0

18. VENEDİK MİMARLIK BİENALİ 20 MAYIS’TA AÇILIYOR 

 

TÜRKİYE PAVYONU VENEDİK’TE, TERK EDİLMİŞ BİNALARA DAİR UMUT DOLU YENİ HİKÂYELER ANLATMAYA HAZIRLANIYOR 

Dünyanın en önemli mimarlık etkinliklerinden Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi, 20 Mayıs Cumartesi kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bienalin ana mekânlarından Arsenale’de yer alan Türkiye Pavyonu’nda, küratörlerSevince Bayrak ve Oral Göktaş’ın Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi adlı projesi sergilenecek.

 

Odağına mevcut olanı anlamayı ve dönüştürmeyi alan Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi, terk edilmiş binaları yıkmak ya da kaderine terk etmek yerine, onların hikâyelerini dinlemeyi ve anlamayı öneriyor. Yapılan bir açık çağrıyla Türkiye genelinden çok sayıda âtıl kalmış bina belgelenerek kolektif bir arşiv oluşturuldu. Küratörler bu yapıları Lesley Lokko’nun bienal için önerdiği tema olan “geleceğin laboratuvarı” ile ilişkilendiriyor ve mimarlık dünyasındaki köklü değişimler, yapay zekâ, robotlar gibi yeni teknolojilerin de yardımıyla nasıl dönüştürebileceğimize dair araştırmaları pavyonda sergiliyor, umut dolu öneriler getiriyor.

 

İKSV’nin koordinasyonunda düzenlenen Türkiye Pavyonu, TC Dışişleri Bakanlığı himayesinde, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, SchücoTürkiye ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. Türk Hava Yolları, havayolu partneri olarak destek veriyor. Sergi 26 Kasım’a kadar açık kalacak.

 

 

Kahramanmaraş İl Özel İdare Binası: Üç renkli cephe kaplaması sökülmüş̧ ve yakında tamamen yıkılacak olan binanın anısına kaldırımda rengârenk dev bir pasta duruyor. İnsanlar, dev yapıya bir veda olarak, arka planda sökümü başlamış̧ bina ve pastayla selfie çekiyor, Kahramanmaraş, 2022. 

 

Türkiye Pavyonu açılmadan uluslararası medya ve mimarlık dünyasından da ilgi görüyor. Dünyanın önde gelen tasarım ve mimarlık yayınlarından Wallpaper*, Venedik Mimarlık Bienali’nde görülmesi gereken sergiler listesinde Türkiye Pavyonu’na da yer verdi. Habere bu bağlantıdan ulaşılabilir.   

Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi 

 

Küratörler sergiyi hazırlarken, Elizabeth Fisher’ın Evrimin Çuval Teorisi ile bu kuramı edebiyata uyarlayan Ursula K. Le Guin’in Kurgunun Çuval Teorisi metinlerinden ilham aldı.

Fisher, insanlara ait ilk kültürel aracın, sanılanın aksine, sivri ve keskin av araçları yerine içinde sebzelerin taşındığı bir çuval olabileceğini iddia ediyor. Le Guin, Fisher’ın bu düşüncesini kurmacaya uyarlayarak, kahraman olmayan sıradan karakterlerin, hayatı bütün iniş çıkışlarıyla yaşadığı sürükleyici hikâyeler anlatmayı başarıyor. 

Türkiye için çok kritik bir dönemde gerçekleştirilen Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi, Le Guin’in kurgusunun mimarlıktaki izlerini sürüyor ve kahraman yapıların başarı öyküleri yerine terk edilmiş̧ yapıların hikâyelerinidinlemeyi ve anlamayı öneriyor.   

 

Bulut ve Tezgâh

 

Sergi tasarımı iki ana bölümden oluşuyor: Bulut ve Tezgâh. Bulut, Aralık 2022’de yapılan açık çağrıyla toplanan, Türkiye’nin farklı şehirlerinden kullanılmayan gökdelenler, oteller, okullar, hastaneler, restoranlar ve sosyal tesislerden oluşan Hayalet Hikâyeleri seçkisini içeriyor. 

 

Tezgâh ise küratörlerin hazırladığı Mimarlığın Çuval Teorisi için Bir Manifesto’nun on beş maddesine referans veren on beş masadan oluşuyor. Tezgâh’ta, var olan yapıların nasıl dönüştürülebileceğine dair sorular, teoriler, çelişkiler, araç gereçler, yöntemler ve hayaller sergileniyor. 

 

Hikâye, Teori, Bağımlılık, Hayaletler, Entropi, Son Kullanma Tarihi, Neden Yıkıyoruz?, Olay Yeri İnceleme, Concrescere, Tamir Dükkânı, Venedik Tüzüğü – Dönüştürülmüş, Mevcuttan Öğrenmek, Test Sürüşü, Dönüştürenler ve Havuz başlıklarından oluşan manifesto metninin tamamına bu bağlantıdan ulaşılabilir.  

 

Kitap

Projeye Sevince Bayrak ve Oral Göktaş tarafından hazırlanan bir kitap da eşlik ediyor. Açık çağrı ile toplanan hayalet hikâyelerinden örnekleri, sergi tasarımını ve Sevince Bayrak’ın manifesto maddelerinden yola çıkarak yazdığı metni de içeren kitabın İngilizce cildi Venedik Mimarlık Bienali’nin mağazalarından, ListLab yayınlarından ve ListLab’in anlaşmalı tedarikçilerinden edinilebilecek. Kitabın Türkçesi ise Yem Kitabevi başta olmak üzere seçili kitabevlerinden alınabilecek. 

Her iki kitap da ayrıca, İKSV’nin çevrimiçi mağazası magaza.iksv.org’da satışa sunulacak.

Kitabın tasarımı, projenin grafik tasarımından da sorumlu olan Esen Karol’a ait.

Türkiye Pavyonu hakkında

 

Küratörler: Sevince Bayrak, Oral Göktaş 

Proje Ekibi: Aysima Akın, Kevser Reyyan Doğan, Merve Akdoğan

Araştırma Ekibi: Doğu Tonkur, Taylan Tosun

Araştırma Asistanları: Berke Şevketoğlu, Hatice Bahar Çoklar, Duygu Saygı

Sergi Tasarımı: SO? Mimarlık ve Fikriyat

Grafik Tasarım: Esen Karol

Yazılımcı: Özhan Binici 

 

İKSV’nin koordinasyonunda düzenlenen Türkiye Pavyonu, TC Dışişleri Bakanlığı himayesinde, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, SchücoTürkiye ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. Türk Hava Yolları, havayolu partneri olarak destek veriyor. 

 

Türkiye, İKSV’nin girişimi ve 21 destekçinin katkılarıyla, bienalin ana mekânlarından Arsenale’deki Sale d’Armi binasında 20 yıllığına kiralanan mekân vesilesiyle 2014’ten bu yana Venedik Mimarlık Bienali’ne katılıyor.

 

Türkiye Pavyonu Seçici Kurulu’nda Aslı Çiçek, Prof. Dr. Ayşen Savaş, NeyranTuran, Han Tümertekin ve Ertuğ Uçar yer alıyor. 

 

Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi hakkında

 

Venedik Bienali 18. Uluslararası Mimarlık Sergisi mimar, akademisyen ve yazarLesley Lokko’nun küratörlüğünde, Geleceğin Laboratuvarı / The Laboratoryof the Future başlığıyla düzenleniyor. Bienalde Arsenale ve Giardinibölgelerinde yer alan ana sergilerin yanı sıra Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 63 ülkenin pavyon sergileri yer alıyor.

PAYLAŞIM
Önceki İçerik“27. BEDİA MUVAHHİD ÖDÜLÜ” IRMAK ÖRNEK VE YAĞMUR DAMCIOĞLU NAMAK’A VERİLİYOR
Sonraki İçerikANALOĞA DİJİTAL DOKUNUŞ SERGİSİNE SANATSEVERLER YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ!
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan