
Sanat bazen göze hitap eder, bazen de zihne. Ama çok nadiren olur; insanın içindeki sessiz yere seslenir. Akın Ekici’nin sanatsal yolculuğunu merkeze alan “Renklerini Duydunuz mu?” kitabı ve Galeri Deniz’de gerçekleşen imza günü, tam da bu nadir anlardan birine işaret ediyordu.
Bu bir imza günü haberinden ibaret değildi. Orada asıl olan, resmin hâlâ insanı dönüştürme gücüne sahip olup olmadığı sorusuydu. Cevap ise şaşırtıcı biçimde netti: Evet, ama ancak arkasında sahici bir zihinsel disiplin varsa.
Akın Ekici’yi benzerlerinden ayıran temel neden, ressam kimliğini hukukçu kimliğiyle çatıştırmak yerine, bu iki alanı aynı düşünce zemininde buluşturabilmiş olmasıdır. Hukuk, düzen kurar; sanat ise o düzenin içindeki çatlakları görünür kılar. Ekici’nin resimleri tam olarak bu çatlaklardan sızan bir bilinç hâlidir. O yüzden bakıldığında sadece renk görülmez; bir düşünme biçimi hissedilir
.

Meltem Kurtulan’ın kaleme aldığı kitap da bu noktada önemli bir eşik oluşturuyor. Çünkü kitap, sanatçıyı yüceltmek gibi kolay bir yola sapmıyor. Aksine, Akın Ekici’nin üretim motivasyonlarını, içsel çelişkilerini ve sanatı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü soğukkanlı bir dikkatle inceliyor. Bu tavır, günümüz sanat yayıncılığında pek alışık olmadığımız bir entelektüel dürüstlük barındırıyor.
Galeri Deniz’in bu buluşmaya ev sahipliği yapması ise tesadüf değil. DenizBank’ın kültür ve sanatı yalnızca sergilemekle yetinmeyip, erişilebilir kılma çabası burada somutlaşıyor. Özellikle genç izleyiciler için verilen mesaj açık: Tek bir kimliğe sıkışmak zorunda değilsiniz. Bilim, hukuk, sanat… Doğru bir bilinçle taşındığında, birbirini dışlayan değil, derinleştiren alanlardır.

İmza gününde Akın Ekici’nin dile getirdiği “hukukun da sanatın da özünde topluma hizmet etme anlayışı vardır” cümlesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir tespitti. Çünkü bugün en çok kaybettiğimiz şey tam da bu ortak zemin: anlam üretmek. Ekici’nin resimleri, estetik bir beğeninin ötesinde, bu anlam arayışının görsel kayıtlarıdır.
Kitabın adı bir soru soruyor: Renklerini duydunuz mu?
Aslında sorduğu şey şu: Bakmakla yetinenlerden misiniz, yoksa algısını derinleştirmeye cesaret edenlerden mi?
Benim bu buluşmadan çıkardığım sonuç şu oldu: Sanat, hâlâ ciddiye alındığında, insanı yerinden oynatabilen bir güç. Ama bunun için sanatçının da izleyicinin de konfor alanından çıkması gerekiyor. Akın Ekici’nin yaptığı tam olarak bu.
Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Renkleri bir kez duyan için, dünya artık eskisi gibi görünmez.
























