NİSAN 2018

Ya Da Herhangi Bir Yer”

 

 

H: … olabilir ama arkama bakmadan gittiğim için pişman değilim.

J: Ben de kalıp arkama bakmadığım için pişman değilim.

Yıllar sonra döndüğünüz eviniz herhangi bir yere dönüştüyse ya da dönen kişi sizin için herhangi birine dönüştüyse geçmişle mi yüzleşmek daha zordur yoksa gelecekle mi?

Tasarlayan: Kader Karadeniz
Yöneten: Melih Pamukçu
Oynayanlar: Kader Karadeniz, Melih Pamukçu
Dramaturji: Selen Kartay
Müzik Tasarım: Çağrı Beklen
Müzik Uygulama: Gülfem Güler, İsmail Hakkı Gayretli
Dekor: Selen Kartay
Aksesuar: Zeynep Nur Azer
Afiş Tasarım: Tuluğ Ünlütürk
Ses-Işık Kumanda: Zuhal Ayvazlar, Nur İpek Vardar
Oyun Fotoğrafları: Cansu Ayduran

Süre: 80 dakika, Tek perde

6 Nisan Cuma 20:30

 

 

 

 

 

 

 

Arada

Aynı yerde doğmuş aynı kültürle büyümüş iki kişi… ozan ve canan…
Ozan lise çağında doğduğu yeri terk ederek (İzmir’de küçük bir ege kasabası) okumak için İstanbul’a gelir… Lise bittikten sonra üniversite ve iş hayatını da İstanbul’da sürdürür… Daha çocuk yaşta babasını kaybeden Ozan’ın tek varlığı ona her daim destek olan ailesindeki tek kişi annesidir… Ozan İstanbul’da hayatına devam ederken annesine kanser teşhisi konulur… doktorlar az bir ömrü kaldığını söylediğin de her şey farklı bir hal alır… Annesinin sayılı günleri kala tek evladı olan Ozandan son bir isteği vardır… Mürüvvetini görmek… Ömrü yeterse de torun sahibi olmak… Fakat Ozan hayatındaki bu radikal karar ve değişiklik için hazır değildir… Annesinin ise kafasında çoktan biri vardır… Kasabanın kendini geliştirmiş temiz ve güzel kızı Canan… Canan Ozan’ı küçüklüğünden beri tanıyan ve belki de onun yaşadığı hayata imrenen bir kızdır… Canan kasabadaki diğer kızlar gibi değil kendi ayakları üzerinde duran başarılı bir kadın olmak istemiştir… Bir elin parmağını geçmeyecek üniversite mezunu kızlardan biridir… Belki de Ozan’ın annesinin Cananı Ozana uygun görmesinin en büyük nedeni budur… Annesinin bulduğu kıza iyi kötü tanıdığı Canan’a tamam der Ozan…  Şimdi iki taraf içinde yeni bir hayat başlamaktadır… Annenin tahmin edilemeyen kalan ömrü sebebiyle olaylar çok çabuk gelişir… Tanışma nişan düğün derken 3 ay içinde Ozan ve Canan artık karı koca olmuştur…  Peki iki tarafta buna hazır mıdır? Günümüzde iyice azalmış olan görücü usulü evlilik bu gençleri mutlu edecek mi? Evlilik denizinde mutluluk limanına ulaşmak mı olacak kaderleri?  Yoksa fırtınalı denizde alabora mı olacak iki hayat? Sonsuza kadar saklanması gereken bir sır bir gün ortaya çıkarsa kaç hayatı mahvedebilir?

Oyuncular: Yelda Alp, Hakan Kutlay Kutlu
Yazan: Hakan Kutlay Kutlu
Yöneten: İsmail Can Törtop
Genel Sanat Danışmanı: Göksel Kortay
Müzik: Didem Sökmen & Tuğba Özay & Ertan Özkan
Ses Ve Işık: Eda Karagedik
Seslendirme: Hülya Şen
16 Nisan Pazartesi 20:30

Leonce ile Lena’nın Müzikli Güldürüsü

“Şu insanlar neler, neler yapmışlardır can sıkıntısından! Canları sıkıldığı için okurlar, aşık olurlar, evlenirler, çocuk yaparlar, canları sıkıldığı için sonunda da ölürler. Bütün bu işleri yaparken de çok ciddi bir yüz takınırlar, en komik yanları da budur işte. Bütün bu dahiler, bu sersemler, bu ana, babalar, bu deliler, cahiller hepsi, hepsi aslında can sıkıntısının kurbanlarıdır; hepsi boş gezenin boş kalfasıdır!”

(Oyun Karl Georg Büchner’in “Leonce ile Lena” adlı oyunundan uyarlanmıştır)

Uyarlayan ve Yöneten: İlknur Güneş
Dramaturji: İlknur Güneş
Koreografi: Utku Demirkaya
Dekor Ve Işık Tasarımı: Onur Alagöz
Müzik Tasarımı: Arda Öztürk
Kostüm Tasarımı: İlkay Demirkaya
Müzik Direktörü: Helin Irmak Demirel
Reji Asistanı: Serra Aydoğdu
Işık Operatörü: Çağatay Varol
Afiş Tasarımı: İrem Çağla Seyidoğlu
Oyuncular: Sercan Elikara, Yağmur Dumrul, Fatih Dağıdır, Servet Oğuzyer, Ensar Kaplan, Berrak Tuna Altuna, Ozan Araç, Dinç Aydoğdu

Müzikli Kara Komedi / Tek Perde

20 Nisan Cuma 20:30

Sevmekten Öldü Desinler

” Ne yapalım, sert coğrafyada büyüdük diye, kalbimiz sulanınca yeşermeyelim mi?”

Şehrin batağında şarkıcılık hayalleri kuran Gönül’ün hayaline ortak edemediği Mustafa’sı, mahalleden arkadaşı Sevda’sı, pavyon sahibi Hamdi’si ve rengarenk Ahmet’iyle anlattığı bir yükselememe hikayesi. Arabeskin, pavyon ışıklarının, yitip giden masalların mum ışığında, oyuncunun anlatıcıya dönüştüğü bir anti-melodram.

-Masal işte, Sevmekten öldü desinler!
-onun bir suçu yok.
-Kimin?
-Masalın…

 

Yazan: Murat Mahmutyazıcıoğlu
Yöneten: Berfin Zenderlioğlu
Dramaturg: Nesrin Karadağ
Müzik: Burçak Çöllü
Koreografi: Senem Oluz
Kostüm Tasarımı: Çağla Yıldırım
Dekor Tasarımı: Berfin Zenderlioğlu
Işık Tasarımı: Alev Topal
Dekor Uygulama: Serkan Kavurt

Oynayanlar: Hamdi Alp, İbrahim Halaçoğlu, Meltem Yılmazkaya, Onur Berk Arslanoğlu, Pınar Yıldırım

22 Nisan Pazar 19:00
28 Nisan Cumartesi 20:30

Küründen Kabare

Bir dönmenin merak uyandıran dehşetengiz hikayesi: Çiççuuuuvvvv
‘Nasıl döndüm?’

Küründen Kabare’de bir zamanlar haber bültenlerinde dehşet saçarken gördüğünüz, o çok
eğlendiğiniz mekandaki şen şakrak solistliğinden bildiğiniz, yoldan geçerken çaktırmadan süzdüğünüz, cinayet haberlerinde ne de sık rastladığınız… ama transseksüellikle ilgili ne kadar fikriniz, olumlu ya da olumsuz ne kadar önyargınız olursa olsun aslında daha önce hiç tanışmadığınız Serpil’le tanışacaksınız.

Küründen Kabare; bu gün hala toplumsal şiddetin en açık şekline maruz kalan bir trans bireyin
hikayesini bu kez farklılıklar üzerinden değil, benzerlikler üzerinden anlatmayı seçiyor ve seks işçiliği de yapmış, tacizler, karakollar, dayaklar da görmüş geçirmiş, sonuçta belki herkesten fazla ama aynı zamanda herkes gibi hayatta kalmak için direnen Serpil’in trajik ama bir o kadar da ironik hikayesini, gerçek olaylarla kurguyu iç içe geçiren bir oyunla sahneye taşıyor ve aslında pek çok biçimde iliklerimize kadar işlemiş toplumsal iki yüzlülüğümüzle bizi bir kez daha hesaplaşmaya çağırıyor.

Yazan-Oynayan: Seyhan Arman
Yönetmen: Melisa İclal Yamanarda
Dramaturg: Sinem Özlek
Sahne-Kostüm Tasarım: Aslı Ersüzer
Işık Tasarım: Cem Yılmazer
Yönetmen Yardımcısı: İlsu Olcahan Kubak
Müzik-Şarkı sözleri: Seyhan Arman
Dış Ses: Engin Alkan

23 Nisan Pazartesi 20:30

Tato / Baba

Oyun bir cenazeyle başlar. Franio ve annesi, tabutun başında babaları için bir araya gelen topluluğu karşılarlar. Oyun bu anıyla başlar ve genç oğul Franio bu anıdan sonra çocukluğundan günümüze bir yolculuğa çıkar ve bu yolculuğunu seyirciye aktarır. Bunu yaparken anlattıklarını canlandıran diğer oyuncular, Akasya Çiçeği’nden, Kova’ya, Minik Tavşan’a, hatta duvardaki Küf’e kadar farklı karakterlere bürünürler. Franio’nun anlattığı ev canlanır, geçmiş cisimleşmiş bir şekilde sahnede vücut bulur.
Bir oyunculuk performansı olarak öne çıkan oyunun yorumunda, Polonya’daki bir ailede yaşananların aslında ne kadar çok Türkiye’ye ve baba erkil sisteme dokunduğunu deneyimleyecek olan seyirciyi, trajediyle komedi arasında gidip gelen çok açılımlı zengin bir oyun bekliyor.
Olaylar tabii ki Türkiye’de değil Polonya’da gelişiyor! Zira konumuz babalar ve onların aileden başlayıp hayatımıza sirayet eden baskın düzeni…

Yazan: Artur Palyga
Yöneten: Yeşim Özsoy
Oyuncular: Erdem Kaynarca, Onur Gürçay, Özge Korkmaz, Ceren Demirel, Akant Çetin, Serhat Gücüm, Barkın Sarp
Dramaturji: Ferdi Çetin
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Esin Çınar
Işık Tasarımı: Yüksel Aymaz
Hareket Tasarımı: Tuğçe Tuna Ulugün
Müzik Tasarımı: Monika Bulanda
Fotoğraf: Alengirhane
Grafik Tasarım: Ethem Onur Bilgiç

30 Nisan Pazartesi 20:30

PAYLAŞIM
Önceki İçerikAraf 2 Çekilmeye Başlandı
Sonraki İçerikİDSO Konseri Lütfi Kırdar’da
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan