YAZAN KADINLAR KALEMLERİNİ BİRLEŞTİRDİ, İLK ÖYKÜ KİTAPLARI ÇIKTI

0


Çünkü Kadınız Kolektifi çatısı altında kalemlerini birleştiren kadınların ilk kitapları “Ayna Meselesi” yayımlandı. Toplumun farklı kesimlerindenfarklı kadınların ortak bir duyguyla kaleme aldığı “Ayna Meselesi”nde her biri farklı yaşamlara dokunan 38 etkileyici öykü yer alıyor. Banliyö Yayınevi’nin okurla buluşturduğu “Ayna Meselesi”nin tüm gelirini kız çocuklarının eğitimine bağışlayacak olan Çünkü Kadınız Kolektifi, edebiyatın iyileştirici gücünden yola çıkarak bu çalışmayı bir kitap serisine de dönüştürecek. 

 

Birbirinden farklı onlarca kadın, ortak tutkuları olan edebiyatın etrafında bir araya geldi ve bu birliktelik önce kitaba hemen ardından da sosyal sorumluluk projesine dönüştü. Çünkü Kadınız Kolektifi çatısı altında bir araya gelen 38 kadın, ilk olarak 38 öykü ile toplumun farklı kesimlerinden farklı kadınların öykülerini kaleme aldı ve bu öyküler “Ayna Meselesi” adıyla kitaplaştı. “Biliyoruz, yaparız. Çünkü Kadınız!” mottosu ile yazmaya devam eden yazarlar, “Ayna Meselesi” kitabının tüm gelirini kız çocuklarının eğitimi için bağışlayacak. Çünkü Kadınız Kolektifi, edebiyatın iyileştirici gücünden yola çıkarak bu çalışmayı bir kitap serisine de dönüştürecek.

 

BİR HAYALDEN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNE 

 

Bu projenin fikir annesi olan Yücel Cüre’nin “Yazılarımızla bir kız çocuğunun koluna girebilsek, aydınlığa çıkabilmesi için güç verebilsek” hayalini arkadaşlarıyla paylaşması, bu oluşumun ilk yapı taşı oldu. Tüm geliri kız çocuklarının eğitimi için kullanılacak ortak bir öykü kitabı yazmak için kalemlerini birleştiren 7 kadın, kısa sürede onlarca kadının katılımı ile büyük bir gruba dönüştü. Hedefler de “daha çok çok kız çocuğunun hayatına dokunmak” olarak büyüdü. Bu ortak amaç etrafında bir araya gelen kadınların emekleriyle ortak olduğu yazma eylemi, tek bir kitapla sınırlı kalmadı ve daha çok kadına ve daha çok kız çocuğuna ulaşmak için Çünkü Kadınız Kolektifi’ne dönüştü.

 

 

‘AYNA MESELESİ’ İKİNCİ BASKI YAPTI

 

Çünkü Kadınız Kolektifi çatısı altında kısa sürede organize olan ve ilk ortak eserlerini 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yetiştirmeye çalışan yazarlar, bu hedeflerine kısa sürede ulaştı. “Kadın” teması ile kaleme alınan 38 öykü, “Ayna Meselesi”olarak kitaba dönüşerek Banliyö Yayınevi tarafından okurla buluşturuldu. Çünkü Kadınız Kolektifi’nin ilk kitabı olan “Ayna Meselesi”, daha ilk haftasında ikinci baskısını yaparak önemli bir başarı elde etti. “Ayna Meselesi”nin her bir öyküsü, farklı bir kadının hayatına odaklanan, bilinen ancak görülmek, duyulmak, konuşulmak istenmeyen yaşam hikâyeleriüzerinden topluma ayna tutuyor.

 

MESELE BİR KİTABA SIĞMAYACAK KADAR BÜYÜK

 

Amacını “Ortak öykü kitaplarından elde edilecek tüm gelirin kız çocuklarının eğitimi için kullanılması” olarak belirleyen Çünkü Kadınız Kolektifi, bu ortak çabanın bir kitapla sınırlı kalmaması için çalışmalarını hiç ara vermeden sürdürme kararı aldı. Kız çocuklarının eğitiminin sadece bir kadının değil, tüm toplumun geleceğini şekillendirdiği düşüncesini benimseyen kadınlar, “Bu mesele bir kitaba sığmayacak kadar büyük” diyerek, yeni katılımlar birlikte yılda 4 öykü kitabı çıkarmayı hedefliyor.

 

MAYIS’TA SERİNİN İKİNCİ KİTABI GELİYOR

 

Yazan kadınların kalemlerini birleştirip Çünkü Kadınız Kolektifi çatısında buluşmasına öncülük eden Yücel Cüre,ortak amaçlarını ve planlarını şöyle paylaştı: “38 kadın yazarın emeği ve katkısı ile ilk öykü kitabımız “Ayna Meselesi”niokura sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İlk kitabımızla geçmişe, bugüne, geleceğe, kendimize, birbirimize, sesimize kulak tıkayanlara, görüp de anlamayanlara ayna tutmayı seçtik. Sadece kendi hayatlarımıza değil, duygusunu, kırgınlığını, heyecanını hissettiğimiz pek çok kadının hayatından süzdüklerimizi kurguladık öykülerimizde. El birliği ile kısa sürede somut bir eser ortaya koymanın sevincini yaşarken, pek çok kişi daha aramıza katılmak istediğini belirtti. Hemen ikinci kitabımızı mayıs ayında çıkarmak üzere çalışmalara başladık. Yılda 4 öykü kitabıyayımlayarak, olabildiğince çok okura ve onların da katkılarıyla kız çocuklarının hayatlarına dokunabilmeyi amaçlıyoruz. Kalemlerimiz kız çocuklarının eğitimine katkıda bulunmak için yazmaya devam edecek, okurlarımızın desteği ile de kitaplarımız başka kadınların hayatlarına ışık olacak. ‘Bir kadın bir kadının koluna girerse dünya değişir’ deyip kitaplarımızın geliriyle hiç tanımadığımız onlarca kadına nefes olacağız. Biliyoruz, yaparız. Çünkü kadınız!”

 

 

“AYNA MESELESİ” ARKA KAPAK YAZISI

 

Ayna Meselesi öykü kitabının, ünlü Yazar ve Eğitmen Hakan Akdoğan tarafından kaleme alınan arka kapak yazısı şöyle:

 

Yazı bir oyundur. Oyun ciddiyet gerektirir. Doğrudan algılanamayan birçok olay oyunun içinde anlaşılır. Bu gönüllü bir eylemdir. Küçümsenmemesi gerekir. Oyunun içinde suskunlaştırılan, lakap takılan, itilip kakılan, surat asılan, bedenine zarar verilen, ruhu örselenen, ekonomik olarak bile istismar edilen kadınlar var. Dikkat et! Oyun, aynalı bir odada oynanıyor. Birden fazla kendin oluyorsun. Hangisi olduğunu bilemiyorsun. Ara ara kendi gözlerinin içine bakmayı unutma. Yere bakma asla. Hep yüzüne. Yüzüne bakmazsan onu göremezsin. Kendine benzeteceksin onu; korktuklarına, utandıklarına, yalanlarına. Bir daha da göremeyeceksin, bakmazsan. Ulaşamayacaksın hafızana. Bakarsan; gölgeni göreceksin aynanın içindeki gözlerinin aynasında. Oyun ciddiyet gerektirir. Oyunu küçümseme. Dikkat et ayna meselesine!

 

 

PAYLAŞIM
Önceki İçerikCinsiyet eşitsizliği, müzik endüstrisini dönüştürüyor
Sonraki İçerik27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’NDE ANLAMLI ÖDÜL GELDİ
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan