CANAN GÖKNİL: HİÇBİR ZAMAN AMACIM ADIMI DUYURMAK OLMADI

0

Warning: Illegal string offset 'limit' in /home/admin/web/dirensanat.com/public_html/wp-content/themes/Newspaper/includes/shortcodes/td_block_big_grid_7.php on line 20

Yıllardır afişlerde adını gördüğümüz Canan Göknil, bu mevsim bir zamanlar büyük ilgi gören ‘Şahane Züğürtler’in kostüm tasarımlarını üstlendi. İlk çalışması ‘Lüküs Hayat’tan sonra yine Haldun Dormen ile çalışacak olan Canan Göknil ile tiyatro ve sinemadaki çalışmalarının yanı sıra dünyada adını duyurduğu fakat ülkemizde yeterince bilinmeyin üniforma tasarımlarını konuştuk.

 

 

FATOŞ DİLBER
FATOŞ DİLBER

Üniforma kullanan şirketlerle  kurumlara hizmet veriyorsunuz 1992 yılından bu yana. Tabiki bu yurt içi ve yurt dışını da kapsıyor değil mi?

1992’den beri bu tür çalışmaları yaptığım şirket benim ortağımın şirketi. 2006’dan beri ortak olduk. Ondan evvel 1998 yılından başlayarak ona çalıştım. Üniforma sektörü olarak daha eski bir Know-how olduğu için, ben de kostümden gelen bir know- how’ sahiptim. Böylece ortak çalışma yapmaya baladık. Herhangi biri tişörtünü haftada üç defa giyer, ama üniformanı her gün giymek zorundasındır. Haftada bir tişört on defa giyilir. Sadece güzel olması ile iş bitmiyor, dayanıklılık, kullanışlılık gerekiyor. Ortağım Tülin Yazıcı bunu çok iyi biliyor. Ben de kostümlerin nasıl giyildiğini, nasıl yakıştığını biliyorum. Birden bire bir işbirliği yaptık. Türkiye dışında ünlü olduk. Bütün dünya bizi Türkiye’den önce tanıdı.

Hangi ülkeler ile çalışıyorsunuz?

Tüm dünya ile… Cancun’dan Tacikistan’a kadar Johannesburg’a kadar, Cidde’ye Arap yarım adasına kadar bir çizgi ile birleştirirsek bütün dünyayı kapsamış oluyor.

 Memnun musunuz? Bu işi sürdürecek misiniz?

Memnunum, sürdürmeyi düşünüyorum. Ama tabiki kolay bir iş değil. Çünkü konfeksiyona benzemiyor. Konfeksiyonda müşterinle el sıkışırsın müşterin alır gider. Sattı sattı satmadı. Bu sektörde ise bir servis veriyorsun. Yani müşteri ile evliliğin hiç bitmiyor bir türlü.

Çok yorucu olsa gerek

İğne ile kuyu kazmak gibi. Ama beni üzen bir tek şey var. Biz dünya çapında olduk ama memleketimizde o saygıyı göremedik..

Bende onu soracaktım neden burada bilinmiyor? Burada da çalıştığınız yerler de oldu?

Benim yaptığım iş kostüm olarak baktığımız zaman sahneye çıkarım iki alkış alırım ve tatmin olurum. Bu benim için bir tatmindir. Burda öyle bir tatmin yok. Sadece ücretini almak değil. Burada adam sana bir para ödüyorsa canını okuya okuya kullanıyor. Bittikten sonra işini yapıyor. Alkışı falan yok. Avrupa, Amerika daha farklı seni bir yere koymayı biliyor. Türkiye dışındaki her yerde emeğinin karşılığını görebiliyorsun.

 

AVRUPALI TAKDİR EDİYOR

Ama Türkiye’den zaten her zaman bu böyle

 Türkiye hep üniformayı zaten işçi giyiyor. O mantıkla bakıyor. Örneğin Baküden İtalyan bir genel müdür geldi benim odama baktı benim odam ne de olsa bir tiyatro kostümcüsünün odası…     Bir   tiyatrocu olduğumu anladı. Biraz sonra İtalyanca konuştuğumu görünce çok etkilendi. “Size ne anlatayım şimdi” dedi. Avrupalı ile çalışırken gelip sana ukalalık etmiyor, bu müthiş bir şey. Seni takdir ediyor.

Tabii ki sizi takdir ediyor. Takdir bizde çok azdır.

 Ama her yerde enteresan bir durumda yaşanıyor. Mesela Avrupalı Dubai’ye gidiyor. Orada Arap’larla iş yapıyor. Onlarla tanışıyor. Ondan sonra sen gidiyorsun. Seni de o Arap yerine koyup filimi basa sariyor.

Türkiyeden geldiğin için.

Avrupalı her şeyin farkında, bir sure sonra sendeki farklılığı görüyor. O zaman seninle sırtının yere gelmiyeceğini görüp durumu kavrıyor. Türkler hep seni kendileri gibi gördükleri için kazanç önemli. Kalite önemli değil. Bunu üç kuruşa bizim Ahmet de yapıyor gibi bir durum çıkıyor.

Canan bir yandan da tiyatro kostümü yapıyorsunuz. Bu yılda Cryrano de Bergerac oyununun kostümlerini yaptınız ve Tiyatro ödüllerinde en iyi kostüm ödülüne değer görüldünüz. Önümüzdeki yılda Şahane Züğürtleri yapacaksınız. Ondan biraz bahsetseniz.

 Cryano benim için çok önemliydi. Oyunun yönetmeni Mehmet Birkiye oyunu çok öyle Türk seyircisinin keyif alacagi şekli ile koymadı. Işık ve ses düzeni farklıydı. Seyircimiz alısılmısın dısında görseller olunca oyunla ilişki kuramıyor. Başka bir şekilde bakmasını bilmiyor. Tiyatro seyircisi eskisi gibi çok bilinçli değil artık. işleri bütün olarak görmüyor.

Onun için Cryrano üç kere aday oldu en sonunda bir tanesinde alıverdi. Ben çok ümitliydim. Çok severek yapmis oldugum bir projeydi. Mücap Ofluğlu’ndan görmedim ama bilirim. Ama ben Yiğit Sertdemir ile çalıştım. Bana göre müthiş bir aktör.

Mücap Ofluoğlu’nun Cryrano’yu oynadığı dönemlerde Ayfer Feray da ‘Şahane Züğürtleri’ oynamıştı.

Bu sene de Şahane Züğürtleri Haldun Dormen Beyefendiyle Sehir tiyatrosuna çalışıyoruz. Ustayla, Sehir Tiyatrosuna Lüküs Hayat ile başladım. 28 sene evvel.

Tekrar çalışma şansı yakaladığım icin çok mutlu oldum. Haldun bey inanılmaz bir enerji. O kadar profesyonel ki inanılmaz. Şahane Züğürtler’in araştırmalarını yaptım. Çok iyi bir ‘Şahane Züğürtler’ geliyor.

Nasıl bir çalışma yöntemi izliyorsunuz?

Yönetmenle paslaşıyorum. Haldun Dormen Bey uçuk kaçık işler istemiyor. Ben onunla çok fazla iş yaptığım için iyi biliyorum. Yorum isteyen bir oyun değil dönemin oyunu. Ama şimdi dönemle ilgli o kadar çok iş yapılmaya başlandı ki tiyatroda sinema da yerli ve yabancı filmlerde. Iyi veriler var . Çıtayı koyacağım yer yüksek çünkü referanslar yüksek. Onun için eskiden daha zorlanıyordum. Şimdi birkimim var. Kütüphanem var. Şimdi İngiliz televizyonlarındaki dönem dizilerinde çok önemli kaynaklar var. Kostümlerin hepsine ulaşmak mümkün. Ben de kostümleri dönemle aynı yapacağım.

 Peki dönem kostümü mü güncel kostüm mü tercihiniz hangisini yapmak?

Dönem kostümüne güncel yorum katarsam çok eğleniyorum. Ama normal dizideki gibi giydirmeyi hiç sevmiyorum ama dönemi de yakalamak istiyorum. Dönemi yorumlarsam daha da çok keyif alacağım. Mesela Cryrano öyle idi. Ayak Takımı Arasında da öyleydi. Fetih 1453 filminin kostümlerini ben beğenerek keyif alarak yaptım. Kostümleri hala güzel hala etkileyici. Tapon durmuyor. Bazı işler vardır bakarsın demode durur.Olayı kafanda oluşturuyorsun ondan sonra da yoğun bir çalışma içine giriyorsun.

Bunları kafanda oluşturuyorsunuz ondan sonra da yoğun bir çalışma dönemi başlıyor.

 Kafamda oluşuturuyorum. Bana önce senaryo gelir ve bunda kaç kişi oynuyor diye sorarım. Ne kadar zaman içinde hazırlanması gerekiyor. Ne kadar bütçe ayırmayı düşünüyorsunuz diye sorarım öncelikle. Bunları sormalıyım ki kafamda ona göre kurgu oluşturayım yoksa zamanı boşa harcamış oluruz. Artık öyle bir zaman kaybına girmek istemiyorum.

Bir de film çalışmalarınız var.

Evet. Bir tane daha vardı malesef yapmadım. Yapamadım. Çok yorgundum.

Sinema daha mı zor?

Sinema daha zor.Kendi işlerimin de yoğunluğundan dolayı çok içinden adım geçsin diye işler almıyorum. Gerçekten özümsediğim sevdiğim başaracağım işleri alıyorum. Adımı duyurmak hiçbir zaman amacım olmadı.

Kaç tane kostüm yaptınız bugüne kadar?

 Sayı vermem mümkün değil. Sadece Fetih-1453 filminde binlerce kostum yaptım. 25 bin metre kumaş harcadım. Ben kostüm tasarımına geçmeden once mutlaka dönem oyunlarının kostümlerini yaptığım zaman olayların geçtiği ülkelere gider mekan araştırması yaparım. Kostümlerin tasarımından ziyade mekan ve zaman araştırması önemli benim için. Oyunun geçtiği şehirlere gider çizimler yaparım Romeo ve Juliet’te olduğu gibi. Hamlet’I yaparken Danimarka’daydım. Oturduğum yerden internete bakmakla olmaz bu işler. Kendimi geçindirecek başka işler yaptığım için bu çalışmalardan keyif alıyorum.

Sanırım sizce iyi bir kostüm tasarımcısı olmak için öncelikle kültürel birikim önemli?

Elbetteki en başta kültür olmalı. Yaşla da ilgili bir durum.

İnsanlar belli bir yaştan sonra mesleği bırakıyorlar. Oysa Avrupa’da seksen yaşında bu işi yapanlar var. Zeferelli’nin birlikte çalıştığı kostümcüsü 80 yaşında halen çalışıyorlar. Bana diyorlar ki o yaşta olunca o sette nasıl dolaşırsın diyorlar. O asıl o yaşta o tecrübe ile seti evirip çevirebilirsin. Onlar için sen sadece çalışansındır. Onlar Gibi çalışırsın ama kaliten önemli değil işte. Halbuki kalite yaşta olan bir şeydir.

Bu sene Birleşmiş Milletlerin İstanbul da organize etmis oldugu İNSANİYET ZİRVESI   Kongresinin acilis ve kapanis seramonisinin  kostüm çalışmasını benimle yaptılar

UN foundation Event Manager Patricia padilla ve Cirque De Soleil . Koregraflarindan Krista Monson la beraber calistim beklentilerini cok ustunde bir is aldilar ikisi de hayretler icinde kaldilar onunla beraber Amerikada calismami istediler …..verdikleri moral yeterdi.

Ama Bugun Türkiye’de iyi bir isim olmanı kimse istemiyor malesef.

Ne politkika istiyor. Ne başka bir şey malesef bu düzen içinde biri olamıyorsun.

Neyi nasıl yapacaksın, insan ilişkilerini kaliteli bir şekilde nasıl kuracaksın. Her şeyi zamanla, iş ortamında öğreniyorsun. Ama malesef bizde işler böyle yürümüyor…

Neyi nasıl yapacaksın, insan ilişkileri nasıl kaliteli bir şekilde kuracaksın. Her şeyi hayatindan getiriyorsun. öğreniyorsun. Ama maalesef sektör artıları koymuyor ve değerlendiremiyor..

Sanki çoğu insanın işine gelmiyor. Çünkü uyduruk sebeplerle yaptiklarini yapmak çok daha kolay.Bu yuzden yapılan işlerde çok kötü. İyi iş var tabiki ama orana vurduğumuz zaman çok kötü işlerle karşılaşıyoruz genelde. Çok komik şeylerde görüyorum. Onu giyiyor ama o giyindiği gibi konuşamıyor. Mesela “ Sofraya servis aç diyor” evinde, burası lokanta mı?

Hazır giyim sektörüne girmeyi hiç düşünmediniz mi?

Otel işi nerdeyse hazır giyim sektörü gibi. Hazır giyim sektörünü düşünmedim hiç. Hem moda hem kostüm yapıyoruz. Dünya markası olmak Türkiye’de çok zor.Nış gibi bir markete servis veriyoruz.

BAŞARIMIN SIRRI ÇOK İYİ İKİNCİ ADAM OLMAM

 Evet malesef böyle bir kösteklenme var. malesef Ülkemizde… çok başarılısınız bunu benim söylemem çok komik olur. Bunu herkes görüyor. Bu başarının sırrı ne?

Vazgeçmemek galiba. Başarımın sırrını söyleyeyim sana ben çok iyi ikinci adamımdır. Hiç birinci adamlığa soyunmadım hayatımda. İyi bir birinci adamın arkasında hep durdum. Ama birinci adam zannetti ki herşeyi kendi yaptı. Hiç önemli değil. Bence budur. Yani yönetmen birinci adamdır. Benim ortağım birinci adamdır. Ama ben çok iyi bir ikinci adamımdır. Haddimi de biliyorum.

RÖPORTAJ:FATOŞ DİLBER

www.dirensanat.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.