Renkleri Duymak; Sabit Doğan

0

Sanat bazen göze hitap eder, bazen de zihne. Ama çok nadiren olur; insanın içindeki sessiz yere seslenir. Akın Ekici’nin sanatsal yolculuğunu merkeze alan “Renklerini Duydunuz mu?” kitabı ve Galeri Deniz’de gerçekleşen imza günü, tam da bu nadir anlardan birine işaret ediyordu.

Bu bir imza günü haberinden ibaret değildi. Orada asıl olan, resmin hâlâ insanı dönüştürme gücüne sahip olup olmadığı sorusuydu. Cevap ise şaşırtıcı biçimde netti: Evet, ama ancak arkasında sahici bir zihinsel disiplin varsa.

Akın Ekici’yi benzerlerinden ayıran temel neden, ressam kimliğini hukukçu kimliğiyle çatıştırmak yerine, bu iki alanı aynı düşünce zemininde buluşturabilmiş olmasıdır. Hukuk, düzen kurar; sanat ise o düzenin içindeki çatlakları görünür kılar. Ekici’nin resimleri tam olarak bu çatlaklardan sızan bir bilinç hâlidir. O yüzden bakıldığında sadece renk görülmez; bir düşünme biçimi hissedilir

.

Meltem Kurtulan’ın kaleme aldığı kitap da bu noktada önemli bir eşik oluşturuyor. Çünkü kitap, sanatçıyı yüceltmek gibi kolay bir yola sapmıyor. Aksine, Akın Ekici’nin üretim motivasyonlarını, içsel çelişkilerini ve sanatı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü soğukkanlı bir dikkatle inceliyor. Bu tavır, günümüz sanat yayıncılığında pek alışık olmadığımız bir entelektüel dürüstlük barındırıyor.

Galeri Deniz’in bu buluşmaya ev sahipliği yapması ise tesadüf değil. DenizBank’ın kültür ve sanatı yalnızca sergilemekle yetinmeyip, erişilebilir kılma çabası burada somutlaşıyor. Özellikle genç izleyiciler için verilen mesaj açık: Tek bir kimliğe sıkışmak zorunda değilsiniz. Bilim, hukuk, sanat… Doğru bir bilinçle taşındığında, birbirini dışlayan değil, derinleştiren alanlardır.

İmza gününde Akın Ekici’nin dile getirdiği “hukukun da sanatın da özünde topluma hizmet etme anlayışı vardır” cümlesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir tespitti. Çünkü bugün en çok kaybettiğimiz şey tam da bu ortak zemin: anlam üretmek. Ekici’nin resimleri, estetik bir beğeninin ötesinde, bu anlam arayışının görsel kayıtlarıdır.

Kitabın adı bir soru soruyor: Renklerini duydunuz mu?

Aslında sorduğu şey şu: Bakmakla yetinenlerden misiniz, yoksa algısını derinleştirmeye cesaret edenlerden mi?

Benim bu buluşmadan çıkardığım sonuç şu oldu: Sanat, hâlâ ciddiye alındığında, insanı yerinden oynatabilen bir güç. Ama bunun için sanatçının da izleyicinin de konfor alanından çıkması gerekiyor. Akın Ekici’nin yaptığı tam olarak bu.

Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Renkleri bir kez duyan için, dünya artık eskisi gibi görünmez.

PAYLAŞIM
Önceki İçerikGılgamış Destanı Operada / İnsanlığın Kadim Sorularına Işık Tutan İlk Yazılı Destan…
Sonraki İçerikKREK VR, İLK GÖSTERİSİ “35 MAYIS” İLE ARALIK AYINDA PARİBU ART’TA SEYİRCİ İLE BULUŞUYOR!
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan