TİYATRO PERA 16 yıldır temsiller verdiği mekanından ayrıldı!

0

SIRASELVİLER CD. NO: 26’ya VEDA!

Tiyatro Pera 16 yıldır temsiller verdiği mekanından ayrıldı!

 

Sevgili Tiyatro Pera izleyicisi,

Sevgili Tiyatro Pera dostları!

 

Şubat ayının sonunda Sıraselviler Cad. No: 26’daki 16 yıllık mekanımızdan ayrılmak zorunda kaldık.

16 yılda 22 oyunun izleyicisiyle buluştuğu mekanımız, Cihat Burak’ın vaktiyle dediği gibi, Beyoğlu’nda esen “fena kokulu bir rüzgar”a, çarpık ve vahşi kapitalizme yenik düştü.

 

2001 yılında Pera Güzel Sanatlar Okulu’nun alt katında, eskiden altılı ganyan bayii olan bir mekandan, Nesrin Kazankaya’nın fikriyle bir tiyatro salonu oluşturulmuştu. 16 yıldır, ikisi çocuk oyunu olmak üzere 22 oyun sahnelenen, hiç ara vermeden haftada üç temsil verilen; kent içi, yurt içi ve yurt dışı turneler yapan ve önemli festivallere konuk olan oyunları üreten, sanat etkinlikleri yapılan, kendi okulundan yetiştirdiği oyuncuları ve konuk oyuncularla binlerce kez, binlerce izleyiciye ulaşılan bu mekan da, Taksim/Beyoğlu’ndaki diğer kültür mekanlarının akıbetinden kurtulamadı.

Oyunlarıyla İstanbul kültür yaşamına katkıda bulunan, modern bir mimariyle değişken bir yapı içeren, bazı oyunlarda izleyicinin oyuncularla iç içe oyun izlediği 100 kişilik bu salon artık yok.

 

16 yıl boyunca klasiklerden çağdaşlara oyunlar sahneledik, yeni düşünceler ve estetik arayışlar peşine düştük; kendi okulumuzdan mezun öğrencilerimizden oyuncular yetiştirip, insana yatırım yaptık. Kendi izleyicimizi oluşturduk. Sahip olduğumuz dünya görüşü, akademik eğitime verdiğimiz önem ve repertuvar politikamız, kimliğimizi belirledi. Bu sözler bir veda değil kuşkusuz, yeni bir mekan bulup, kaldığımız yerden devam edeceğiz. Pes etmek yok! Yalnızca düşünmeden edemiyoruz, kültür-sanatın önemini bilen bir ülkede olsaydık, böyle bir mekan yaratıp kente armağan ettiğimiz için ödüllendirilirdik, görmezden gelinmezdik.

Uzun soluklu bir plan dahilinde Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan her şey, İstanbul’un kültür tarihini oluşturan mekanlar tek tek elimizden giderken de bu katliamı durduramadık. Karşı devrim provalarının yapıldığı, barbar bir dönemden geçiyoruz. Beyoğlu, özellikle son on yılda kültür-sanat ve eğlence merkezi mirasından koparılıp bir baklava-lokum merkezine dönüştürüldü. Sinemalar, tiyatrolar, kitapçılar, sohbet edilebilen kafeler, barlar artık yok. Bu yıkıcı kültür-sanat düşmanlığı geçtiğinde, kuşkusuz hızla geriye dönülecektir. Yoğunlaştığımız konu Tiyatro Pera değil yalnızca, ülkemizin aydınlık yarınlara ulaşması için, sanatın öncü rollerden birini üstlendiği, uzun öfke isteyen mücadelemiz. Kendimize güvenmek, şikayet etmeden, eğilip bükülmeden, inandığımız yolun takipçisi olmak zorundayız. Yapmamız gereken tek şey, inancımızı, aklımızı ve gücümüzü diri tutmak. Ve tüm Tiyatro Pera ekibi olarak bunu yapacağız, söz veriyoruz! Bu rüzgara yenilmeye tabii ki HAYIR diyoruz.

Gelecek sezon yeni bir mekanda, yeni oyunlarımızla buluşmak üzere,

şimdilik hoşça kalın!

Tiyatro Pera Ekibi

PAYLAŞIM
Önceki İçerikTiyatro Öteki Hayatlar’ın yeni oyunu “Kuartet” İkinci Kat sahnesinde
Sonraki İçerikMirkelam Şarkıları : Bu Kez Başkaları Koşuyor/ Umut Sefa Yıldız
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan