Bu yıl altıncı kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin ilk konukları, Engelsiz Yarışma bölümünde yer alan “İşe Yarar Bir Şey” ve “Kelebekler” filmlerinin yönetmen ve oyuncuları oldu.

İşe Yarar Bir Şey filminin yönetmeni Pelin Esmer ile Kelebekler filminin yönetmeni Tolga Karaçelik ve başrol oyuncularından Tuğçe Altuğ, filmlerinin gösterimleri ardından İstanbullu seyircilerle buluştular.

Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu’nda (SineBu) yoğun ilgiyle gerçekleşen gösterimlerin sonrasında gerçekleşen söyleşilerde konuklar, Festival’de olmanın mutluluklarını dile getirirken, izleyicilerin sorularını da yanıtladılar.

Pelin Esmer: “Sinemanın interaktif olduğunu düşünüyorum.”

Engelsiz Filmler Festivali’nin ilk yılına “Gözetleme Kulesi” filmiyle katılan Esmer, Festival’in halen devam ediyor olmasının kendisi için büyük mutluluk olduğunu ifade etti.

Filmi farklı bir açıdan, sadece dinleyerek algılamak için kendisinin de bir kısmını sesli betimleme ile takip ettiğini dile getiren Esmer, söyleşiyi işaret diline çeviren Neslihan Kurt’a; İzleyicilerin işaret diliyle filmi izlerken bir yandan filmi takip etmeleri zor olmuyor mu?“diye sordu. Neslihan Kurt işaret dilini takip eden kişilerin görsel algılarının daha farklı olduğunu söyleyerek soruyu yanıtladı.

Söyleşinin devamında İşe Yarar Bir Şey’in dünyada ve Türkiye’deki festival yolculuğunu anlatan Pelin Esmer, bu yolculukta bambaşka insanlarla tanıştığını, her yerde farklı dokunmalar olduğunu, bunun da kendisini sinema yapmaya devam etmeye ittiğini söyledi. Esmer, filmin sonunu neden seyircilere bıraktığına dair gelen sorulara; “Benim açımdan bir son vardı ama aslında bu önemli değil, sizin bu salondan çıkarken soracağınız soruları baştan elimine etmiş olacaktım. Filmlerimin sonunu size bırakmayı, sizin de oyuna katılmanızı seviyorum. Sinemanın interaktif bir şey olduğunu düşünüyorum, kendiniz açısından istediğiniz gibi yönlendirmenizi istiyorum. Yolculuklarda hayatımıza dokunan, bir daha görmeyeceğimiz karakterler beni heyecanlandırıyor.”diye yanıt verdi.

Oyuncu Tuğçe Altuğ, seyircilere işaret diliyle: Merhaba!“ dedi

Engelsiz Yarışma“da yarışan “Kelebekler” filminin söyleşisine trafik nedeniyle geç kalan oyuncu Tuğçe Altuğ işaret diliyle “Geç kaldığım için özür dilerim” diyerek seyircilerle selamlaştı.

İki yıl önce “Sarmaşık” filmiyle Engelsiz Festival’e katılan ve Engelsiz Yarışma’da “En İyi Film” ödülünü alan Tolga Karaçelik, bu yıl da “Kelebekler” filmi ile Festival’in yarışma seçkisinde izleyicilerle buluştu. Kelebekler’in çıkış sürecini anlatan Karaçelik, filmi 2012 yılında amcasını kaybettikten sonra oluşturmaya başladığını ifade etti. Aynı zamanda bir şair olan amcasının kendisini edebiyatla tanıştırdığını ve hayatında hep çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Karaçelik, “Bana iyi gelsin diye yazdım, üç kardeşin filmi oldu. Filmin ilk versiyonundan insanlara da iyi gelen kısmı kaldı.” dedi.

Filmin müzikleri ve şarkılarının filme nasıl dahil olduğunu anlatan Karaçelik, bazı sahnelerde müzikten yola çıktığını, sahnelerin müziğin üzerine kurgulandığını dile getirdi.Seyircilerden filmde muğlak kalan kısımlarla ilgili gelen soruya ise “Aile olmanın doğası konuşulmayan hikayelerden geçer. Herkes birbirini anlar, ne söyleyeceğini bilir ama bunun hakkında konuşmaz. Bu onların yaşadığı başka bir zamana aittir. Geçmişle ilgili her şeyin bilinmediği filmleri seviyorum, filmlerimde de bu dili kullanıyorum.” diye yanıt verdi.

Söyleşinin devamında filmde rol aldığı sahne için ne hissettiği sorulan Karaçelik, gündelik hayatında benzer karakterleri sürekligözlemlediğini ve yazmış olduğu karakterin kendisinde filmde oynama arzusu yarattığını dile getirdi. Karaçelik kendisinin oynadığı sahnenin çekimlerinde, yönetmen koltuğuna da filmin başrol oyuncularından Bartu Küçükçağlayan’ın oturduğunu söyledi.

Festival programında yer alan film ve yan etkinlerin görme ve işitme engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olarak sunulmasının yanı sıra fuaye alanlarında engelli bireylerin hayatlarına sanal gerçeklik deneyimiyle tanık olunduğu Festival, 8-10 Ekim tarihleri arasındaİstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu), 12 – 14 Ekimtarihleri arasında Eskişehir’deTaşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi (Kırmızı Salon), 17 – 21 Ekimtarihleri arasında ise Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Goethe-Institut Ankara’da sinemaseverleri ağırlayacak.

PAYLAŞIM
Önceki İçerikEtik kavramını sorgulamaya hazır mıyız?
Sonraki İçerikAçıkhava’da müziğimizin son 50 yılından seçmeler
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan