Yapımcı ve Yönetmenliğini Hüseyin Özden’in yaptığı Mendilim Kekik Kokuyor Filmin dün gece galası gerçekleşti. Hüseyin Özden’in Diren Sanat’a verdiği röportajda “Bu benim ülkeme olan borcumdu” dediği Mendilim Kekik Kokuyor  filminde Mehmet Çevik (Rüstem Çavuş), Wilma Elles (Hemşire Beatrice), Hakan Devrim Göktepe (Yusuf), Tarık Bayrak (Hasan), Başar Alemdar (Yüzbaşı Frederick), Azer Selte (Yüzbaşı Azer), Şaban Türkekul (Çopur), Gürkan Çolaker (İstanbullu), Çetin Büyükakın (Ressam Cryil), Hakan Bozyiğit (Çavuş Kevin), Buğse Bilgen/Buse Bilgin (Elif), Zehra Ece Aral (Deli Kız)

 

Mendilim Kekik Kokuyor Filminin Galası’nda Wilma Elles, Mehmet Çevik, Tarık Bayrak, Hakan Devrim yaptığımız röportajı Diren Sanat youtube kanalımızda izleyebilirsiniz.

Mendilim Kekik Kokuyor, Filminin Galası’nda Wilma Elles, Mehmet Çevik, Tarık Bayrak, Hakan Devrim ve Filmin yapımcısı; Hüseyin Özden ile konuştuk. 6 Mart 2020 yılında sinemalara girecek olan Mendilim Kekik Kokuyor filmi; Çanakkale Savaşı’na gönüllü  olan bir grup gencin savaşa giden yolculuğunu işliyor. Yönetmen Hüseyin Özden’in ” Bu film benim ülkeme borcumdur dediği Mendilim Kekik Kokuyor” Filmi içimizdeki düşmanlığı yok etme üzerine yapılmış, insani öğeleri ağır basan, bizleri yürekten etkileyen, tarihe umutla bakabilmemizi sağlayan başarılı bir yapım. Gerek çekimleri gerek oyunculuklarıyla, tüm ekibin  projeye inanmış bir kadro görüyoruz. Mehmet Çevik; bu filmde uzun zaman cephede kalmış, ailesinden ayrı, aynı zamanda cepheye gelen gençlerinde sorumluğuluğunu üstlenen, onları koruyan, adeta onlarında babası olmuş Rüstem Çavuş rolünde  oldukça başarılı. Wilma Elles;  cephede hangi tarafta olursa olsun, askerlerin yaralarını saran, ailesini, sevgilisini bir kenara bırakan, kendinden vazgeçip, kendini insanlığa adayan hemşire Beatrice rolünde özgün samimi aşırıya kaçmayan doğal bir oyunculuk sergiliyor. Savaşın isimsiz kahramanlarından birinin yaşamına tanık oluyoruz.

Filmin çekimleri çok iyiydi. Dönemsel detayı atlamadan, tarihi ve kültürel öğeleri sarmalası çok yerinde idi. Ara ara geçişlerle bizi Çanakkale savaşının içine atmadan olup bitenden haberdar etmesi, savaşın en etkili sahnelerini ressamın fırçalarıyla gösterme fikri çok yerindeydi. Makyaj ve Kostümleri o denemi anlamamız açısından önemliydi. Uzun bir araştırmanın ürünü olduğunu her halinden gösteriyordu. Çarıklar, şalvarlar, taşıdıkların heybelerin desenleri, vs… . kıyafetler tamda o döneme ait.

Hakan Devrim ve Tarık Bayrak rollerinde doğal bir oyunculuk sergilemişler. Rollerinin hakkını vermişler. Abartıya kaçmadan,  inanarak, ana vurgudan uzaklaşmadan  oynuyorlar.  Filmde amcaoğlu rolündeydiler. İkisi de aynı kıza aşık olur. Kızın ise ise gerçekte kimi sevdiği veya sonunda kimi tercih edileceği bilinmez. Yalnız ortada Kekik İşlemeli bir mendil vardır. Bu mendil amca oğullarından birinin elindedir. Onunda kızın isteği ile alıp almadığı meçhuldür. Biz tam bu aşkın akıbetini takip ederken… Düşman sınıra kadar gelmiş, Çanakkale savaşı olmakta… Cepheye gidecek askerlere ihtiyaç vardır. Birgün köye bir atlı gelir;  Gönüllü olmak isteyen gençler aradıklarını söyler. Köyde savaşa gidecek yaşta kimse kalmamıştır. Sadece yaşları 14-17 arasında olan birkaç delikanlı. Köyde bir grup genç hiç tecrübeleri olmamasına rağmen gönüllü olur. Cepheye gitmek için yolculuğa çıkarlar. Dağlar aşılır, dereler geçilir, ateş altında kalırlar…. bu süreçte bir çoğu mermiye hedef olmuştur bile…   Derken sonunda esir düşerler. Anzak askerlerinin revir olarak kullandıkları bir yerde tutulurlar.  Düşman askerlerininde aslında kendilerinden farkı olmadığını görürler. Filmin etkisi de tamda bu noktada ortaya çıkıyor. Anzaklı Yüzbaşının esirlerin üzerinden çıkan mektubun bir aşk mektubu olduğunu öğrenince saygıdan okumaması çok etkileyiciydi. Düşmanında olsa öz değerlerine saygı göstermesi önemli bir vurgu Sonuçta insanız ve birimizin diğerimizden bir farkı yok. Öyle ise bu savaş neden? diye sordurtuyor bize

Mendilim Kekik kokuyor filminin her ayrıntısı özenle çekilmiş, izlenmeye değer filmlerden. Sinema tarihimizde önemli bir yeri olacağına inanıyorum. 6 Mart’da vizyona girecek olan film adından uzun süre bahsettirecek. Özellikle günümüzde Türk Sineması’nın birkaç ucuz komediye teslim edildiği bir dönemde birilerinin çıkıp böylesine anlamlı bir filmi tüm imkansızlıklara rağmen beyaz perdeye başarılı bir şekilde taşıması takdiri hak ediyor. Yönetmen Hüseyin Özden’in dediği gibi “ Bu film her türlü düşmanlığı yok eden bir film”. Çanakkale savaşına sadece bizim açımızdan değil karşı cephede ki askerleri de anlama fırsatı verdi. Bu anlamda  mecbur kalmadıkça saldırmayan, esirlerin özeline saygı duyan düşman komutanı oynayan Başar Alemdar Yüzbaşı Frederick rolünde oldukça başarılıydı.

 

Sonuç olarak ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ filmi sadece Çanakkale savaşını anlatan bir kahramanlık filmi değil. Hangi tarafta olursa olsun savaşa katılan veya kendini savaşın içinde bulan insanların hikayesini anlatıyor.

PAYLAŞIM
Önceki İçerikModa Sahnesi Mart 2020 Programı
Sonraki İçerik    İN – BİR ÖLÜM RANDEVUSU
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan