İstanbul’da Bizans’ı Ücretsiz Keşfedin

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, kuruluşunun 10. yıldönümünde İstanbul’da Bizans’ı Keşfetmek: Bilim İnsanları, Kurumlar ve Mücadeleler, 1800-1955 başlıklı uluslararası bir sempozyum düzenliyor. 19. ve erken 20. yüzyılda Bizans araştırmalarının İstanbul’daki gelişimini mercek altına alan sempozyum, Pera Müzesi Oditoryumu’nda ücretsiz gerçekleşiyor.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul kent tarihine ışık tutan etkinliklerine, kuruluşunun 10. yıldönümü kapsamında düzenlediği İstanbul’da Bizans’ı Keşfetmek başlıklı sempozyum ile devam ediyor. 16-18 Kasım 2017 tarihleri arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşen sempozyum, Paris Centre National de la Recherche Scientifique (CNRS) üyeleri Olivier Delouis ile Brigitte Pitarakis yönetiminde düzenleniyor. Sempozyumda, Konstantinos’un M.S. 330 yılında kurduğu Bizans İmparatorluğu’nun araştırılmasında etkili olan nedenler ve teşvik edici unsurlar; bilim insanlarının Konstantinopolis’in anıtlarına ve maddi zenginliğine erişim yolları; hangi yapıtların incelenmesine hangi şartlarda izin verildiği gibi konular ele alınıyor. Ayrıca, uluslararası düzeyde bilimsel rekabet; yeni kurulan yabancı enstitü ve müzelerin faaliyetleri ile yerli bilim insanlarının araştırmalara bakış açısı da sempozyumda tartışılacak konular arasında yer alıyor.

İstanbul’da Bizans’ı Keşfetmek sempozyumu,

Doğu Akdeniz’de belli başlı arkeolojik keşif gezilerinin ortaya çıkışıyla başlıyor. Osmanlı İmparatorluğu ile modern Türkiye Cumhuriyeti’ni de içine alan bu dönem, 10. Uluslararası Bizans Araştırmaları Kongresi’nin İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilmesiyle sona eriyor. Bu bağlamda, katılımcılar ülkelerindeki arşiv malzemelerini değerlendirerek yeni ve bilinmeyen araştırma kaynaklarını bilim dünyasına tanıtmayı amaçlıyor. Açılış konuşmasını “Osmanlıların Bizans’ı (Yeniden) Keşfi” başlığıyla Edhem Eldem’in yapacağı sempozyumun katılımcıları arasında Rus Bilimler Akademisi, St. Petersburg Tarih Enstitüsü’nden Lora Gerd, Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nden George Vassiadis, Köln Üniversitesi’nden Peter Schreiner, Boğaziçi Üniversitesi’nden Nevra Necipoğlu, St. Andrews Üniversitesi’nden Lenia Kouneni ve Columbia Üniversitesi’nden Holger Klein yer alıyor.

Sempozyum Kapsamında Uzun Cuma Konseri: Galata Music Projects

Sempozyum kapsamında Rum Bestekârlar: Konstantinopolis Nefesleri, İstanbul Sedaları başlıklı bir konser düzenleniyor. Galata Music Projects’in 19. yüzyıl Osmanlı Rum bestecilerinin yapıtlarını sunacağı konserde, bu bestecilerin melodik zenginliğini ve sanatsal duyarlılığını öne çıkaran bu özgün müzik tarzının modasının geçmediği, unutulmadığı, tam tersine şehrin çok kültürlü mirasıyla çağdaş ve yaşayan bir müzik köprüsü kurduğu ortaya konuyor.

Konser, 17 Kasım Cuma günü saat 19:30’da Pera Cafe’de ücretsiz izlenebilir.

Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek sempozyum ücretsizdir. Yerler sınırlıdır, rezervasyon alınmamaktadır. Etkinlik dili İngilizcedir, Türkçe simültane çeviri olacaktırİstanbul Araştırmaları Enstitüsü aynı zamanda bir kütüphane! Kütüphane çalışma saatleri hakkında ayrıntılı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.iae.org.tr

Facebook: https://www.facebook.com/IstanbulArastirmalariEnstitusu
Twitter: https://twitter.com/Ist_Arast_Enst
Youtube: https://www.youtube.com/user/IstArastEnst
Instagram: https://www.instagram.com/istanbul_arastirmalari/
Flickr: https://www.flickr.com/photos/istarastenst/
Blog: http://blog.iae.org.tr/

Önceki İçerikAtatürk, Ölüm Yıldönümünde En Güzel Bestelerle Anıldı
Sonraki İçerikAtatürk Haftası’nda ‘Unutmadık’ sergisi
Sabit Doğan
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan