Son zamanlarda Devlet Tiyatroları’nda yaşanan olayları ve çözüm yollarını Tamer Levent’e sorduk. Devlet Tiyatroları’ndan sanatçılar neden atıldı? Yasal hakları nasıl korunuyor? Özel Tiyatroların durumu ne olacak? Yeni bir Devlet Tiyatroları  kanun tasarımı var mı? Yoksa Nasıl olmalı? neler göz önünde bulundurulmalı? 657 numaralı kanun maddesine sanatçılar bağlı mı? bu kanun maddesinden nasıl uzaklaştırılmalı? Binaların durumu ne olacak? Sanat işletmeciliği nedir nasıl olmalı?

Kültür ve Sanat alanında yaşanan krizler hakkında  sorularımızı cevaplandıran Tamer Levent çözüm odağında Fikri Mülkiyet Haklarının tüm koşulları ile uygulanması gerekiyor dedi.

Sabit Doğan ile Diren Sanat Söyleşileri Diren sanat Youtube kanalımızda izletebilirsiniz. Paylaşıp abone olmayı unutmayın.

Devlet Tiyatroları oyuncuları kadro beklerken işlerinden oldu. Cumhurbaşkanı Kararnamesi ve Bakan Ersoy’un açıklamasıyla kadro umudu taşıyan yaklaşık 150 tiyatro emekçisi sarı zarfla mevcut işlerinden de oldu.

Konu hakkında Bir Gün Gazetesi’nin Haberi

ÖNCE UMUT SONRA HÜSRAN

Aynı gün Anadolu Ajansı’na demeç veren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tiyatrocuların umudunun sevince dönüşmesini sağladı. Yıllardır süren sorunların biteceğini müjdeleyen Ersoy, “Hiçbir statüsü olmadan, yevmiye ile görev yapan sanatçılarımız ve teknik çalışanlarımız, artık Bakanlık olarak bizim sözleşmeli personelimizdir. Hepsinin iş güvenliği endişesi giderilmiş, çalışma hayatları devletimizin güvencesi altına alınmıştır. Bu kapsamda maaşlarında da ciddi bir iyileştirmeye gidilmiştir” dedi.

DT Genel Müdürlüğü, bu düzenleme için başvuru tarihlerini 26-30 Aralık olarak belirlemişti. Sanat kurumlarında yıllardır kadro verilmemesi ve sınav yapılmaması dolayısıyla kadro bekleyen ve mezun, misafir, süreli sözleşmeli figüran vs. pozisyonlarında çalışan 150 civarında oyuncu ise kulislere gelen sarı zarflarla karşılaştı. Oyuncular gerekçe gösterilmeksizin, “Sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esaslar kapsamında çalışma talebiniz Genel Müdürlüğümüzce uygun görülmemiştir” yazısıyla karşılaştılar. Eşzamanlı olarak Genel Müdür Mustafa Kurt tarafından il müdürlüklerine gönderilen talimatlarda başvuruların incelendiği belirtilerek, “Yapılan değerlendirme sonucunda ekteki listede yazılı olanların anılan kapsamda istihdam edilmeleri uygun görülmemiştir” denildi. Tebligatlar sebebiyle Adana DT “Miletos Güzeli” oyunu için perde açamadı. Birçok sahnede ise oyunlar yarım yamalak oynandı.

Kültür Sanat Sendikası yaptığı yazılı basın açıklamasıyla bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulundu. Sendika açıklamasında, “15 Temmuz sürecinde binlerce kamu emekçisi soruşturulduğu sırada, kimileri açığa alınır kimileri KHK larla ihraç edilirken; tırnak içinde “temiz” çıkan sanat emekçileri şu an güvenlik gerekçesiyle işten atılıyorlar. O günden bu güne ne değişmiştir? Kimi durumlarda aylar hatta yıl süren güvenlik soruşturmaları Sanat kurumlarında ışık hızında yapılarak üç günde nasıl sonuçlandırılmıştır?” ifadelerini kullandı.

Sendika ayrıca 4/C’li yani “geçici personel” istihdamına benzer bir istihdam biçimi 4/B’li Sözleşmeli Personel istihdamıymış gibi gösterilmeye çalışıldığını aktardı ve ekledi: “Kararnameye konan geçici madde de yapılacak sözleşmenin 2020 yılı için geçerli olduğu hüküm altına alınmış. Peki, 2021 yılı ne olacak? 20 yıldır çalışan misafir sanatçıların misafirlikleri hiç bitmeyecek mi?”

KİMİN YAKINLARI KADROYA GİRECEK?

İşine son verilen bir DT oyuncusu, süreci mahkemeye taşıyacaklarını söyledi. Oyuncu, yaptığı açıklamasında, “DT oyuncusuydum. Geçen sene de çalıştım, bu yıl da çalışacağıma kesin gözüyle bakıyorduk. Ulaştırılan bir zarfla öğrendik. Ve başvurularımız neticesinde uygun görülmediğimiz bize aktarıldı. Neden uygun görülmediğimizi bilmiyoruz. Dava edeceğiz. Ancak bu şekilde öğrenebileceğiz. Herhangi bir devlet tiyatrosunda çalışmam da engellendi. Rol aldığım oyunum ertelendi, gruptan çıkarıldım. Başka oyunlar da kaldırıldı. Bizden sonra hangi isimlerin yakınlarını alacaklarını merak ediyorum” ifadelerini kullandı.

SARAY’DA PERDE AÇILDI

Devlet Tiyatroları, oyunculara sarı zarflar tebliğ edildiği saatlerde, Saray’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla “Leyla ile Mecnun” adlı oyununu sergiledi. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, emekçilerin işlerinden olduğu saatlerde Erdoğan’dan tebrik aldı.

PAYLAŞIM
Önceki İçerik“AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR” GALASINDA İYİLİK KAZANDI.
Sonraki İçerikTanrının Eli ve İstila oyunun Başarılı Oyuncusu Barış Gönen ile Konuştuk / Özel Röportaj
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan