Todd Phillips’in yönettiği ve Joaquin Phoenix, Robert De Niro, Zazie Beetz ile Frances Conroy’un oynadığı Joker, 04 Ekim 2019’da Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıktı.

Sabit Doğan info@dirensanat.com

Bir filmin başarısı nedir? çok ağlatması mı? yada göbeklerimiz çatlayıncaya kadar güldürmesi mi? yoksa filmle ilgili çıkmış magazin haberleri mi? Hangisi ülkemizde bir filmin gişe de başarılı olmasına neden olur? Gazetelere, televizyonlara verilen boy boy magazin sorularına verilen cevaplar sinemaya izleyici çeker mi? Bir film sinema salonlarına izleyici çekse bile bilinçli bir sinema seyircisi kazandırır mı? Eğer öyle olsaydı; milyonlarca sinema bileti satılırken  sinema dergilerininde onbinler satması gerekmez mi?.Gazetelerin kültür sanat sayfaları okunmuyor bile. Hatta birçok ulusal gazetenin kültür sanat Sayfası  yok denilebilecek kadar. (magazin sayfalarını  kültür sanattan saymazsak)…

Bütün bunları düşünürken Cuma (4 Ekim 2019) günü vizyona girecek olan ‘Joker’ filminin gişe başarısını merak ediyorum.  Sonuçta uzun süre  merak uyandırdı. Binlerce kişi filmin vizyona gireceği anı adeta iple çekti. Kaldı ki başarılı oyuncuları ve yaratıcı ekibi de hesaba katarsak başarılı olmaması için bir neden yok. .. Özellikle izleyicinin ilgisini diri tutarak empati gücünü harekete geçirecek bir film. Joker sadece bir ‘Kötü Adam’ hikayesi değil. Bir insanın kötüye giden yolculuğunu anlatıyor. Elbette çevre faktörü de bu süreci destekler mahiyette.

Filmin gerek anlatım biçimi ve gerek oyunculukları ile çok başarılı buldum. Hikayeyi çok derinlikli bir şekilde ele almış. Biz seyirci olarak kötüye dönüşen sıradan bir palyaçonun o değişim sürecinde rol oynayan faktörleri aşama aşama gördük. Joaquin Phoenix, Çok başarılı bir oyunculuk gösteriyor. Bu yılın önemli Oscar adaylarından biri olabilir.  Robert De Niro, Filmin çoğu bölümlerinde görülmese bile hikayenin oluşmasında önemli bir rol üstleniyor. Öldürülmesi ise filmin çok etkin sürprizlerinden biri haline geliyor. Aslında bu filmde biz sadece Joker’in kötüye dönüşme hikayesini değil o koşullarda onun gibi içinde nefret biriktiren binlerce insanın değişimini görüyoruz. Joker sadece onlardan biri… Bu bakımdan filmin seyirciye bunu düşündürmesi çok başarılı.

Film sonuçta salonda bulunanların filmi alkışlaması en somut örneğidir. Sinema filminde çok ender görülür alkışlamak.

Filmin Konusu ve Oyuncularına Gelince

Kalabalık içinde bile her an yalnız Arthur Fleck bağ kurma arayışındadır. Yine de, Gotham şehrinin isli sokaklarında yürürken; toplu taşıtlarına binerken, Arthur yüzünde iki maskeyle dolaşır. Bunlardan birincisi yüzüne çizdiği palyaço suratı, diğeri ise asla silip çıkaramayacağı bir maskedir: Bu, çevresindeki dünyanın bir parçası gibi hissetmek için ortaya koyduğu boş çabayı yansıtan bir maskedir; çok yanlış anlaşılmış bir adamı gizleme çabasıdır.

Gösterim Tarihi: 04 Ekim 2019

Dağıtım: Warner Bros.

Yönetmen: Todd Phillips

Oyuncular: Joaquin Phoenix, Robert De Niro, Zazie Beetz, Frances Conroy, Brett Cullen, Glenn Fleshler, Bill Camp, Shea Whigham, Marc Maron, Douglas Hodge, Josh Pais, Leigh Gill

Jokerin Hayatı Aslında Herkesten Farklı Değil

Kalabalık içinde bile her an yalnız Arthur Fleck bağ kurma arayışındadır. Yine de, Gotham şehrinin isli sokaklarında yürürken; bölünme ve hoşnutsuzluğun düşmanca bir yer hâline getirdiği şehrin, üzeri grafitilerle dolu toplu taşıtlarına binerken, Arthur yüzünde iki maskeyle dolaşır. Bunlardan birincisi gündüz işi için yüzüne çizdiği palyaço suratıdır. Diğeri ise asla silip çıkaramayacağı bir maskedir: Bu, çevresindeki dünyanın bir parçası gibi hissetmek için ortaya koyduğu boş çabayı yansıtan bir maskedir; hayatı tekrar tekrar yerle bir edilmiş, yanlış anlaşılmış bir adamı gizleme çabasıdır. Babasız büyüyen Arthur’ın annesi kırılgan bir kadındır ve belki de Arthur’ın en iyi arkadaşıdır. Annesi onu “Mutlu/Happy” takma adıyla çağırır; bu lakap Arthur’ın yüzüne içindeki yürek acısını gizleyen bir gülümseme yayar. Fakat, sokakta ergenlerin zorbalığına, metroda takım elbiselilerin sataşmalarına ya da işteki diğer palyaçoların şakalarına maruz kaldığında, topluma aykırı bu adam çevresindeki herkesle gitgide daha da uyumsuz hâle gelir.

Filmin yaratıcıları  “Joker”de, evreninin bu ünlü kötü adamının özgün vizyonunu, karakterin daha geleneksel mitolojisinin başlangıç hikayesiyle aşılayarak ama belirgin bir şekilde kendine özgü bir şekilde sunuyorlar. Phillips’in —parçalanmış Gotham şehrinde yolunu bulmaya çabalayan bir adam şeklindeki—Arthur Fleck yorumunu Joaquin Phoenix akıllarda yer edecek şekilde portreliyor: Üzerine herhangi bir sahne ışığının çevrilmesi özlemi içindeki Arthur, stand-up komedide şansını dener ama yaptığı espiriler hep kendisine yöneliktir. Duyarsızlık, zalimlik ve nihayetinde ihanet üçgeninde bir varoluş döngüsüne sıkışıp kalan Arthur’ın üst üste kötü kararlar vermesi bu kasvetli ve alegorik karakterin analizinde, tırmanan olayların zincirleme tepkimesini başlatır.

 

Üç kez Oscar adayı olan Phoenix (“The Master”, “Walk the Line”, “Gladiator”) filmin başrolünü Oscar ödüllü Robert De Niro (“Raging Bull”, “The Godfather: Part II”) ile paylaşıyor. Filmin yazarı ve yönetmeninde birçok dalda oscara aday gösterilmesi gözlerimizden kaçmadı.

“Annem daima bana gülümsememi ve mutlu bir ifade takınmamı söyler…”

—Arthur Fleck

1980’lerin başında, Gotham şehri çalkantılıdır. Fakat suçun kol gezdiği tekinsiz mahalleler ya da kendi çıkarları için her şeyi tehlikeye atan bir mafya babası yoktur. Yoksullar ile varlıklılar arasında bölünmüş bu distopik topluluk sınırları içinde yaşayan herkes için çok daha elle tutulur olan kaygı nedeni aradaki uçurumun gitgide büyümesidir. Haftalar süren çöp grevi ise gerilimi daha da tırmandırır. Gotham tepetaklak olmanın eşiktedir; şehri kurtarabilecek olanlar sadece onu denetleyenlerdir ama ihtiyacı olanlara maddi destek sağlayacak fonlardan mahrum her belediyede olduğu gibi, muhtaçların zorluklarını hafifletmek için tasarlanmış hizmetlerde kesintiye gidilmiştir.

Hayır, sayfalarda ya da ekranlarda resmedilen 80 yıllık yerleşik hikayeden tanıdığımız Gotham ya da Joker değil bu. Kötü şöhretli bir karakterin kökenini işleyen, özgün, tek başına ayakta duran bir hikaye bu; içinde yaşadığı şehir gibi —ve muhtemelen o şehirden dolayı— huzursuz bir ortamın uçurumun eşiğine getirdiği bir adamın öyküsü bu: Bu, Arthur Fleck’in hikayesi. Filmi jokerin mevcut bir olayını değil kötülüğe giden hikayesini de yavaş yavaş karşımıza getiriyor. Bu konuda insanın doğal saf temiz olan özünden nerelere gelebileceğini de görmüş olduk.

Ayrıca seyirciye de zaman zaman empati yapma fırsatı da sunuyor. Bizler filmi izlerken joker değişimi ile birlikte şehrinde nasıl bir değişim geçirdiğini görüyoruz. Bu durumda kötü adamı haklı bulduğumuz anlar olmadı değil…. Çünkü çocuklukta ki masumluğu ve insanlara olan sıcak yaklaşımı bizi öylesine yakaladı ki … Başkalarını kabul etmemek doğuştan gelen değil, sonradan öğrenilen bir şey ve ne yazık ki bunu genellikle öğreniyoruz”.

Oysa zavallı  “Arthur’ın ilk başta tek istediği insanları güldürmek, yüzlerine bir gülücük yerleştirmeye çalışmak. İşte bu yüzden palyaçoluk yapıyor ama bir yandan da stand-up komedyeni olmayı hayal ediyor. Yegâne arzusu dünyaya birazcık neşe katmak. Fakat sonra, Gotham’ın toksik ortamı onu tüketiyor —şefkat ve empati eksikliği, medeniyetin yitişi… Joker’i yaratan da bu oluyor”.

Phillips ve Silver’ın yarattığı Arthur yanlış değerlendirilmelerden oluşan bir varoluş döngüsünde hapis kalmıştır. Hatta Arthur’ın kontrol edilemeyen –ve dizginlemeye çalıştığında daha da ivme kazanan— uygunsuz kahkahası bile günlük hayatında karşılaştığı insanlardan sempati toplamadığı gibi, onu Gotham toplumu tarafından daha fazla alaya ve yabancılaşmaya maruz bırakır. “Günümüzde bilinen bir semptom olsa da, hikayemizin geçtiği dönemde bu semptomun tanısı yoktu ama aslında bu gerçek bir hastalık” diye açıklıyor Phillips.

Phoenix  “Bu karakteri canlandırmak oyuncu olarak benim için bir meydan okumaydı; karakterin izleyiciye ve Joker hakkındaki önceki fikirlerine meydan okuyacağını da biliyordum çünkü bu kurgu dünyada, gerçek dünyamızda da olduğu gibi, kolay cevap diye bir şey yok”.

 

Arthur’un öyküsü hem çok çeşitli hem de ayrıntılarda ölçülü. Bence filmin yönetmeni badman filmindeki karakterinden yola çıkarak joker küçüklüğünde palyaço olmak isteyen birisi olduğuna karar vermişler.

 

Robert De Niro’yu Unutmamak gerek

Her zamanki gibi çok başarılıydı. ilk saniyelerinde bizleri rollerine inandırdı. O her sinemacının rüya oyuncusu sayılır. . Efsanevi aktör filmde gece yarısı televizyon şovu sunucusu Murray Franklin’i canlandırdı. Franklin karakteri Arthur için bir kahramana en yakın şey. Şahsen tanımasa da, Arthur onu bir şekilde komedi yoldaşı olarak görüyor. Komedyen adaylarının pek çoğu şunu biliyordur: Gösterinizden sonra Murray’ninki gibi bir programda konu olmak sadece oyunun kurallarını değil, hayatınızı da değiştirecek bir deneyimdir ve Arthur’ın en büyük dileğidir…

 

Oyuncular & Karakterler

 

Annesinin ona taktığı “Mutlu” lakabının kendi kendine gerçekleşen kehanetine hizmet eden Arthur, komedi kulübü sahnesinde şansını deneyecek cesareti toplayabilmesinden çok önce, gündüzleri Ha-Ha’lar isminde bir firmada palyaço olarak çalışmaktadır. İşi onu şehrin çeşitli semtlerine götürür ama nereye giderse gitsin, evine dönmek için kaçınılmaz olarak her seferinde sayısız merdiven çıkmak zorundadır. Bunlar hem fiziksel hem de mecazi basamaklardır ve film boyunca kendi özüne dönüşümü için çıkacağı daha nice merdivene işaret ederler.

Bu karakter gelişimi Phoenix’in beyinde başlayıp bedensele çevirdiği hazırlıkların bir sonucuydu. Filmde, sosyal hizmetler görevlisinin tavsiyesi üzerine günlük tutmaya başlayan Arthur günlüğüne çizimler, düzyazı ve düşlemeler de ekler. Phoenix ön yapım boyunca bizzat kendisinin bu günlüğe yazılar yazdığını belirtiyor: “Todd bana hikayedeki merdivenlerle ilgili bir not gönderdiği sırada Arthur’ın günlüğüne bir şeyler yazıyordum. Bu not satırlar ve sayfalar boyu ‘basamak üstüne basamak üstüne basamak’ yazmama ilham kaynağı oldu; ve sonrasında birbirimize mesajla gönderdiğimiz bir slogan hâline geldi ”.

Filmin başında, merdivenleri çıkarken Arthur’ın nasıl bitkin olduğunu görüyoruz. Bu da Phillips’in Phoenix’e bir kez daha ilham dolu bir fikir vermesinin sonucuydu: Arthur, sanki sırtında dünyanın yükünü taşıyormuş gibi, “ağır ayakkabılarla” yürüyecekti. Fakat, daha sonra merdivenleri indiği sırada, sadece çok farklı bir Arthur değil, bambaşka bir duruş da görüyoruz.

Yapılan hazırlık ne olursa olsun, “Tüm hazırlıklar performansın içinde eriyor. Joaquin role hazırlanırken o kadar yöntemsel ki onun Arthur’dan Joker’e dönüştüğü tek bir an görmüyorsunuz, geçişler tamamen ölçülmüş biçilmiş bir tempoyla gerçekleşiyor” diyor Phillips.

Aktörün Arthur sunumuna adanmışlığının bir diğer göstergesi de, günde bir elmadan çok az fazlasını yiyerek yaklaşık 18 kilo vermesiydi. Phillips bunun kendi fikri olduğunu itiraf ediyor: “Karakterin, kötü beslenmiş bir kurt gibi, aç ve sağlıksız görünmesini istedim”.

Birlikte çalışırken aralarında yakın bir dostluk kurulan Phoenix ile Phillips, Arthur’ın çift yönlü mizacının ince noktalarını bulup tanımladılar. Yine de, hikayenin akışını ve Joker gibi güvenilmez bir anlatıcının toplumsal açıdan uyumsuz ve gitgide çaresizleşen bir adamın içinden çıkışını dikkatlice değerlendiren ikili, Arthur Fleck’in hikayesinin esas doğrusunu yoruma açık bıraktılar; tıpkı Arthur’ın kendi deneyiminde olduğu gibi.

Aktör bu konuda şunları söylüyor: “Bazı anlar vardı ki Arthur’ın, karşısındaki kişinin onun hakkında nasıl hissedeceğine dair yaratacağı etki yüzünden, hikayesini değiştirmekten keyif alacağını düşündüm; ve bazı anlarda da, gerçekten öyle olduğuna inandığı için hikayesini değiştirebileceğini düşündüm. Genelde bu hüsran yaratır çünkü karakterin gerçek amaçlarını anlamazsınız; ama bu karakterin herhangi bir yöne gidebilecek olması özgürleştirici bir şey oldu. Todd’la bir sahne üzerinde çalışırken, o anda bunu işlemenin şaşırtıcı bir yolunu bulamadığımızda, sahneyi doğru işlemiyormuşuz gibi hissediyorduk”.

Bu tartışmalar yapım sırasında ve her gün çekimlerin tamamlanmasından çok sonra bile devam etti. “Günlük çekimleri bitirdikten sonra, saatlerce telefonda konuşuyor ya da mesajlaşıyor, ertesi günkü sahneleri değerlendiriyorduk. Haftasonları ise o hafta çekeceğimiz sahnelerin üzerinden geçmek için bir araya geliyorduk” diye aktarıyor Phoenix ve ekliyor: “Süreç boyunca harika bir birlik oluşturduğumuzu hissettim; içimizden biri ilham hissetmediği noktaya geldiğinde, diğerinin ona ilham vereceğine güveniyorduk. Bu gerçekten tatmin ediciydi”.

Arthur hasta annesi Penny Fleck’le yaşamaktadır ve kendini ona bakmaya adamıştır. Penny küçük dairesinde, oğluyla birlikte yaşıyor gibi görünse de, aslında kendi dünyasında yaşamaktadır. Odaklandığı iki şey vardır: Televizyon ve Gotham’da yanlış olan her şey. Hatta 30 yıl önce yanında çalıştığı Thomas Wayne’e mektuplar yazar çünkü belediye başkanlığına aday olmayı düşünen bu varlıklı iş insanının, eğer durumunu bilirse, kendisine yardım edeceğini düşünür.

Dekoru, Kostümü, Gerilimi, Sahne atmosferi ve oyunculukları ile bizlere bir insanın masumiyetini çevreyle birlikte nasıl yitirildiğini anlatan akıcı bir film. Yıllar sinemaseverlerin beklediklerine değecek kalitede çekilmiş. insanın empati gücünü nasıl güçlü kıldığını da gösterdi. Biraz piskoloji, biraz gerilim, biraz macera sevecek sinema severlere öneriyorum.

 

joker filmi ile ilgili aramalar

joker filmi ne zaman

joker filmi 2019

joker filmi serisi

joker vizyon tarihi

joker ne zaman

joker 2019 oyuncular

joker filmleri isimleri

joker filmi konusu nedir? Joker filminin oyuncuları kimler? joker filminin rolleri? joker nerelerde oynuyor? joker izle, joker filmi hakkında yazılanlar, jokerde en beğendiklerini? en beğendidiğiniz sahneler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.