Dünya Tiyatro Günü’nde, seyrettiğim oyunlarıyla bana tiyatro sevgilisini aşılayan, Müşfik Kenter’e, Genco Erkal’a, çok değerli hocalarım, Tiyatromuzun biricik yıldızı, Yıldız Kenter’e, Melih Cevdet Anday ve Sabahattin Kudret Aksal’a çok teşekkür etmek istiyorum. Sizler sayesinde, bugün çok sevdiğim ‘Tiyatro’nun bir parçasıyım ve bundan da onur duyuyorum…

 

RENGİN UZ
RENGİN UZ

Bernard Shaw ‘ Sanat, uygarlığın imzasıdır’ demiş. Tiyatro da bu uygarlığın, insanı insana insanla anlatan en eski, en köklü sanat dalı. Tiyatro ışık tutar, tiyatro aydınlatır, tiyatro insana insan olduğunu hatırlatır. Tiyatro muhaliftir, tiyatro özgürdür, tiyatro iyidir, tiyatro umuttur, tiyatro tutkudur…

Ama bizim ülkemizdeki iktidar çok korkar tiyatrodan. Uygarlığın mizası ya! Tiyatro sahnesinde söylenenler hiç hoşuna gitmez malum kişilerin! Cumhuriyetimizle birlikte bütün değerlerimize göz dikenler ’Sahnelerinizi kapatırız’ diye tehditler savururlar. 2013- 2014 tiyatro sezonunu karanlık açtık. Devlet desteğinin ‘Gezi olaylarına’ destek veren tiyatrolara verilmeyecek diye buyuruldu! Böyle akıl almaz bir uygulama sadece bizim ülkemizde olur. Ayrıca yardım alabilmek için sahnelenen oyunun ahlak kurallarına uygunluğu koşulu getirildi! Ahlaklı oyun! Neye göre, kime göre? Ben de sormak istiyorum, acaba Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen Necip Fazıl Kısakürek’in, sezonun en kötü yapımlarından biri olan‘ Para’ oyunu çok mu ahlaklıydı? Kaygıyla başladık sezona, ödenekli kurumların kapatılması endişesiyle devam ettik ve artık isyandayız…

Bugün Dünya Tiyatro Günü. Tüm dünyada kutlayan, tiyatrocuların, bu mesleğe emek verenlerin günü. Ama bizde kutlanacak heves bırakmadılar. İktidar sanata top yekün savaş açmışken, sanattan öcü gibi korkarken, sanatçılar kaygı içindeyken, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü ITI-Unesco Türkiye Merkezi tarafından hazırlanan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi son noktayı koydu! İçerik olarak kabul edilir gibi değildi. Zaten Türkiye Eleştirmenler Birliği de bu bildiriyi reddettiğini açıkladı. Tiyatro bildirisi bu yıl ilk kez imzasız olarak kurum adıyla hazırlandı! ITI- Unesco Türkiye Merkezi İcra Komitesi üyesi Refik Erduran, bildirinin pek çok tiyatro icracısına danışılarak hazırlandığını belirtti! O bildiride, özerk tiyatronun sonu olan TÜSAK Yasa Tasarısı, tiyatro alanında tasarlanan yeni girişimler şeklinde nitelenirken ‘ empatiye en çok yer veren sanat dalının tiyatro olduğu vurgulanıyor ve “Tartışma aşamasında onlara da, yetkililere de empati ve başarı dilekleriyle, hepimizin 27 Mart günümüzü kutlarız” deniliyor! Kusura bakmayın ama, geçen yıldan bu yana ‘ Tiyatro özgürdür, kurumlar özerktir’ diye sesimizi duyurmaya çalışırken bu tiyatroyu yok sayan, düşmanca düşüncelerle empati kuramayız! Tiyatroyu tiyatrocuların elinden alan zihniyetle aynı görüşü paylaşamayız. Ülkemizin sanat kurumlarını lağveden TÜSAK Yasa Tasarını’yla empati kurmamızı boşuna beklersiniz.

Nazım Hikmet'in Bursa Ceza Evi'nden Mektuplar oyunundan; Genco Erkal- Tülay Günal
Nazım Hikmet’in Bursa Ceza Evi’nden Mektuplar oyunundan; Genco Erkal- Tülay Günal

Devlet Tiyatrosu eski genel müdürlerinden Yücel Erten ise, aralarında Sanatçılar Girişimi, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, UPSD Türkiye , Amatör Tiyatro Çevresi, Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, Türkiye Barolar Birliği, PEN Türkiye’nin de olduğu birçok kurumun da imzaladığı bir alternatif bildiği kaleme aldı. Sansürün gündelik olay haline geldiğine vurgu yapan Erten, TÜSAK denilen bir fetva ile Cumhuriyet’in gözbebeği sanat kurumları için idam fermanı düzenlendiği, bu bağlamda sanat kurumlarımızın yok edilmesi girişimine sonuna kadar karşı çıkacağız, diyordu.

KARANLIĞA KARŞI TİYATRO

Bugün Dünya Tiyatro Günü. Sevinçle, mutlulukla, gururla kutlanacak böylesine güzel bir güne gölge düşürenlere karşı öfke doluyum. Tiyatronun ne kadar zor koşullarda yapıldığına yakından tanık olduğum için isyan ediyorum. Tiyatrocuların seyirciyle el ele vererek kutlayacakları bu mutlu günü aldılar elimizden. Nasıl kutlama yapılabilir bu karanlığın orta yerinde. Devlet Tiyatroları, Opera, Bale topun ağzında. Şehir Tiyatroları kapanmaktan (şimdilik) kurtuldu ama tamamen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin günümü adlında. Şöyle özgürce 100. Yıllarını bile ağız tadıyla kutlayamıyorlar…Sanatçılar bezgin, yarınlarından kaygılı..

Dedim ya, isyan ediyorum ama böyle özel bir günde de karalar bağlamak yerine biraz da umuttan, güzel şeylerden söz etmek istiyorum. Sezonun sonuna geldik. 2013-2014 sezonunda güzel şeyler oldu tiyatromuzda. Bize umut veren oyunlar, oyuncular seyrettik. Susturamadılar sanatçıyı. Susturamadılar özgür sanatı. Beni etkileyen oyunlara, oyunculara kısaca değinmek istiyorum: önce Tiyatro Gerçek’ten söz etmek istiyorum. Beş yıldır kendi kanatlarıyla uçan Hakan Gerçek ve Tiyatro Gerçek’ten. Bu sezon, çok zor bir işe soyundu ve alnının akıyla çıktı. Adalet kavramının sorgulandığı, ayaklar altına alındığı karanlık günlerden geçerken ‘Savunma’ ile çıktı karşımıza. ABD’li ünlü ceza avukatı Clarence Seward Darrow’un anılarından Irving Stone’un oyunlaştırdğı ‘Savunma’, bir özel tiyatro için oynanması gişe açısından riskli bir projeydi ama adalete hasret seyirci salonu doldurdu.

4
Engin Hepileri- Tiyatro.İn- ‘Katil Joe’

Hakan Gerçek, ‘Savunma’ ile, Türkiye Eleştirmenler Birliği’nin kapalı oylarıyla ‘Yılın Erkek Oyuncusu’ ödülünü layık görüldü. Sonuna dek hakkıdır. Ve ödülü Hakan’la paylaşan Engin Hepileri, bu sezon ‘Tiyatro iN’ i kurdu. Çok sert bir sistem eleştirisi olan, Tracy Lettb’in yazdığı ‘Katil Joe’ ile En İyi Erkek Oyuncu seçildi. Kenter Tiyatrosu’nun yetiştirdiği bu iki iyi tiyatro adamını bir kez daha alkışlıyorum Dünya Tiyatro Günü’nde. Yıldız Hoca’nın emeklerine değmiş.

'Savunma' oyunundan -Hakan Gerçek
‘Savunma’ oyunundan -Hakan Gerçek

Muhteşem performanslar izledim sezon boyu, Kim Korkar Hain Kurttan oyununda Zerrin Tekindor (T.E.B, En iyi Kadın oyuncu ödülü ) ve Tardu Flordun’u unutmak mümkün mü? Nedim Saban güzel bir sürpriz yaptı. 22 yıl önce Tiyatrokare’nin açılış oyunu olan Neil Simon’un Pulitzer ödüllü ünlü oyunu ‘Müziksiz Evin Konukları’nı sahneledi. Serpil Tamur’un 50. Sanat yılı sahnede kutlandı. Ve benim kıymetlim, Ferhan Şensoy. Tek başına, bir Don Kişot gibi tarihi Ses Tiyatrosu’nu ayakta tutmak için yine didindi bu sezon. Ferhan olmasaydı şimdi o tiyatro çoktan AVM veya otel olmuştu. Dünya Tiyatro gününde, hepimiz ona kocaman bir teşekkür borçluyuz.

Zerrin Tekindor- Tardu Flordun
Zerrin Tekindor- Tardu Flordun

 

İYİ Kİ VARSINIZ GENÇLER

Bu yıl da gençlerin, alternatif tiyatroların yılı oldu.. Tiyatrocuların gününde, umutlarını hiç kaybetmeyen genç tiyatroculardan, yazanlar, yönetenler ve oynayanlardan da söz etmek istiyorum. Onlar tiyatronun aydınlık yüzü…Onlar ‘Karanlığı karşı özgür tiyatro’ yapanlar…Onlar bu ülkede Tiyatro’nun hiçbir zaman ölmeyeceğinin en güzel kanıtı. Onlar gurur duyduklarımız…Avuçlarım kızarana kadar alkışladıklarım oldu bu sezon, gurur duyduklarım, beni yine yanılmadı dediklerim ve yeni keşfettiklerim…

Tiyatro Craft’ın, Kemal Hamamcıoğlu’nun yazdığı ‘Garaj’ oyununda bir Enis Arıkan vardı, trans rolünde. Bilmesek inanamazdık onun o olduğuna! Oyuna üç saat öncesinden hazırlanarak güzel ve çekici bir kadına dönüşen Enis Arıkan’ı ben yıllar önce Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda keşfettim. Bu çocukta iş var dedim ve o çocuğu daha sonra DOT’ta alkışladım, Garaj’da ise gözlerim dolarak seyrettim…Bu oyunu Enis Arıkan için izlemelisiniz, mutlaka. İki çok iyi trans yorumundan daha söz etmek istiyorum. Biri Galata Perform’un ‘İz’ oyununda, Sevengül rolü ile Okan Urun. Oyunun genç yazarı Ahmet Sami Özbudak’ın adını da kaydetmek gerek. Diğeri ise Örümcek Kadının Öpücüğü’nde Molina’yı, bıçak sırtı bu rolü muhteşem yorumlayan Göktay Tosun.

1_Fotor_Collage
üst: Örümcek Kadının Öpücüğü- alt: garaj- sağ: iz

 

Tiyatro İkinci Kat, Beyoğlu’ndan sonra ikinci tiyatrosunu Karaköy’de açtı. Gece, in cin top attığı Karaköy’de tiyatro kurarak bir ilke imza attılar. Sami Berat Marçalı ve Eyüp Emre Uçaray, genç kuşağın, çok takdir ettiğim çalışkan, girişimci tiyatrocuları. Küçük ve Şapkalı O….Çocuğu,yine çarpıcı oyunlardı. Özellikle Şapkalı O….Çocuğu’nda tüm kadro çok iyiydi.

Şapkalı O... Çocuğu
Şapkalı O… Çocuğu

 

Tiyatro Öteki Hayatlar’da, çok yetenekli bulduğum H.Can Utku’nun yazıp yönettiği ‘Üç Yapraklı Yonca’ da başarılı iki genç oyuncu, Eda Erman ve Ufuk Karagöz’le tanışmak benim için büyük zevkti. Oyunlarını Galata’daki eski hamursuz fırınında sürdüren D 22’de beni en çok duygulandıran, annelerinin çocuklarına katkı için, soğuk, yağmur çamur demeden kahve, çay servisi yapmaları, el emeği kek ve poğaçaları satmalarıydı.

Tiyatrolar kapanma tehlikesi yaşarken, yeni kurulanlar da oldu. Bunlardan Tatavla’yı kuran Şehir Tiyatrosu oyuncularından, Eraslan Sağlam ‘Aktör Kean’i yorumladı. Kemal Başar ‘ Tiyatro Keyfi’ni açtı. Filmi büyük sükse yapan Oscarlı ‘ Rain Main’ filminden Dan Gordon’un tiyatroya uyarladığı oyun, ön yargılı olanları yanılttı. Ve sezonun sonunda Tiyatro Pürtelaş, Lars Noren’in ‘Savaş’ oyunu ile geldi, pir geldi. Savaşın kazananı olmadığını yüzümüze tokat gibi çarpan oyun, TEB Ödüllerinde ‘En İyi Oyun’ seçildi.

SAVAŞ
SAVAŞ

HOCALARIMI ANARKEN

İşte böyle sevgili okurlar ve tiyatro izleyicileri, tiyatrodan korkanlar, tiyatrocunun sesini kesmek için kafa patlatıp yasalar çıkartırken, küçük salonlarda harika işler yapılıyor, muhalif sesler yükseliyor. Ve onların gücü, gençlerin tiyatro için çarpan yüreklerini susturmaya asla ama asla yetmeyecek… Dünya Tiyatro Günü’nde hep hocalarımı, kaybettiğimiz değerli tiyatro sanatçılarını anarım. Tiyatro sevgisini bana, ortaokul çağlarında seyrettiğim oyunlarıyla aşılayan ve Konservatuarın Tiyatro Bölümü’ne girmeme neden olan Müşfik Kenter’ e ve Genco Erkal’a, tabii ki canım hocam Yıldız Kenter’e, yine çok değerli hocalarım, Melih Cevdet Anday’a, Sabahattin Kudret Aksal’a bu özel günde çok teşekkür etmek istiyorum…Onlara minnettarım. Sayelerinde, bugün çok sevdiğim ‘Tiyatro’nun bir parçasıyım ve bundan da onur duyuyorum…

 “Çöl Faresi” oyunu. Sahnede Yıldız Kenter, Sadri Alışık, Turgut Boralı ve Genco Erkal (soldan sağa).
“Çöl Faresi” oyunu. Sahnede Yıldız Kenter, Sadri Alışık, Turgut Boralı ve Genco Erkal (soldan sağa).

Ve sevgili Hadi…Hadi Çaman…Seni unuttuğumu sanma, ne kadar önem verirdin Dünya Tiyatro Günü’ne…Ben de hep kutlardım senin gününü. Yine kutluyorum Hadi’ciğim… Haberler iç açıcı değil ne yazık ki. Ama direniyoruz. Senin canın kadar sevdiğin, ömrünü verdiğin tiyatron kapkaranlık… AKM ise polislerin çay bahçesi oldu! Bu yıl, bir büyük tiyatro ustasını Nejat Uygur’u da kaybettik. Ne güzel sohbetlerimiz olmuştu birlikte, senin tiyatronda. Yeniler yetişse de giden ustaların yeri hiç dolmuyor…

Arif Akkaya- Ece Okay- Hadi Çaman- Oğuz Oktay- Mesut Akusta
Arif Akkaya- Ece Okay- Hadi Çaman- Oğuz Oktay- Mesut Akusta

Tiyatro salonlarını karanlığa terk edenler, salonların kapısına kilit vuranlar, unutmayın ki, tiyatro her yerde yapılır, yeter ki oyuncu ve seyirci olsun! Utanılacak bir şey yaptınız, yarım asırdır tiyatromuzun gururu olan Genco Erkal’ın tiyatrosunu elinden aldınız, o güzelim tarihi Muammer Karaca Tiyatrosu’nu kapattınız. Ama Genco Erkal ne yaptı ? Gitti yıldızların altında oynadı…Salon kapatmakla sanatçıyı susturamazsınız!

Sanatçıdan, tiyatromuzdan elinizi çekin, perdemize gölge düşünmeyin, bizden de empati falan beklemeyin…

RENGİN UZ

www.dirensanat.com

 

 

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.