31. İSTANBUL CAZ FESTİVALİ’NDE BU HAFTA 31. İstanbul Caz Festivali ikinci haftasında, Gregory Porter, Arlo Parks, ve Chris Isaak’i İstanbul’un en özel mekânlarında ağırlıyor.

0

İSTANBUL’DA CAZ COŞKUSU TÜM HIZIYLA DEVAM EDİYOR


İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 27 yıldır Garanti BBVA’nın sponsorluğunda düzenlenen 31. İstanbul Caz Festivali ikinci haftasında, Gregory Porter, Arlo Parks, ve Chris Isaak’i İstanbul’un en özel mekânlarında ağırlıyor.

31. İstanbul Caz Festivali18 Temmuz’a kadar güncel müzik ve cazın önde gelen isimlerini İstanbul’un farklı mekânlarında ağırlamaya devam ediyor. Festivale bu hafta konuk olacak isimler arasında caz dünyasının yaşayan en büyük yıldızlarından çifte Grammy’li Gregory Porter; R&B, soul ve indie’nin genç ve tutkulu şairi Arlo Parks;İngiltere’nin dünya sahnelerine kazandırdığı başarılı kadın saksofonculardan YolanDa Brown; 40 yıllık ikonik kariyerine iki Grammy adaylığı, bir platin plak, on üç stüdyo albümü, on iki tekli, sayısız kapalı gişe konser ve birçok film müziği sığdıran rock’n roll efsanesi Chris Isaak yer alıyor.

Festivalin gelenekselleşen etkinliklerinden ücretsiz Parklarda Cazkonserleri 13-14 Temmuz’da, 2024’ün Genç Caz+ grupları ve Avrupa sahnelerinin sevilen gruplarından Brass Riot ile müziği şehrin parklarına taşıyor. 14 Temmuz Pazar günü festivalin en İstanbul’a özgü etkinliklerinden Caz Vapuru, İstanbullu swing topluluğu Brassist, Rus caz grubu The Big Rhythm, Lale Plak’tan Hakan Atala ile Erdal Akkaş ve Shangri La’nın DJ setleriyle Boğaz’ın sesleriyle cazı buluşturacak.

31. İstanbul Caz Festivali’ndeki tüm konserlerin biletleri passo.com.tr, Passo mobil uygulaması, Passo perakende satış noktaları ile İKSV Passo gişesinden (Pazar hariç her gün 10.00-13.00 ve 14.00-18.00 arası), Lale Kart üyelerine %25’e varan indirimlerle ve tüm Garanti BBVA kredi kartlarına %10 indirimli olarak alınabilir.

Festivalde Bu Hafta porter,konserler,caz festivali,

İki Grammy ödüllü efsanevi caz müzisyeni uzun bir aradan sonra yeniden İstanbul’da: Gregory Porter

8 Temmuz Pazartesi, 21.00, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu

Meşhur “caz şapkasını” da yanına alıp  uzun bir aradan sonra İstanbul’da yeniden müzikseverlerle bir araya gelecek olan iki Grammy sahibi Gregory Porter, RAMSEY’in sponsorluğunda 8 Temmuz Pazartesi günü saat 21.00’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda İstanbullu dinleyicilerle buluşacak ve uzun zaman hafızalardan çıkmayacak bir performansa imza atacak. Cazı büyük kalabalıklarla buluşturan efsanevi vokal, üniversiteden sonra Brooklyn’de caz kulüplerinde aşçılık yaparken sahneye çıkmaya başladı ve yazıp çekmecesine terk ettiği şarkı sözleri onu dünya sahnelerine taşıdı. Çocukluğundan bu yana beslendiği country, gospel ve blues’un yanı sıra caz, R&B ve funk arasında dolaşan ayırt edici tarzıyla dikkat çeken sanatçı, ırkçılık direnişinin simgesi Dr. Martin Luther King’i anlattığı “1960 What?” şarkısıyla hafızalara kazındı, 2014’te Liquid Spirit ile, 2017’de Take Me to the Alley ile “En İyi Caz Vokal Albümü” dalında Grammy’ye layık görüldü. BBC’nin “endişe verici biçimde az rastlanan, ender bir tür” olarak tanımladığı Porter, sıradan hayatları iyi müziğe dönüştüren ve iyileşme hikâyelerine eşlik eden sevgi ve umut dolu şarkılarıyla 31. İstanbul Caz Festivali’nde unutulmaz bir performans sergileyecek.

R&B, soul ve indie’nin genç ve tutkulu şairi ilk kez Türkiye’de: Arlo Parks

9 Temmuz Salı, 21.00, Sultan Park – Swissôtel The Bosphorus

Mercury ödüllü ve Grammy adayı yetenekli sanatçı Arlo Parks, Cyberwise Siber Güvenlik AŞ’nin sponsorluğunda  ilk defa İstanbul izleyicisiyle bir araya gelecek. 2021’de çıkardığı, ağırlıklı olarak R&B, soul ve indie’nin eşlik ettiği ilk albümü Collapsed in Sunbeams’ten sonra The Guardian “büyük bir yeteneğin doğuşu”nu müjdeledi ve Arlo Parks çıktığı dünya turunda Harry Styles, Lorde ve Florence + the Machine ile aynı sahneyi paylaştı. Tutkulu bir şair ve iyi bir hikâye anlatıcısı olan Parks, 2023’teki son albümü My Soft Machine ile hem alternatif pop’a kaydı hem de keder, türbülans, iyileşme ve mekânsızlıktan bahsetti. Ona kulak verirken sanki bir yandan mahremine ortak olmaktan huzursuzlanıp bir yandan da kendimize bir yoldaş bulduğumuza sevindiğimiz, şarkılarıyla bize “birden fazla hayat yaşamışız gibi” hissettiren Arlo ParksSultan Park – Swissôtel The Bosphorus’un değerli işbirliğiyle, ilk Türkiye konserinde sevenleriyle buluşacak.

Kendi ışığıyla parlayan İngiliz caz duayeni: YolanDa Brown

10 Temmuz Çarşamba, 21.00, Sultan Park – Swissôtel The Bosphorusİngiltere’nin en başarılı kadın saksofoncularından YolanDa BrownClifford ChanceveÇiftçi Avukatlık Ortaklığı katkılarıyla özgür müziği ve dinmeyen enerjisiyle 31. İstanbul Caz Festivaliizleyicisiyle ilk kez buluşacak. Eurythmics’ten Dave Stewart, Snarky Puppy’den Bill Laurance, Stereophonics’ten Kelly Jones ve Rick Astley gibi sanatçılarla işbirliği yapan ve The Temptations, Jools Holland’s Rhythm and Blues Orchestra ve Billy Ocean ile turneye çıkan YolanDa Brown aynı zamanda çifte MOBO ödüllü.Çağrışımlarla dolu ve köklerine selam gönderen “posh reggae”siyle izleyicisini büyülü bir gerçeklikte yolculuğa çıkaran YolanDa Brown’a eşlik etmek ve enerjik, doğaçlamaya açık özgür müziğini dinlemek için Swissôtel The Bosphorus’un eşsiz bahçesinde bir araya geliyoruz. 

PAYLAŞIM
Önceki İçerikABD’den ödülle dönüp adını dünyaya duyuran Efes Deneyim Müzesi başarısını Efes Antik Kenti’nde kutladı
Sonraki İçerikPentagram senfoni orkestrası eşliğinde İzmir ve Bursa’da
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan