AYLA ALGAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

0

 

Türk Tiyatrosu, sineması ve müziğinin değerli sanatçısı Ayla Algan, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen bir törenle son yolculuğuna uğurlandı.

 

Sunuculuğunu Eraslan Sağlam’ın yaptığı cenaze töreninde sırasıyla İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, damadı Erol Babaoğlu, GaroMafyan, Bilge Katipoğlu, Sevinç Özer, Ayşenur Özturanlı, Nedim Saban, Orhan Alkaya, Emre Koyuncuoğlu, Halit Ergenç, Aliye Uzunatağan, Aslı Öngören, UğurtanAtakan, Hilmi Zafer Şahin ve kızı Sevi Algan Babaoğlu söz aldılar.

Sanatçının dostları Ayla Algan ile nasıl tanıştıklarını, onun çok yönlü biri olduğunu, çok iyi bir eğitmen ve yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu anlattılar.

 

Kürsüde söz alan Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever:

 

“Esprili, çok donanımlı, sahnede neredeyse aurasının rengi görünen, yaratıcılığı çok yüksek, enerjisi gerçekten çok yüksek, çağının çok ötesinde, özel bir oyuncuydu. Ayla abla ile tanışmam kişisel olarak televizyondan oldu. Onu TRT konserinde ailece oturup izledik. Bizim için Ayla Algan’dı, sonra Ayla ablamız oldu. 

Ayla abla çok iyi bir oyuncu, aynı zamanda çok iyi bir insandı. Çok farklı bir kadındı. Bir gün ona ağlayarak telefon açtım. Provadayım ve rolümü çıkartamıyorum. Partnerim benimle sadece provalarda çalışıyor, dedim. “Ben gelir gerekeni yaparım” dedi. 

Geldi, soyunma odalarından birine çıktık. 2,5 ay boyunca anlayamadığım şeyi 3 cümleyle anlattı. Biliyor musunuz çok uzun süre oynadım o rolü. Ayla abladonanımını genç meslektaşlarıyla paylaşmak için neredeyse çırpınırdı.

TAL’de onunla yaklaşık 1,5 ay çalıştık. O zaman şöyle bir şey hissetmiştim, şimdi daha iyi anlıyorum. Kendini sürekli anlatmak zorunda kaldı. Anlaşılamamaktan dolayı bir sıkıntı çektiğini hissetmiştim. 

Ayla abla çok pozitif bir kadındı. Onu kötü bir şey konuşurken hiç hatırlamıyorum. Aynı sahneyi paylaşmadık ama Osman Sınav’ın bir dizisinde beraberdik. Bekleme sırasında çok güzel sohbetler ettik onunla.

Ayla ablacığım yattığınız yer incitmesin. Biz çok üzülüyoruz ama sizi çok güzel karşılayacak dostlarınız olduğunu biliyoruz. Seni her zaman sevgiyle anacağız,” dedi.

Tören, kürsüde söz alan dostlarının yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, İBB Kültür Daire Başkanı Tolga Volkan Aslan, Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Macit Koper, Bennu Yıldırımlar, Ragıp Yavuz, Bülent Emin Yarar, Bergüzar Korel, Ersin Sanver, Orhan Hızlı, Meral Çetinkaya, Suna Keskin, Hakan Altıner’in de aralarında olduğu sanat camiasının yoğun katılımıyla gerçekleşti.

Ayla ALGAN

1936’da İstanbul‘da doğdu. Babası Girit göçmeni tüccar Vedat Kasman, annesi ressam Nevzat Kasman‘dır. Ailenin tek çocuğu olan Ayla Algan, çocukluğunda piyano, bale ve şan dersleri aldı. 5 yaşında başladığı piyano öğrenimini lise öğrenimi için Fransa‘ya gidene kadar 11 yıl boyunca sürdürdü. Ortaokulu İstanbul’daki Notre Dame de Sion‘da, liseyi Fransa’daki Versay Lisesi’nde okudu. Lise öğrenimi devam ederken tanıştığı BeklanAlgan (1933 – 2010) ile evlendi. Eşi Beklan Algan ile birlikte Amerika’da New York ActorStudio Actor’s Repertuary Theatre’s of Broadway’de sahne eğitimi alan sanatçı, Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Şehir Tiyatroları‘nın kadrosuna girdi ve 1961’de Tarla Kuşu oyunu ile tiyatroda ilk rolünü oynadı. Aynı yıl Hamlet oyununda rol aldı; hem Ophelia hem de erkek rolü olmasına rağmen Hamlet karakterini canlandırmıştı. Bu nedenle “Erkek Hamlet” olarak anıldı. 1965’te Fizikçiler oyunuyla İlhan İskender En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü ancak tiyatronun kolektif bir sanat olduğu gerekçesiyle geri çevirdi. 1966’da Muhsin Ertuğrul‘un istifası üzerine Şehir Tiyatroları’ndan ayrıldı, bir süre LCC Language and CultureCenter Tiyatro Okulu’nda tiyatro öğretmenliği ve oyuncu çalıştırma dersleri verdi. Buradan Macit Koper, Taner Barlas, Cezmi Baskın, Meral Çetinkaya ve Rutkay Aziz gibi değerli oyuncu ve yönetmenler çıktı.

1964’te yönetmenliğini Ertem Göreç‘in yaptığı, senaryosu Vedat Türkali‘ye ait olan Karanlıkta Uyananlar filmi ile ilk kez sinema dalında çalışmalara başladı. 1966’da Atıf Yılmaz‘ın yönettiği Ah Güzel İstanbul filminde ilk kez başrol oynadı.

1971’de Paris‘in ünlü konser salonu Olimpia’da sahneye çıkan Algan, 1972 yılında Paris‘te Jean L. Bazault yönettiği Recamier Tiyatrosu’ndaPeter Brook‘un Tiyatro Atölyesine davetli olarak katılmıştır. 1972-1979 yılları arasında Paris‘te yaşadı ve müzikle ilgilendi. 1972’de Turizm Bakanlığı’nın isteği üzerine Yunus Emre‘nin 650. yıl dönümü için bir albüm hazırladı. 1975 yılında dünyaya gelen kızına Yunus Emre’den esinlenerek “Sevi” adını koydu. 1973’te Bulgaristan’daki Uluslararası Altın Orfe Şarkı Yarışması’nda savaş karşıtı bir şarkı söyleyerek ikincilik ödülünü alan Algan’a aynı yıl devlet sanatçısı unvanı verildi ve “UNICEF Onur Ödülü”‘ne layık görüldü. 1977’de Polonya SopotFestivali’nde Oda Kızılderililerinin sorunları üstüne bir şarkı ile Dünya birinciliği kazandı.

1980’de Berlin‘e gitti, Schaubühne Tiyatrosu‘nda dört yıl boyunca Tuncel KurtizŞener ŞenMacit Koper gibi sanatçılarla işçi tiyatrosu yaptı. 1984 yılında ise Erol KeskinBeklanAlganProf. Cevat ÇapanTaner BarlasAhmet LevendoğluMacit KoperHaluk ŞevketYekta KaraMüge GürmanMetin DenizErgüder Yoldaş, Prof. Süleyman VelioğluOben Güney gibi meslektaşlarıyla BİLSAK Tiyatro Atölyesi’ni kurdu. 

1988 yılında ise Beklan Algan, Erol Keskin, Haluk Şevket Ataseven ile birlikte Tiyatro Araştırma Laboratuvarı (TAL)’ı kurdu ve burada pek çok deneysel projeye imza atarak genç tiyatro oyuncularının eğitimine katkıda bulundu. Ayrıca 1996 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları‘nda Genel Sanat Yönetmeni Yardımcılığı yaptı. 1999-2001 sezonunda Kenan Işık’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları‘nda sahnelediği Şeyh Galip’in “Aşk Hastası” oyununu oynadıktan sonra, Şehir Tiyatroları’ndan emekli oldu.  Ayla Algan, “Seni Seviyorum Rosa“, “Harem Suare“, “O da Beni Seviyor” gibi onlarca filmde ve “Biz Size AşıkOlduk”, “Üzgünüm Leyla”, “Aliye” gibi çeşitli dizilerde rol almıştır. Ayrıca “Yaratıcı ve Çağdaş Tiyatro Teknikleri kursu”ile de ünlü oyunculara oyuncu koçluğu yapmıştır.

Koroporte Sanat Grubu’nun hem tiyatro eğitmeni hem de anlatıcısı olarak, Koroporte’nin İş Sanat’ta sahnelenen “Hayvanlar Karnavalı 2005-2006-2007” ve “Bir Sergiden Tablolar 2007-2008” gösterilerinde rol almıştır. 2011 yılında İstanbul Drama Sanat Akademisi Genel Sanat Yönetmenliği ve bunun yanında, tiyatro ve yaratıcı drama metodu kullanarak yabancı dil eğitimi olan “İngilizce Tiyatro Sertifika Programı” ve “Sinema-Tiyatro Oyunculuk Atölyesi” eğitmenliği görevlerini üstlenmiştir. 

Şehir Tiyatroları’nda Rol Aldığı Oyunlar:

Tarla Kuşu

Sinekler

Amerikalı Peygamber

Moliere Ya Da Kara Komplo

Hamlet

Fizikçiler

Çil Horoz

Sezuan’ın İyi İnsanı

Gülnihal

Coriolanus

Bir Yaz Gecesi Rüyası 

Kuşlar

Aşk Hastası

Moliere Ya Da Kara Komplo

Misyon- Bir Devrimi Anmak

İstanbul’un Gözleri Mahmur

Sabaha Az Kala

Benden Sonra Tufan … Olmasın

PAYLAŞIM
Önceki İçerikŞehir Tiyatroları İBB Kütüphanelerinde Çocuklara Özel Etkinlikler Düzenliyor
Sonraki İçerikÇizgi roman endüstrisinin Oscar’ı olarak adlandırılan “Eisner Ödülü”ne aday bilim kurgu serisi Air – Cilt 1, Türk okuruyla buluştu.
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan