Nasipse Adayız’ın festivaldeki gösterimine yönetmeni Ercan Kesal başta olmak üzere, oyuncularından Selin Yeninci, İnanç Konukçu, Müttalip Müjdeci, Nazan Kesal, Serhat Midyat, kurgucusu Ali Aga, idari yapımcısı Suzan Güverte katıldı. Ercan Kesal’ı Türkiye prömiyerinde ‘Çukur’ dizisinde beraber rol aldığı Aras Bulut İynemli ve Necip Memili de yalnız bırakmadı.

Gösterim sonrasında yapılan soru-cevap bölümünde Ercan Kesal ilk kez filmin Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşmasından duyduğu mutluluğu dile getirirken filmin kendisiyle olan bağını şu sözleriyle açıkladı: Sanat gerçeğin yeniden icat edilmesi ise, ben de sinemada ve bu filmde bunu gerçekleştirmenin peşine düştüm. 2000’li yıllarda Beyoğlu Belediye Başkanı olarak aday gösterilme hayaliyle kendi içimdeki kör noktayla karşılaşmıştım, insanın gerçek öznesi de bu kör noktaymış meğer. Aynı yolculuğun filmini yaparken başka bir gerçeklikle de yüzleşecek miyim diye çok düşündüm. Yirmi yıl önce Beyoğlu’nda aynı mekanlarda aynı hikayeyi yaşadım ve şimdi filmin oyuncusu, senaristi ve yönetmeniyim. Bu yüzden filmde sadece bir politik hikâyenin ve hicvin ötesinde, bir insanın kendi içsel yolculuğu ve trajedisi de var.”

İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da ödül kazanan filmler, 28 Temmuz Salı akşamı Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenecek Ödül Töreni’nde açıklanacak. Nasipse Adayız festival yolculuğuna İstanbul’dan hemen sonra Şanghay Uluslararası Film Festivali’nde devam edecek. Asya galasını gerçekleştireceği festivaldeki ilk gösterimi 30 Temmuz Perşembe günü yapılacak.

Türkiye-Sırbıstan ortak yapımı, Ercan Kesal’ın aynı adlı romanından uyarlanan ‘Nasipse Adayız’, İstanbul’da bir belediyenin başkan aday adayı olan doktor Kemal Güner’in bir günde geçen trajikomik hikayesini konu alıyor. Başrollerinde Ercan Kesal, Selin Yeninci, İnanç Konukçu ve Muttalip Müjdeci’nin yer aldığı filmde Nazan Kesal ve Valeriu Andriuta da konuk oyuncu olarak karşımıza çıkıyor.

Yapımcılığını Ay Yapım, Poyraz Film, Thalia Production ve Living Pictures gerçekleştirdiği film Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Sırbistan Film Fonu tarafından desteklendi. Türkiye-Sırbistan ortak yapımı filmin görüntü yönetmenliğini Barbu Balasoiu üstlenirken, Ali Aga kurgusunu, Oya Köseoğlu da sanat yönetmenliğini yaptı.

PAYLAŞIM
Önceki İçerikIstanbul Fringe Festival 2020 – Online
Sonraki İçerikAŞK, BÜYÜ, VS FİLMİ /ECE DİZDAR- SELEN UÇER- ÜMİT ÜNAL
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan