Dört günde dört farklı oyun   “Ağaçlar Ayakta Ölür”, “Şen Makas”, “Ahududu” ve “Süper İyi Günler” ard arda İzmir’de! Tiyatrokare bu sezon repertuarındaki dört  sevilen oyun ile  İzmir’de adeta bir mini festival düzenleyecek.

12 Mart İzmir Karşıyaka Suat Taşer sahnesinde,  üç sezondur devam eden “Şen Makas” şen kahkahalarını İzmir seyircisiyle paylaşacak.  İzmir seyircisi, oyunda işlenen cinayeti, inter aktif katılımlarıyla  seçecek.  Daha önce  birkaç kez İzmir’e gelen oyun, genel istek üzerine tekrar İzmir’e geliyor. Oyunun başrol oyuncusu Melek Baykal, bu durumu” her oyun farklı olduğu için birçok yere defalarca gidiyor ve bazen aynı seyircilerin tekrar tekrar geldiğini görüyoruz” diye açıklıyor. Amerikan Tiyatro tarihinin en uzun süreli oynanan oyunu olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na geçen ve Schwarzkopf Türkiye sponsorluğunda oynanan “ŞEN MAKAS” kapalı gişe oynayarak rekora doğru ilerliyor. Paul Portner’ın yazdığı, yıllar önce Türkiye’ye Tiyatrokare’nin getirtdiği  oyunun yeni versiyonu, Nedim Saban tarafından yorumlandı. Melek Baykal, Bülent Seyran, Özgür Yetkinoğlu, Cem Güler, Müge Kement ve Jess Molho oynuyor. 

şen Makas ekibi ile röportajımız:

nbsp;

13 Mart’ta AKM Yunus Emre sahnesinde, on  ödüllü oyun “ Süper İyi Günler” ilk kez  İzmir’lilerle buluşuyor. Tiyatrokare’ye En İyi Yapım, genç oyuncu Emir Özden’e  Yılın Oyuncusu ödüllerini  kazandıran “ Süper İyi Günler” oyununda, dünyayı farklı bir gözle yorumlayan ve dahilik özelliğine sahip olan  16 yaşındaki Chirstopher Boone’un hikayesi anlatılıyor. 7507’ye kadar asal sayıların tümünü ezbere bilen bir matematik dehası Chirstopher Boone,  insanları çözmek konusunda  zorlanıyor. Beyni bir DVD gibi çalıştırabiliyor. Hafızasını istediği zaman ileri geri sarabiliyor ve hatırlamaya istediği yerden başlayabiliyor.. İngiliz yazar Mark Haddon’un 32 dile çevrilmiş romanı, Simon Stephens tarafından sahneye aktarıldı. Londra ile Broadway’de büyük ilgi gören oyunu Nedim Saban, Türkiyeye getirmek için  sahnelemek için iki yıl çalıştı. Oyuna yenilikçi rejisi ve özenli Türkçe çevirisiyle, Tiyatrokare’nin repertuarına kattı. Ford ana sponsorluğunda gerçekleşen “Süper İyi Günler” oyunu, koreografinin teknoloji ile harmanlanması ve üç boyutlu animasyonlar eşliğinde, tamamı 80 metrekare LED ekranlardan oluşan özel dekoru ile izleyicilere eşsiz bir deneyim yaşatıyor. Oyun, Türk Tiyatrosu’nda büyük bir yenilik olarak değerlendiriliyor.

 

Emir Özden ve Nedim Saban ile Diren Sanat YouTube kanalında yaptığımız röportajı izleyebilirsiniz.

;
Yıllar sonra Nevra Serezli’yi tiyatroya döndüren oyun “Ağaçlar Ayakta Ölür” , Ocak ayında kapalı gişe oynayarak başladı ve gittiği illerde kapalı gişe oynamaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta turne programında, üç gün İzmir seyircisiyle buluşan, günler öncesinden biletleri tükenen oyun, büyük beğeni topladı . Genel istek üzerine, İzmir seyircisyle  tekrar buluşacak oyun  14 Mart AKM Yunus Emre salonunda 17.30 ve 20.30’da matine suare olarak  oynanacak. İspanyol yazar , şair Alejandro Casona’nın dünya klasikleri arasında yer alan duygusal komedisi “Ağaçlar Ayakta Ölür”, 7 den 70 ‘e kadar herkese hitap eden, ailenin sıcaklığında, insana ait özlem duygularını öne çıkaran, torununa hasret bir babaannenin gerçekleşen hayali üzerine yaşananları konu alıyor. Nevra Serezli,   oyunda  yüreği torun özlemiyle  dolu Büyükanne rolünü oynuyor. Ağaçlar Ayakta Ölür’de diğer başrolü usta sanatçı Nuri Gökaşan da, bir davranışı nedeniyle vicdan azabı yaşayan ve hatasını düzeltmek için yaratıcı bir adım atan büyükbabayı canlandırıyor. Oyunda torun rolünü genç ve başarılı oyuncu Arif Güney, güzel gelin rolünü ise Burcu Kazbek, genç oyuncu Oral Özer ise sürprizli ve gizemli  bir karaktere hayat veriyor. Diğer oyuncular Meltem Özlevent ve Mahir Akgündoğdu.  Nevra Serezli İzmir seyircisinin ilgisini, “ Dormen ve Devekuşu Kabare’de yıllar boyunca bir iki ay  boyu kesintisiz perde açtığımız İzmir özel bir yer taşıyor. Üç gün geldik, seyirci sokaklara taşınca, tekrar tekrar gelme kararı aldık. Özlenilmiş olmak beni çok duygulandırdı” diyor.

 

strong>Ve dört sezondur seyircisiyle buluşan, yalnızlığın çaresini bulan “Ahududu” oyunu ise 16 Mart’ta  son kez İzmir’de.. Melek Baykal’ın sekiz yıl sonra sahneye döndüğü ve Suna Keskin ile başrolü paylaştığı “Ahududu” oyunda oyunun yönetmeni Nedim Saban da Zeki Paşa rolüyle sahne alıyor. Joseph Kesselring’in yazdığı bu kara komedide, yalnızlığa çare bulduklarını düşünen iki yaşlı kadının yardımseverlik sancıları dile getiriliyor. Oyunda Suna Keskin    Melek Baykal ve Nedim Saban’ın yanısıra Cem Güler, Bülent Seyran, Birol Engeler, Özgür Yetkinoğlu, Ender Gülçiçek, Aysuda Dalgıç rol alıyorlar.

Tiyatrokare’nin genel sanat yönetmeni Nedim Saban, kuruluşlarının 28. Yılında İzmir’de dört farklı oyunla aynı dönemde perde açabilmekten çok mutlu. “Hiçbir özel tiyatroya kısmet olmadığı gibi,  köklü  Devlet Tiyatrosu’nda bile pek rastlanmayan  bir şey.  İzmir’de ilgi o kadar büyük, seyirci öyle coşkulu ki, kendi kendimize festival yaptık” diyor.

nbsp;

ÜBERNevra Serezli- Nedim Saban röportaj
PAYLAŞIM
Önceki İçerikSİYAD kısa film, belgesel ve fantastik film dallarındaki adaylar da belli oldu
Sonraki İçerik27. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ BAŞLIYOR
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan