TİYATRO PERA YEDİ OYUNLA SEYİRCİ KARŞISINDA

0

On yılı geride bırakan Tiyatro Pera bir repertuar tiyatrosu olarak 2014-2015 mevsiminde seyirciye yedi oyun sunacak. Tiyatro Pera, Shakespeare’in 450. doğum yıldönümünde yazarın iki oyununu sahneliyor: ‘Kısasa Kısas’ ve ‘Venedik Taciri’. Sezonun ilk yarısının repertuarında iki yeni oyunun yanı sıra geçen sezondan beş oyun yer alıyor.

Shakespeare’in ‘Kısas Kısas’ı Kasım ayında izleyicisi karşısında olacak. Nesrin Kazankaya’nın çevirip yönettiği ‘Kısasa Kısas’ın dramaturgisi Şafak Eruyar’a, yönetmen yardımcılığı Zeynep Özden’e, kostüm Fatma Öztürk’e, dekor Hüseyin Çamur ve Tolga Gündoğdu’ya ait. Oyunda görev alan sanatçılar: Uğur Aslan, Emre Çakman, Nesrin Kazankaya, Can Yılmaz, Gamze İpek, Erdinç Anaz, Volkan Aktan, Başak Meşe, Zeynep Özden, Bahar Karaoğlu.

Ülkemizde yaşananlarla ilginç paralelliklerin görülebileceği oyunda siyasal iktidarın el değiştirmesiyle toplumsal düzende yaşanan hızlı, sert ve baskıcı dönüşümler sahneye taşınır. Yeni iktidar, çöküş içinde olan toplum ahlakını yeniden düzenler. Uykuda olan yasaların uyandırılmasıyla doğal ve insani olan tüm istekler ölümcül birer suça dönüşür. Toplumsal ahlak, siyasal erk ve yasalar üçgeninde toplum otoriter bir rejimle yeniden dizayn edilir. Komedi ve trajedinin iç içe geçtiği oyunda adalet, suç, merhamet, ahlak gibi kavramların çevresinde, “Yasalar insan için mi devlet için mi var?” olgusu sorgulanmaktadır.

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği ‘Annem Oğlum ve Ben’ Aralık ayında izleyicileriyle buluşacak. Oyunda olaylar, bir ailenin üç kuşak üyelerinin bir arada yaşadığı bir yılbaşı arifesinde gelişir. Anneanne Ahsen dört evlilik geçirmiş yaşam enerjisi yüksek bir Nişantaşılı kadındır. Kızı Handan dul ve oğlundan başka bir yaşamı olmayan mutsuz bir kadındır. Oğul ve torun Bülent ise Asperger sendromlu (Otizm’in bir türü) sosyal ilişkileri zayıf, eve kapanmış genç bir delikanlıdır. Üç farklı kimliğin uzlaşmaz zorunlu birliktelikleri, zaman zaman çatışmaları da beraberinde getirir. Geçmişin unutulmak istenen anıları, kırık yaşam öyküleri ve psikolojik sorunlar bir yılbaşı akşamını kaosa döndürür.

Tiyatro Pera’da, önceki sezonlardan beş oyun da repertuarda yer alacak: ‘İki Oyun Bir Ülke: Hesap Benden – Cumhuriyet İstasyonu’, ‘Akdeniz(Müzikal)’, ‘Ah Smyrna’m Güzel İzmir’im’, ‘Venedik Taciri’, ‘Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)’.

Beş sezondur kapalı gişe oynayan ‘Venedik Taciri’ hem gördüğü ilgi hem de Shakespeare’in 450. doğum yıldönümü nedeniyle yeniden sahnede.

indir (2)indir

Akdeniz’ adlı müzikal oyunda, Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan, Fikret Demirağ’a, Lorca’dan, Nazım Hikmet’e uzanan şiirler, şarkılar ve öykülerle; Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Yugoslavya, Yunanistan, Kıbrıs, Türkiye ülkelerinden seçilmiş aşk, özlem, eğlence, faşizm ve direniş temalarında seyirci şiirli, danslı, müzikli bir yolculuğa çıkarılıyor. Birbirinden bağımsız, tek perdelik iki oyun ‘İki Oyun Bir Ülke: Hesap Benden – Cumhuriyet İstasyonu’. Gerçek olaylardan karanlık hayallere uzanan bu iki oyunla, totaliter sistem eleştirel sorgulanmakta. 1923 yılında İzmir’de yaşanan Mübadele trajedilerinden bir kesit: ‘Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im’. Daha sonraki yıllarda da yaşanacak olan trajedilerin açtığı yaraları sahneye taşıyor: Köklü bir geleneğe sahip, zengin bir Rum ailesi mübadele yasası gereği  İzmir’den göç hazırlığı içindedirler. Yıllardır  bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. ‘Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)’ da günümüz Beyoğlu’ndan sahnelerle insan manzaraları sunuyor. Çeşitli mekânlarda kazaen karşılaşan insanların, birbirlerini yaşamlarını etkilemeleri ve yeni başlangıçlara evrilmeleri traji-komik bir bakış açısıyla sahneye taşınıyor. Dört oyunu da Nesrin Kazankaya yazıp yönetiyor..

www.dirensanat.com

 

PAYLAŞIM
Önceki İçerikOYUNCULAR SENDİKASI'NIN YENİ YÖNETİM KURULU
Sonraki İçerikYAŞAR İLKSAVAŞ : Orhan Kemal’in Tiyatrosu (1)
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan