Bilindiği gibi 31. Temmuz 2013 tarihinde sayın Başbakan, 69. TOBB Genel kurulunda yaptığı açış konuşmasında,özellikle “Bir ülkede demokrasi olmazsa o ülkede ekonomi gelişmez” düşüncesine vurgu yapmış.Sivil toplum kuruluşlarını desteklediğini bildirmiştir.

TOBAV tiyatro, opera ve bale alanında tüm çalışanların üye olduğu bir sivil toplum kuruluşudur.

TOBAV evrensel bir bilinçle 32 yıldır, ülkemizde  demokrasi kültürünün oluşturulmasında,  tiyatro, opera-bale, müzik kültürlerinin doğrudan önemi olduğunu savunmaktadır.Yani bir ülkede, tiyatro,opera, bale ve müzik kültürü yok ise o ülkede demokrasi kültürünün gelişmesi de söz konusu değildir düşüncesindedir. Bu düşüncesini de dünyalı kaynaklarla bağlantılı olarak geliştirmiştir.

TPBAV

TOBAV üyeleri, Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi mensuplarıdır. Üyelerimiz, yeteneklerinin yanı sıra ömürlerinin önemli bir bölümünde meslek disiplini ve eğitimi almışlardır. Ülke içinde alınan bu zorlu eğitimlerden sonra yurt dışından burs alan, bu uzun eğitim dönemini devam ettiren mensuplarımızın sayısı hiç de az değildir ve kendi meslekleri konusunda ülkemizin en uzman kişileridir.

Ancak, bu uzmanlık ve eğitime rağmen ülkemizde meslek tanımlarımız yapılmamış, mesleklerimiz çalışma yasalarında tanımlanmamıştır.

Bu tanımsızlık, kamuoyumuz ve siyasetçilerimiz nezdinde bizlerin  mesleklerimizi bir kültür olarak değil de bir heves olarak yaptığımız intibaını uyandırma tehlikesi yaratmaktadır.

Bizlerin nasıl zorlu eğitimlerden geçerek bu meslekleri yaptığımız konusunda ne yazık ki kamuoyumuzun çok az bir kesiminin bilgisi olduğu kanısındayız.

Bu durum, doğal olarak bize  mesleklerimizin öneminin ülkemizde yeterince anlaşılmadığını düşündürmektedir. Sanat kültürünü oluştururken; demokrasi kültürüne nasıl doğrudan  katkıda bulunduğumuzun da anlaşılmamış olduğu endişesini taşımamıza neden olmaktadır.

Bu endişemizin kaynağı ise mesleki kimliğimizin ve haklarımızın tanımlanmamış olması, çalışma yasalarında bu anlamda  yer almamış olmamızdır.

Bu tanımsızlıklar içerisinde Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi kuruluş yıllarından sonraki yıllarda sürekli kimlik ve yasa bunalımı yaşamış; ancak hiç bir hükümet sorunu kaynağından çözmemiştir. Meslek tanımları yapılmadan mesleklerin yasaları değiştirilmeye çalışılmış, bu konuda da bağlı yasalar oluşturulmadığı için başarılı olunamamış; yasalarımız hep başka kurumların ve mesleklerin yasalarına dayandırılmıştır.

Zamanla adeta bir yamalı bohça durumuna getirilerek karmaşıklaştırılmış, kavram kargaşaları içine girilmiştir. Esasa ilişkin çalışmalar yapılmadığı için yeni yasalar çıkarılması veyatasarlanmasında başarılı olunamamıştır. Bu zihniyet terkedilmedikçe başarılı olunması da olası görülmemektedir.

Ülkemiz AB ye ilk aday olduğu yılarda Dünya Telif Hakları Örgütü (WIPO) nun kurallarına uygun bir telif hakkı uygulamasına gidilmesi konusunda Bakanlığımız bünyesinde  çalışmalar yapılmıştı. Fikir ve sanat esereleri kanunu yeniden düzenlenerek 5846 olarak tekrar yasalaştırılmıştı. Ancak yine esasa ilişkin konularda berraklaşmalar olmadığı için bağlantılı haklar ya da komşu haklar dediğimiz icracı sanatçı haklarının uygulanmasında da bir netlik kazanılamamıştı.

Bu esaslara ilişkin belirsizlikler sürerken geçtiğimiz sezon Devlet Tiyatrolarının, Devlet Opera ve Balesinin ve Bakanlığın bağlı kuruluşu olan diğer sanat kurumlarının kapatılması gibi radikal görüşler basınımızda yer aldı. Bizlerde ve kamu oyumuzda şaşkınlık yarattı.

Bakanlığımızın bilgi edinme birimlerine yaptığımız başvurulara “Bakanlığımzda böyle bir çalışma yapılmamaktadır” yanıtı almamıza  karşın, basında bir yasa taslağı yer aldı. Hatta ortalıkta dolaştı. Bu durum gerek sanat camiamızda gerekse kamuoyumuzda büyük endişelere yol açtı.

Bizler mesleklerimizin uzmanları olan kişiler olarak, mesleklerimizle ilgili yapılacak çalışmalar ve yasal düzenlemeler konusunda bu çalışmaları yapacak birimlere bilgi aktarımlarında bulunabilir, katkılar sunabiliriz. TOBB un sivil toplum kuruluşu olarak benimsenmesini gerektiren bütün nedenler, sanat alanında TOBAV ın da benimsenmesi için mevcuttur.

Bu doğrultuda sanat kurumlarının kapatılması endişesini ortadan kaldırmak, sanat alanına yönelik kalıcı ve geçerli yasalar yapılmadan önce meslek tanımlarının ve haklarının düzenlemesini yapmak doğrultusunda, “Sanata Evet” söyleminde birleşen meslekdaşlarımız ile vatandaşlarımızın duyarlılıkları sonucu oluşan  46.643 imzayı bu dilekçemiz ekinde Bakanlığımıza sunuyoruz.

Sanat alanına ilişkin yapılması düşünülecek düzenlemeler hakkında hükümetimiz, sivil toplum kuruluşları ve akademik yapılanmalar arasında diyalog oluşturulmasını öneriyoruz.

Bu diyaloğun ilk adımı olarak da ulusal ve uluslararası uzmanların katılacağı bir çalıştay düzenlenmesi konusunu bilgilerinize sunmayı tarihi bir sorumluluk ve görev olarak görüyoruz.

Saygılarımızla.

 

TAMER LEVENT

GENEL BAŞKAN

TOBAV YÖNETİM KURULU a.

Önceki İçerikTOBAV’DAN BASIN AÇIKLAMASI
Sonraki İçerikOYUNCULARI CİRCUS D’ARC’I ANLATIYOR
Sabit Doğan
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan