POLANSKİ’NİN FİLMLERİ PERA MÜZESİ'NDE

0

Roman Polanski’nin 1960’lı ve 1970’li yıllarından derlenen bir seçki Kasım ayı boyunca Pera Müzesi Sineması’nda gösterilecek. 2008 yılında kendisi hakkında çekilen belgesel filmin başlığından ilham alan ‘Roman Polanski: Aranan ve Arzulanan’ programında beş film ve bir belgesel yer alıyor.

“Her filmiyle tartışmalar yaratan Roman Polanski, kendine özgü karanlık perspektifi ve katılığıyla ve hikaye anlatımına getirdiği nihilist yaklaşımla sinemada kalıcı bir iz bıraktı. Eleştirmenler onun filmlerini, “düşmanca ve ironik bir dünyada ayakta kalmaya çalşan sıradan insanın ahlak dışı hikâyelerini anlatmak için kara mizah, gerilim ve ara sıra da sürrealizmin kullanıldığı filmler” olarak tanımlıyor. yarattı”

 

Filmler

 

SUDAKİ BIÇAK

Leon Niemczyk, Jolanta Umecka, Zygmunt Malanowicz

94 dak., 1962, siyah-beyaz

Lehçe, Türkçe altyazılı

Roman Polanski’nin ilk uzun metrajlı filmi, hâlâ pek çok eleştirmen tarafından en iyi yapıtları arasında sayılan müthiş bir psikolojik gerilim. Hikayesi basittir, ama karakterlerin duyguları ve eylemleri son derece ciddi sonuçlara yol açar. Hafta sonunda yat gezisine çıkan bir çifte genç bir otostopçu katılınca, iki adam arasında kadının ilgisini çekmek için psikolojik bir savaş başlar. Fırtına yüzünden küçük mürettebat grubu güverte altına sığınmak zorunda kalır ve gerilim doruğa ulaşır. Keskin diyaloglar ve acımasızca girişken bir kamera sayesinde Polanski; korku, aşağılanma, cinsellik ve saldırganlık üzerine rahatsız edici bir ortam yaratır. Bu çarpıcı ilk film sayesinde Polanski dünya çapında üne kavuştu, Time dergisine kapak oldu ve ilk Oscar adaylığını kazandı.

1 Kasım Cumartesi 14:00

2 Kasım Pazar 15:00

 

TİKSİNTİ

Catherine Deneuve, Ian Hendry, John Fraser

105 dak, 1965, siyah-beyaz

İngilizce, Türkçe altyazılı

Polanski, tartışmalara yol açan, kan dondurucu bu psikoz hikâyesinde, kız kardeşinin tatile giderek Londra’daki dairesinde onu yalnız bırakması sonrası akıl sağlığı gitgide kötüleşen kırılgan, frijit ve güzel bir genç kadın Carol’un (Catherine Deneuve) yaşadıklarını anlatır. Kısa bir süre sonra gerçek ve hayali görüntülerin birbirine karışmasıyla dehşete kapılan Carol’un deliliği şiddetli ve histerik bir hale gelir. Rahatsız edici ayrıntıları ve Polanski’nin klostrofobik mekânları duygu dolu bir mayın tarlasına çevirebilme yetisiyle ‘Tiksinti’, kişisel korkulara dair gerçeküstü ve kafa karıştırıcı bir yolculuktur. Film, hâlâ sinema tarihindeki en sarsıcı psikolojik gerilimlerden biri sayılıyor.

1 Kasım Pazartesi 16:00

26 Kasım Çarşamba 19:00

 

BOZUK DÜZEN

Donald Pleasence, Françoise Dorléac, Lionel Stander

113 dak, 1966, siyah-beyaz

İngilizce, Türkçe altyazılı

20141021_5a7d3a78-b560-4b72-8814-097d0772d0ec

Polanski, altın dönemi sayılan 1960’larda çektiği filmde kurnazca işlenmiş absürt bir paranoya hikâyesi anlatıyor. Uçuk kaçık bir üçlü ilişki… Donald Pleasence ve Françoise Dorleac, Lionel Stander tarafından canlandırılan kabuğuna çekilmiş bir çiftin izole evleri kaba ve iriyarı bir firari gangster tarafından işgal edilir. Üçlü cinsel ve duygusal aşağılanmayı içeren rol yapma oyunlarına girişirler. Kaos halindeki modern dünyaya dair, çağrışımlarla dolu, klostrofobik ve oldukça komik bir hikâye.

5 Kasım Çarşamba 19:00

29 Kasım Cumartesi 16:00

 

ROSEMARY’NİN BEBEĞİ

Mia Farrow, John Cassavetes, Sidney Blackmer, Ruth Gordon

136 dak, 1968, renkli

İngilizce, Türkçe altyazılı

Polanski’nin ilk Hollywood filmi. Korkutucu, kara mizah yüklü, müthiş eğlenceli karabasanı, Ira Levin’in çok satan kitabına sadık kalarak uyarladı. Genç anne adayı Mia Farrow, (Sidney Blackmer ve Oscar ödüllü Ruth Gordon tarafından canlandırılan) fazlasıyla cana yakın aşlı komşuları ve kendine dönük kocasının (John Cassavetes) kendisi ve bebeğine karşı şeytani bir plan içerisinde olduğundan gittikçe daha fazla şüphelenmektedir…

29 Kasım Cumartesi 13:00

29 Kasım Cumartesi 19:00

 

TESS

Nastassja Kinski, Peter Firth, Leigh Lawson

186 dak, 1979, siyah-beyaz

İngilizce, Türkçe altyazılı

Çok Oscar’lı Polanski filmi, Thomas Hardy’nin ‘Tess’ adlı kitabının çok katmanlı ve mükemmel bir uyarlaması. Cinsellik, sınıf, ihanet ve intikama dair Polanski’nin incelik ve ihtimamla işlediği epik bir anlatı. İnatçı bir köylü kızı (Nastassja Kinski bu rolle harikulade bir çıkış yapmıştır) yerel bir aristokrat ailenin evine, ailelerinin aynı soydan geldiği dedikodusundan faydalanabilmek için babası tarafından gönderilir. Kader belirleyici bu ziyaret, dünya çapında iki görüntü yönetmenin – Geoffrey Unsworth (Kabare) ve Ghislain Cloquet (Rastgele Balthazar)— başarılı çalışmaları sonucu sade görsel dokuya, olağanüstü bir pastoral güzelliğe ve canlı hikâye anlatımına sahip olur.

8 Kasım Cumartesi 18:00

16 Kasım Pazar 17:00

20141021_10132417-5f51-48eb-a4ec-4b9771e7876c

ROMAN POLANSKİ.ARANAN VE ARZULANAN

Belgesel

Yönetmen: Marina Zenovich

Oyuncular: Andrew Braunsberg, Richard Brenne-man,

Douglas Dalton

99 dak, 2008, siyah-beyaz, renkli

İngilizce, Türkçe altyazıyla

Otuz yıl önce, Roman Polanski reşit olmayan biriyle cinsel ilişkiye girmekten mahkum edildi. Hapishanede 42 gün geçirdikten sonra Amerika’dan kaçtı ve oraya bir daha geri dönmedi. Belgesel bu karmaşık ve tartışma yaratan davayı yeniden açıyor ve davanın etrafında şekillenen efsanelerin birçoğunu sorguluyor. Davada merkezi rol oynayan kişilerin çoğuyla yapılmış röportajlardan faydalanan film, ABD’deki yasal sistem ve medyanın işleyişiyle ilgili önemli sorular soruyor. Aynı zamanda, Polanski’ye bir ders vermekte kararlı bir adam olan hakim Laurence Rittenband’ın oynadığı role de eğiliyor.

13 Kasım Perşembe 19:00

26 Kasım Çarşamba 17:00

 

Filmler Pera Müzesi indirimli giriş bilietiyle (8 TL) izlenebilecek.

www.dirensanat.com

PAYLAŞIM
Önceki İçerik'ZÜBÜK' MÜZİKAL OLARAK TİYATRO KARE'DE
Sonraki İçerik'SAVAŞ' YENİDEN SAHNEDE
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan