Dünya sinemasının en iyileri Antalya’da yarışacak

Bu yıl 55’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Film Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu. Dünya sinemasının en iyilerini ağırlayacak olan uluslararası yarışma kategorisinde birbirinden önemli 8 uluslararası ve 2 ulusal film yer alıyor. 29 Eylül-5 Ekimtarihleri arasında düzenlenecek festivalin Sanat Direktörlüğünü yürüten Mike Downeytarafından derlenen yarışma seçkisinde yer alan filmler şöyle:

Hirokazu Koreeda-Bir Aile İşi (Shoplifters)

Alvaro Brechner-12 Yıllık Gece ( A-Twelve-Years-Night)

Pawel Pawlikowski-Soğuk Savaş (Cold War),

Nadine Labaki-Capernaum,

Sergey Dvortsevoy-Ayka,

Derek Doneen-Kailash,

Cristine Gallego ve Ciro Guerra- Göç Mevsimi (Birds of Passage)

Jafar Panahi-Üç Yüz (Three Faces),

Mustafa Karadeniz-Çınar(Planetree)

Sefa Öztürk Çolak-Güven (Trust)

Kurgusal ve belgesel uzun metraj filmlerden oluşan seçki hakkında bilgi veren Mike DowneyUluslararası Antalya Film Festivali’nin bu yıl çıtasını daha yukarı çekerek uluslararası vizyonunun görünürlüğünü belirgin bir şekilde artırdığını söyledi. Cannes, Berlin, Sundance gibi film festivallerinin en iyilerini Antalyalı izleyiciyle buluşturacaklarını belirten Downey, film ekiplerinin geniş katılımla Antalya’ya gelmek istemelerinin kendisini gururlandırdığını belirttti. Tamamı Türkiye prömiyeri olacak yarışma filmleri ayrıca halkın ve genç izleyici jürisinin beğenisine sunulacak.

Yaşayan Japon efsanesi Lily Franky Antalya’da

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen Shoplifters filminin gösteriminde usta aktör, yazar ve illüstratör Lily Franky Antalyalı sinemaseverlerle buluşacak.

Pawel Pawlikowski-Soğuk Savaş

Cannes Film Festivali En İyi Yönetmen ödülünün sahibi Pawel Pawlikowski, 1950’lerde doğu ve batı arasında sıkışmış Avrupa kıtasına müzik ve dans üzerinden bir bakış sunduğu Soğuk Savaş (Cold War) filmiyle Türkiye prömiyeri yapacak.

Panahi festival yolculuğuna devam ediyor

İran Yeni Dalga Sinemasının en etkili yönetmenlerinden olan Jafar Panahi, bu kez

3 Faces (3 Yüz) filminde ünlü oyuncu Behnaz Jafari’nin üstün performansıyla Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü sahibi oldu. Usta oyuncu Behnaz Jafari Türkiye prömiyeri sonrası Antalyalı sinemaseverlerin sorularını yanıtlayacak.

Capernahum Antalya’da

Bu yılın en dikkat çeken filmlerinden olan Capernahum, yönetmen Nadine Labaki’nin kendi deyimiyle en iyi filmi. Cannes Jüri Büyük Ödülü sahibi filmin Türkiye prömiyerinde Labaki ve filmin yapımcısı ve müzisyen Khaled Mozanar Antalyalılarla buluşacak.

Ayka adında bir kadın

Moskova’nın kokuşmuş mülteci mahallelerinin çok bilinen dar sokaklarında aldığı borcu ödemek için gururu ve kadınlığıyla baş kaldıran Ayka’nın hikayesi…Rus yönetmen Sergey Dvortseyov imzalı filmde Ayka rolünü üstlenen Samal Yeslyamova, hakkıyla Cannes En İyi Kadın Oyuncu ödülüne sahip oldu. Yönetmen ve oyuncu katılımıyla gerçekleşecek Türkiye prömiyeri, Antalyalı sinemaseverlere unutamayacakları bir sinema deneyimi sunacak.

Sundance şampiyonu Kailash festivalde

85 binçocuğun kölelikten kurtulmasını sağladığına inanılan Kailash Satyarthi’nin hayatına bir bakış sunan Derek Donen belgeseli Sundance Film Festivali Jüri Büyük Ödülü sahibi. Yönetmen Derek Doneen, bu çarpıcı hikayesiyle Antalya’da olacak.

Latin Amerika’nın kanayan yarası: Karteller

2015 yılı Oscar adayı Yılanın Kucağında (Embrace of the Serpent) filmiylebüyük ses getiren Ciro Guerra’nın Cristina Gallego’yla beraber yönetmenliğini paylaştığı Göç Mevsimi (Birds of Passage), bu kez Kolombiya’nın yerleşik halklarından Wayuu kabilesinin bir yanda uyuşturucu kartelleriyle mücadelesine diğer yanda ise yaşam ve mistik kültürüne odaklanan epik bir hikaye.

Mujica olmak…

Yönetmen Alvaro Brechner’in dört yıl süren bir araştırma sonucu senaryo ve yönetmenliğini üstlendiği On iki Yıllık Gece (A-Twelve-Years-Night), üç arkadaşın 12 yıl boyunca tecrit edildikleri yaşamlarında insan olarak kalabilmenin mucizesi üzerine. Bu üç arkadaştan biri, daha sonra Uruguay Devlet Başkanı olacak Pepe Mujica’dan başkası değildir..

Anneye ithaf edilen bir film…

Engelli gençlerin inandıklarında neler başarabileceklerini gözler önüne seren Mustafa Karadeniz, Çınar filmini kendisini zorlu doğa koşullarında sırtında okula götüren Annesi Çınar’a ithaf ediyor.

Minnet, aşk ve güven üzerine bir çağdaş masal

2017 Antalya Film Forumu Work in Progress Platformu ödülünü alan Sefa Öztürk Çolak’ın senarist ve yönetmeni olduğu Güven, birey ve aile üzerine ustaca işlenmiş bir gerilim.

Kapanış filmi: Don Kişot’u Öldüren Adam

 

Öte yandan iki Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi’nin Herkes Biliyor (Everybody Knows) filmiyle açılacak festivalin kapanış filmi ise fantastik filmlerin yönetmeni Terry Gilliam’ın otuz yıllık rüyası Don Kişot’u Öldüren Adam (The Man Who Killed Don Quixot). Cervantes’in kült romanı Don Kişot’un mizah yüklü bir adaptasyonu olan film,Cannes Film Festivali kapanış filmi olarak dünya prömiyerini yapmıştı.

PAYLAŞIM
Önceki İçerik2. Perde’ ilk kez plak formatında!
Sonraki İçerikMASK-KARA TİYATROSU  “EV YAPIMI?” oyunu ile Seyirci Karşısında EYLEM yapmaya hazırlanıyor.
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan