“Müziklerinden daha sıradışı bir şey varsa o da onun hikayesi”

Kuşaklar arası, çok kültürlü ve küresel bir fenomen olan Queen’in müziklerine, klişelere meydan okuyan dünyanın en efsanevi sanatçılarından biri haline gelen ikonik solistleri Freddie Mercury’e bir saygı duruşu niteliğinde olan Bohemian Rhapsody’nin Türkiye’deki ilk gösterimi, 31 Ekim Çarşamba akşamı %100 Music deneyimiyle ZORLU PSM Turkcell Sahnesi’nde.

TME Film dağıtımıyla 2 Kasım’da tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de gösterime girecek filmin özel gala etkinliği Radyo Eksen ve GQ’nun medya sponsorluğu 3c1m’in katkılarıyla gerçekleşecek.

“Bohemian Rhapsody” şarkısının nasıl ortaya çıktığına dahi şahit olunacak film, sadece Freddie Mercury ve grubun hikayesi değil, aynı zamanda sesi nasıl yarattıklarının hikayesi!

Film; Queen’in simgeleşmiş şarkıları ve devrimci sesiyle grubun meteorik yükselişine, Freddie Mercury’nin yaşamını tehdit eden hastalığına ragmen rock müzik tarihinin en büyük performanslarından biri olan 1985 tarihli Live Aid konserinin arifesindeki muzaffer birleşme sürecine yayılıyor.

 

Prodüktörlüğünü Graham King, Robert De Niro, Jim Beach’in üstlendiği hikayesi Peter Morgan ve Anthony McCarten tarafından yazılan filmde Queen kurucuları gitarist Brian May ve davulcu Roger Taylor tüm yaratım sürecinde takımın bir parçası olarak yer aldı ve filmin tarihe sadık kalması sağlandı. Graham King, “film onların hayat hikayelerini anlatıyor ve kimse bunu onlardan daha iyi bilmez” diyor. “Pek çok kitap, dergi ve makale okuyabilir, çok sayıda video ve röportajı izleyebilirsiniz, ancak bu insanlarla oturduğunuzda, bugün bulamadığınız Freddie hakkındaki gerçekleri anlatabilirsiniz. Bu benim için çok önemliydi. Her şey doğru olana kadar filmi yapmamamız gerektiğini hissettik ; hikaye, oyuncular her şey yerine oturmak zorundaydı. Benim için en alt nokta, herkesin hikaye anlatımından ve dünya çapında gösterilecek olan hayat hikayeleri hakkında bir filmden gurur duymasıydı. ”

 

Emmy Ödüllü Rami Malek Freddie Mercury’nin olağanüstü hayatına ışık tutmak için mikrofonu eline aldı

 

X-Men serileri, Superman Geri Dönüyor filmleri ile de tanınan Bryan Singer’ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu Bohemian Rhapsody’de Freddie Mercury’i Rami Malek, Brian May’I Gwilym Lee, Roger Taylor’ı Ben Hardy, John Deacon’ı Joseph Mazzello canlandırıyor. Film, Queen’in ikonik canlı performansı Live Aid’e geniş yer veriyor.Live Aid, 1980’lerin en önemli kültürel etkinliklerinden biriydi ve 13 Eylül 1985’te Londra’daki Wembley Stadyumu ve Philadelphia’daki John F Kennedy Stadyumu olmak üzere iki aşamalı bir konser serisi ile dünyanın en büyük süper starlarını bir araya getirdi. Geldof ve Midge Ure tarafından organize edilmiş, Etiyopya’daki kıtlıktan etkilenenler için fon toplamak amacıyla, tüm dünyadaki en büyük uydu bağlantılarından ve TV yayınlarından biri olarak dünya çapında 150 ülkede toplam 1,9 milyar kişi tarafından izlendi.

 

Filmin gösteriminin ardından sahne üstü Radyo Eksen DJ’leriyle Oldies Party’nin de gerçekleşeceği etkinliğin sınırlı sayıdaki biletleri ZORLU PSM gişesi ve Biletix üzerinden satışa çıktı.

20.30 %100 Music: Bohemian Rhapsody Gala Gösterimi

22.45 %100 Music: Radyo Eksen DJ’leriyle Oldies Party

 

Gösterim + After Party: 45 TL

After Party: 20 TL

*Bu etkinlik için satın alacağınız biletler hem film gösterimine, hem de gösterim sonrası partiye giriş sağlar.

Filme alma fikri nasıl oluştu? Yapım süreci nasıl gelişti?

Yapımcı Graham King, ödüllü yazar Peter Morgan tarafından Freddie Mercury ve grubu Queen’in öyküsünün haklarını satın almaya ikna edildi. King süreci şöyle anlatıyor; “Hugo filmini çekiyordum, Peter beni aradı ve bana Queen’i sever misin diye sordu, ben de “Evet, Queen’e bayılırım! dedim. Ve bana bu senaryoyu spesifik olarak yazdığını, kimsenin hikayelerinin haklarına sahip olmadığını ve buna dahil olmayı düşünmem gerektiğini söyledi. ”

Kimlerden  Bilgi alındı?

King, 1970’lerde ve 1980’lerde Londra’da büyüdüğü için Freddie’nin hayatı hakkında bir şeyler biliyordu. Queen’in avukatı Jim Beach ile uzun bir telefon görüşmesinden sonra Queen kurucuları gitarist Brian May ve davulcu Roger Taylor ile tanıştırıldı, böylece anlaşma sağlandı ve süreç başladı!

 

Gitarist Brian May ve davulcu Roger Taylor, tıpkı King’in istediği gibi tüm yaratıcı süreç boyunca takımın bir parçası oldu ve onların katılımı, filmin gerçeğe yakın olmasını sağladı.

Filmde asıl hedef ne idi?

Graham Kİng“Film onların hayat hikayelerini anlatıyor ve kimse bunu onlardan daha iyi bilmez” diyor. “Pek çok kitap, dergi ve makale okuyabilir, çok sayıda video ve röportajı izleyebilirsiniz, ancak bu insanlarla oturduğunuzda, bugün bulamadığınız Freddie hakkındaki gerçekleri öğrenebilirsiniz. Bu benim için çok önemliydi. Her şey doğru olana kadar filmi yapmamamız gerektiğini hissettik ; hikaye, oyuncular her şey yerine oturmak zorundaydı. Benim için en alt nokta, herkesin hikaye anlatımından ve dünya çapında gösterilecek olan hayat hikayeleri hakkındaki bu filmden gurur duymasıydı. ”

 

Freddie Mercury’nin hala Brian May‘in kalbinde özel bir yer tutması şaşırtıcı değil.

Brian May, “Freddie ile çok fazla anımız var,” diye merakla hatırlıyor. “Ben onun gözlerindeki gülümseme ve ışıltıyı hatırlıyorum. Tamamen uygunsuz bir şey söylerdi ama komik ve kibardı, kalbinde hiçbir kötülük yoktu. Yine de oldukça fevri bir tavrı vardı, tepki gösterirdi ama bunun yanında çok da utangaçtı ve eğer bir çatışma varsa, onunla ilgilenip çözerdi. Freddy’nin sahip olduğu büyük sıcaklığı ve hiçbir şey için zaman kaybetmeyişini hatırlıyorum. Her zaman odaklanmıştı ve bir durumdan nasıl çıkmak istediğini bilirdi. Ve bu, belirli bir durumda herkesi memnun etmeye çalışmaktan ziyade öğrenmek için iyi bir ders. ”

 

Graham King ayrıca filmin, müziğin oluşum sürecini gösterme konusunda da başarılı oluşuyla gurur duyuyor.

Bir grup müziklerini nasıl yaratıyor? Bu, ekranda gösterilmesi gerçekten zor bir şey ”diyor. “Seyirci bunu görmekten gerçekten zevk alacak. Bu sadece Freddie’nin hikayesi değil, aynı zamanda sesi nasıl yarattıklarının hikayesi. “Bohemian Rhapsody” nasıl ortaya çıktı? Filmde buna da şahit oluyoruz ”

 

Brian May’in özellikle görmekten memnun olduğu sahnelerden biri, grubun 1974’te BBC-TV’nin efsanevi programı Top of the Pops’da ilk kez görünüşüydü. Bu program sayesinde grup ilk defa Freddie’nin inanılmaz destekleyici performansı ve extra dar kıyafetiyle tüm dünyanın gözlerinin önündeydi.

 

“Başka bir grup son dakikada iptal edildi ve biz de aniden içeri girdik” diyor May. “Ama bizim için çok garipti çünkü BBC politikası o zaman kimsenin canlı söylemeyeceği ve playback yapacağı şeklindeydi . Biz bu konuda hiç rahat hissetmedik çünkü biz canlı bir gruptuk. Ama bu bizim “Bohemian Rhapsody” için video yapmaya karar vermemizi sağladı, çünkü sahnede durup taklit yaparken komik gözükeceğimizi biliyorduk. Şarkı bir numaraya yükseldi ve altı hafta boyunca orada kaldı, Top of the Pops’da da altı hafta boyunca video yayınlandı. Dünyanın her yerine ulaşacağını ve aynı etkiye sebep olacağını bilmiyorduk. Avustralya’da örneğin, pek bir iz bırakmamış olmamıza rağmen, muazzamdı. Bu video bizi gerçekten bir yıldıza dönüştürdü. ”

 

Film, Queen’in ikonik canlı performansı Live Aid’e geniş yer veriyor.

 

Live Aid, 1980’lerin en önemli kültürel etkinliklerinden biriydi ve 13 Eylül 1985’te Londra’daki Wembley Stadyumu ve Philadelphia’daki John F Kennedy Stadyumu olmak üzere iki aşamalı bir konser serisi ile dünyanın en büyük süper starlarını bir araya getirdi. Geldof ve Midge Ure tarafından organize edilmiş, Etiyopya’daki kıtlıktan etkilenenler için fon toplamak amacıyla, tüm dünyadaki en büyük uydu bağlantılarından ve TV yayınlarından biri olarak dünya çapında 150 ülkede toplam 1,9 milyar kişi tarafından izlendi.

 

Öyküyü bu inanılmaz canlı performansla birleştirme fikri, King’e ve ekibine inanılmaz mantıklı geldi.

 

Konser, Mercury’nin Almanya’ya taşınıp iki solo albüm kaydetmesinden sonra grubu tekrar bir araya getirdiği için çok daha anlamlı hale geldi. Konser aynı zamanda Mercury’nin en düşkün olduğu zaman olan, cömertliğinin sömürüldüğü ve tehlikeli bir şekilde uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sarmalına düşmesine sebep olan Paul Prenter’ın etkisi altındayken gerçekleşti.

 

 

 

PAYLAŞIM
Önceki İçerikSüreyya Operası’nda ‘Bilitis Şarkıları’ Söylenecek
Sonraki İçerikSACHA BOUTROS (Caz) 
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan