Türk Tasavvufu ve Ney’i Moskova’da…

0

Türkiye’nin başat kültürel diplomasi kurumu olan Yunus Emre Enstitüsü, Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan Devlet Çaykovski Konservatuarında ‘Türk Tasavvuf Düşüncesi ve Ney Hakkında Konuşmalar’ başlıklı bir sohbet programı gerçekleştirdi.

2019 Türkiye Rusya karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı faaliyetleri kapsamında Moskova Devlet Çaykovski Konservatuarında faaliyetlerine devam eden Yunus Emre Enstitüsü, 29 Ağustos tarihinde ‘Türk Tasavvuf Düşüncesi ve Ney Hakkında Konuşmalar’ başlıklı bir sohbet programı düzenledi. Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Mustafa Tatçı ve yazar Leyla İpekçi’nin yanı sıra, Neyzen Hakan Alvan‘ın katılımıyla Türk tasavvuf düşüncesine dair bir oturum gerçekleştirilirken etkinlik kapsamında ayrıca Türk Tasavvuf Müziğinin başat enstrümanı olan ‘ney’ icra edilerek ve katılımcılara tanıtıldı.

Çaykovski Devlet Konservatuarı ile birlikte gerçekleştirilen etkinlikte Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Tatçı, yazar Leyla İpekçi ve Neyzen Hakan Alvan Türk tasavvuf düşüncesine ve sufizme dair birer konuşma yaptılar.

Prof. Dr. Musa Yıldız, Türk tasavvuf düşüncesinin temelinin Ahmet Yesevi olduğunu dile getirerek Yesevi’nin Türkçenin ilk mistik şahsiyeti olduğunu vurguladı. Dr. Mustafa Tatcı ise sufi ve dervişlerin gönül insanları olduklarını söyleyerek sufizmin teorik veya kitabî değil, bir nevi kalp ve gönül bilgisi olduğuna; pratiğe, yani yaşantıya dayandığına dikkat çekti. Yazar Leyla İpekçi, İslam mistik düşüncesinin engin hoşgorü ve evrensellik yönüne dair tespitlerde bulundu.

Son olarak Neyzen Hakan Alvan, neyin Türk tasavvuf düşüncesinin sembol enstrümanı olduğunu anlatarak ney icra etti.

PAYLAŞIM
Önceki İçerik29. Akbank Caz Festivali’nde Neler var?
Sonraki İçerikKadıköyde Plaklarınızı Almayı Unutmayın
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan