İSTANBUL DEVLET TİYATROSU'NUN OYUNLARI AÇIKLANDI

0

İstanbul Devlet Tiyatrosu perdelerini 1 Ekim’de açıyor. 2014-2015 tiyatro sezonunda geçen yıllardan devam eden oyunlara ek olarak 11 yeni oyunla birlikte toplam  34 oyun sahnelenecek.

Geçtiğimiz sezon sahnelenmeye başlanan Shakespeare’in ‘Hamlet’ (yönetmen: Işıl Kasapoğlu), Moliere’in ‘Cimri’ (yönetmen: Kenan Işık), Çehov’un ‘Üç Kızkardeş’ (yönetmen: Mehmet Birkiye), Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ (yönetmen Kazım Akşar), Thorvald Steen ve Tarık Ali’nin ‘Çöl Fırtınaları’ (yönetmen: Şakir Gürzumar) ile Uluslararası İKSV Tiyatro Festivali’nde prömiyer yapan Heiner Müller’in ‘Hamlet Makinesi’ (yönetmen: Ayşe Emel Mesci) bu sezonda sahnelenmeye devam edecek.

Yeni sezonda birebir gerçek karakterlere ya da gerçek yaşam öykülerine dayanan bu anlamda belge değeri taşıyan dört önemli oyun sahnede: Yeton Neziray’ın yazdığı ve Ali Atilla Şendil’in yönettiği ‘Geçtim Ama Tiyatrodan’. Kosova Devlet Tiyatrosu’nda gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılan oyun, devlet- sanat ilişkisini tam bir kara mizah örneğiyle sunuyor. İsrail-Filistin savaşı sırasında Filistinlilerin yaşadıklarını, aydın bir yazar olan Raja Shehadeh’in günlüklerinden aktaran ‘Bülbül Susturulduğunda’ adlı oyunun yazarı ise David Greig, yönetmeni Özgür Yalım. Kazım Akşar’ın yazıp yönettiği ‘Güneş Batarken de Büyük’, Alman edebiyatının en önemli temsilcisi olan Johann Wolfgang von Goethe’nin, Napoleon istilası altındaki ülkesinde geçirdiği dönemi iktidar-sanatçı ilişkileri ekseninden anlatıyor. Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa’ya atanıp Fasulyeciyan’ın tiyatrosunu sahiplenmesi ve ardından gelişen olayları komediyle bütünleştiren, güncel tartışmaları içeren ‘Paşa Paşa Tiyatro yahut Ahmet Vefik Paşa’nın yazarı Gökhan Erarslan, yönetmeni ise Mutlu Güney.

ÜÇ-KIZ-KARDEŞ-960x700

Bu yıl Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılı olması nedeni ile savaşın toplumsal etkilerini yansıtan oyunlar da yer alıyor repertuarda: 20. yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından F. Scott Fitzgerald’ın savaş sonrasındaki toplumsal değişim döneminde ‘Amerikan rüyası’nı eleştirdiği ünlü romanı ‘Muhteşem Gatsby’i Simon Levy’nin uyarlamasıyla Faik Ertener sahneleyecek. Funda Özşener’in yazdığı ve Metin Belgin’in yönettiği ‘Sevgili Hayat’ta, Kurtuluş Savaşı sonrası yaşadıkları topraklardan kopmak zorunda kalan Mübadiller’in hüzün dolu hikâyesi anlatılırken bir yandan da savaşın insanlar ve toplumlar üzerinde bıraktığı kalıcı izler sorgulanıyor. Savaşın toplumsal sonuçlarıyla ilgili bir diğer oyun da Curzio Malaparte’nin yazdığı Galip Erdal’ın yönettiği ‘Kadınlar da Savaşı Yitirdi’. Savaşı cephe gerisinde açlıkla, mutsuzlukla en önemlisi de umutsuzlukla boğuşan kadınların gözüyle anlatan oldukça çarpıcı bir oyun.

Diğer oyunlar ise: İsviçreli yazar Friedrich J. Dürrenmatt’ın Roma İmparatorluğu’nun son iki gününü, devlet, birey, iktidar gibi kavramlar çerçevesinde eleştirel dil ile anlattığı kara komedi örneği ‘Büyük Romulus’u Şakir Gürzumar yönetiyor. İnsanın kendi yapıtı olan yasaların nasıl da esiri olduğu ve aslolan yaşam hakkını korumaktan öte yasaları var eden siyaset, medya ve en önemlisi de insan gerçeğini trajik bir olay üzerinden sunan Peter Ustinov’un yazdığı ‘Ellerimin Arasındaki Hayat’ın yönetmeni Cevdet Arıcılar. Cüneyt Çalışkur’un yazdığı, Rüçhan Çalışkur’un yöneteceği ‘Eror Veriyor’da ise, birbirini aldatan evli bir çiftin ilişkilerindeki şaşırtıcı tesadüf ve tesadüf algılarındaki farklılık anlatılıyor.

Mevsimin ilk çocuk oyunu ise; Ülker Köksal’ın yazdığı Levent Niş’in yönettiği ‘Barış Gezegeni’.

www.dirensanat.com /sabit doğan

PAYLAŞIM
Önceki İçerikYAŞAR İLKSAVAŞ ORHAN KEMAL'İN TİYATROSU (2)
Sonraki İçerikMODA SAHNESİ'NDE YENİ OYUNLAR
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan