Guilermo Verdecchia- Nedim Saban-Sabit Doğan

Nedim Saban ile ortak bir tiyatro projesi için istanbul’a gelen ve Salt Galata’da atölye çalışmaları yapan Guilermo Verdecchia ile 19 Kasım’daki son çalışmadan sonra bir söyleşi yaptık. Söyleşimizde çevirmenliğimizi Nedim Saban üstlendi.

Sabit Doğan info@dirensanat.com
Sabit Doğan: Türkiye’deki genç tiyatrocularla ilk kez bir atölye çalışması yaptınız. İzlenimleriniz neler?

 Guilermo Verdecchia : 25 kişinin katılmış olması beni şaşırttı. Kanada da bu işi ancak 4-5 kişi ile yapıyorduk. Ve katılımcılara bir ücret ödeniyordu. Atölye çalışmasını bir sürecin başlangıcı olarak düşündük ve kesin sınırlarla belirlemedik. Bunun nedeni biraz da benim Türkiye hakkında bilgileri yeni yeni ediniyor olmam. Ama katılımcıların hepsi biraz sonuç odaklı düşünüyordu. Çok şaşırdım insanların değişik deneyimlerinden, değişik tiyatro anlayışlarından ve eğitim süreçlerinden geldikleri halde birbirleri ile nasıl kaynaştıklarına şaşırdım. Hep beraber birlikte üretmeye başladılar. Bu çalışmalarda gençlerin geleneksel Türk Tiyatrosu ile ilgilenmeleri ve çalışmalarında uygulamaları benim çok ilgimi çekti; hikaye anlatıcılığı ve meddah, ortaoyunu gibi. Bunu daha sonra yazacağım ilk oyuna koymam ama araştırmacı olarak müthiş ilgimi çekti. Hiç tanımadığımız bir şey çünkü… Buradan öğrendiklerimi, deneyimlerimi mutlaka oyuna aktaracağım diye bir şey de yok zaten.

Sabit Doğan: İstanbul’da oyunlarda izlediniz. Atölyede yapılanlar ve izlediğiniz oyunlar karşısında Türk Tiyatrosu hakkında az da olsa bir izlenim edinmişsinizdir…

Guilermo Verdecchia : Oyuncuların dinamizimi ve seyircilerin de tiyatronun bu kadar içinde olması beni çok etkiledi. Tiyatroların bu kadar çok olmasını ve ilginin yoğunluğunu beklemiyordum. Bir günde 30’a yakın oyuna gidebiliyorsunuz. Böyle bir şey düşünmüyordum. Toronto’dakinden daha çok oyun seçeneği var.

Sabit Doğan. Peki o zaman İstanbul’da sizi en çok ne etkiledi?

  • Guilermo Verdecchia : Bir haftada Türkiye ile ilgili bir şey söyleyemem ama sadece İstanbul için bir şeyler söyleyebilirim. İstanbul’daki kültürlerin çatışması, bunun yanı sıra bu kültürler arasında   inanılmaz bir diyalog olması ve iç içeliği beni çok etkiledi. Şehrin canlılığı insana beni heyecan veriyor.
  • Sabit Doğan: Yaptığınız atölye çalışmasının teması ‘Tarih’ti. Hem tiyatro tarihi hemde son yüzyılın tarihi. Tarihsel süreçte tiyatronun tarihine etkisi de işlenmiş oldu. Bu sizin bakışınızı nasıl etkiledi?

Guilermo Verdecchia: Özellikle ilk Müslüman kadının sahneye o kadar geç çıkması ilginçti. Çünkü doğuda bile kadınlar çok daha erken sahneye çıktı. Bir de devlet tiyatrosu şehir tiyatrosu gibi ödenekli tiyatro yapılanması… Bu tür etki altında kalabilecek tiyatro yapılanmaları ve sanatçıların memur statüsünde memur statüsünde olması bu yollara yaratıcılığın sınırlandırılması beni çok etkiledi. Çalışmamızda tiyatrocuların işten atılması oyunların yasaklanması oyun metinlerinin sansür edilmesi bana şaşırtıcı geldi. Genel sanat yönetmenleri idari kararlarla değiştiriliyor. Demek ki tiyatro toplumda o kadar önemli, ve aynı zamanda korkulası ki… Çünkü Kanada da böyle bir şey yok, bir kültürel eğlence olarak bakılıyor. Birer alışkanlık gibi. Türkiye’de tiyatro toplumun o kadar içindeki bu kadar politik olaylarla tiyatro eşdeş.

Sabit Doğan: Atölye çalışmasının sonucunda bir oyun üretilecek… Bu oyunun ana teması belirlendi mi? Nasıl bir yol izlenecek?

 Guilermo Verdecchia : Bu proje süreç odaklı… ilk aşama Nedim Saban ile tanışmamızdı. İkinci aşama bir yapımcının devreye girip hadi beraber bir proje üretin demesiydi. Ondan sonraki aşama Türkiye’ye gelerek bu çalışmaları yaparak sanat ortamını ve sanatçıları tanımamdı. Ondan sonraki aşama yarın izleyeceğim bir film, dinleyeceğim bir müzik olabilir? Tanışacağım ya da atölyeye katılan bir oyuncunun hayat hikayesi olabilir. Bundan sonraki adımın ne olacağını tam olarak bilmiyorum. Bunları biz adım adım yapacağız.

Sabit Doğan: Bir soru da Nedim Saban’a sormak istiyorum: Bu projenin Türkiye ayağını oluşturan biri olarak sizin hem atölye çalışması hem de proje hakkında neler düşünüyorsunuz?

Nedim Saban: 50 yaşıma geldiğim zaman gerilediğimi düşünmeye başlamıştım. Her şeye sonuç odaklı bakmak bir süre sonra insanı yoruyor. Seyirci geldi mi? Gelmedi mi? Biletler satıldı mı satılmadı mı? Bunlarla meşgul olmak bir süre sonra tiyatro adına yeni ne yapabilirim ona bakıyorum. Bu kültürler arası bir çalışma olabilir. Keşke bu çalışmayı farklı disiplinlerden buradaki sanatçılarla da yapabilsek. Bir müzisyen bir karikatürist bir heykeltıraş… Aslında Tiyatrokare’nin kuruluşunda bu vardı. 20 yıldır hiç yapılmadı yavaş yavaş da böyle şeyleri yapacağız. Benim Kanada ile çalışmak istememin sebebi özel bir ilgimin olması. Yani bir oyun geliştirme de böyle bir süreç. Dünyanın hiçbir yerinde bir yazarın eve kapanıp oyun yazdığı olmuyor. Bu atölyenin bana da çok yararı oldu. Bir çok gencin yaratıcılıklarını deneyimleyebildim. Guilermo Verdecchia’nın oyunlarını biliyorum. Üniversitelerde bu oyunları hakkında çalışmalarda yapılıyor. Onun da bu sürece sıfırdan başlaması çok önemli.

Atölye videoları:

Röportaj: Sabit Doğan

www.dirensanat.com

PAYLAŞIM
Önceki İçerikNedim Saban’ın Türkiye ile Kanada Köprüsü
Sonraki İçerik‘Boş Şehir’de Özel Etkinlik
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan