileceğini; onun engel olabileceğini; bu kültürü ve hukukunu yaratması gereken sanat adamları, bilmek ve önermek çabasını göstermiyorsa…

 

Neyin sanatı yapılıyor oturup düşünmek gerekir! Prof. Dr. Çetin Yetkin kitabını 1970 yılında basmıştı. Ama kitap daha önceki yılları da ele alıyordu tabii! Bu kitabı ve benzerlerini  en iyi okuması ve çözüm üretmesi gereken kitle neden hâlâ aynı yerde?

Tamer Levent- Sanat, Oyunlar ve yasalar- Paris’te Peter Brook Tiyatrosu

Son söz:

Aslında Paris’te Peter Brook Tiyatrosu’ndan söz eden bir yazı yazmak istiyordum. Yıllar önce İngiltere’den buraya taşınıp, şimdi geldiği noktadan.. Ama erteliyorum tabii ki. Paris Ulusal Operası’nda izlediğim, rejinin, orkestranın ve solistlerin yorumu ile ve muhteşem opera oyunculukları  ile Hendel’in ‘Jephtha’ operasını da anlatmak istiyordum ama, onu da başka sefere erteliyorum yine!

Tamer Levent

www.dirensanat.com

yasalar ile ilgili aramalar

yasalar din

yasalar kimya

yasalar nelerdir

yasalar platon

yasalar maddeler halindeyasalar nedir

tc yasaları

bilgit yönetmelik

tiyatro yasalar

sanat yasalar hakkında tamer levent’in yazısı,

unesco’nun sanat ve yasalar hakkında ki açıklamaları,

fikri mülkiyet hakkı ve yasalar,

yasalar hakkında sanatçıların bilinmesi gerekenler,

yasalar bize ne fayda sağlar,

kültür sanat ve yasalar,

film ve yasalar, tiyatro ve yasalar,

oyunlar ve yasalar, yasaklanan oyunlar hakkında yasalar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here