HARBİYE AÇIKHAVA TİYATROSU’NDA YAZ OYUNLARI BAŞLIYOR

0

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın yaz oyunları başlıyor. Bu mevsim büyük ilgi gören dört oyunun sahneleneceği ‘Yaz Oyunları’ 31 Mayıs ile 6 Haziran günleri arasında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda saat 21:00’de izlenebilecek. Yıkılmas4ı tartışmaları gündemde olan bu kültürel varlığımızın havasını solumak, bu yılın tiyatro ödüllerinde hem adaylıkları hem de ödülleri ile gündemde olan bu oyunlar görülmeli. Biletler Şehir Tiyatroları gişeleri ve www.ibst.gov.tr adresinde…

 

 

12. Gece……………………..………31 Mayıs Salı

Fehim Paşa Konağı…………..2 Haziran Perşembe

Ay Işığında Şamata…………..4 Haziran Cumartesi

Cibali Karakolu…………………..6 Haziran Pazartesi

 

Bir kimlik kargaşası

12. Gece

onıkıncı-gece

Shakespeare’in en sevilen komedilerinden biri 12. Gece… Noel sonrası 12. gecede yaşanılanlardan yola çıkan oyunda o yılların gelenekleri gibi her şey tersyüz olmaktadır. Böylece gerçek yüzler de ortaya çıkar… Shakespeare bir tek bu oyunun da iki başlık kullanmıştır (diğeri ‘Siz Nasıl İsterseniz’). Oyunda dinsel bağnazlık ve önyargılar hicvedilir…. Bir gemi kazası geçiren ikiz kardeşler Viola ve Sebastian farklı yerlerde karaya çıkarlar, birbirlerini öldü zannetmektedirler. Viola, Illyria dükü Orsino’nun hizmetine girebilmek için erkek kılığına girer. Orsino adına güzel Olivia’ya kur yapmakla görevlendirilir. Olivia ise kardeşinin ölümünden sonra yastadır ve taliplerini geri çevirmektedir, ancak ona elçi gelen erkek kılığındaki Viola’ya aşık olur. Bu sırada, Olivia’nın dayısı Tobi, tutucu hizmetkâr Malvolio’ya şamatalı bir oyun oynayarak, bu cümbüşlü kimlik yanılması ve karşılıksız aşk hikâyesini iyice kızıştırır….

Osmanlı İstanbul’unda kabadayılar

Fehim Paşa Konağı

drnsnt

 

Turgut Özakman’ın ödüllere değer bulunan oyunu Fehim Paşa Konağı, 1908 yılında, 2. Meşrutiyetin arifesinde, Abdülhamit’in istibdadının son dönemlerinde geçer. Eski kabadayılardan Rasim Baba’nın kahvesi kabadayıların mekânıdar. Rasim Baba karagözcülekle, orta oyunu ile ilgilenen oğlu Yusuf’un bu haline üzülmektedir. Oğlunun da kendisi gibi Fehim Paşa’ya bağlı ünlü bir kabadayı olmasını ister ve onu Fehim Paşa’nın konağına götürür. Fakat Yusuf’un karagöz oynatıcısı olduğu öğrenilince, Rasim Baba büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Yusuf, Fehim Paşa tarafından konaktaki kadınları eğlendirmek için görevlendirilir. Bu arada İstanbul gibi Paşalar da iki kampa ayrılmıştır: Abdülhamitçiler ve Hürriyetçiler… Yusuf Fehim Paşa’nın kızına âşıktır ama onun ününü duyan Deli Suat Paşa da onu konağına ister…. Paşalar, haremleri, kabadayılar arasında çatışmalar olurken bir gün Hürriyet ilan edilir… Sahnede sanki günümüzü izliyor gibi olacaksınız… Kemal Kocatürk’ün rejisi ve oyunculukların başarısı ile Şehir Tiyatroları’nın bu mevsim en iyi oyunu….

Apartman ölçeğinde toplum eleştirisi

Ay Işığında Şamata

Bu yıl 100 yaşını kutladığımız Haldun Taner’in ölümsüz eseriyle Şehir Tiyatroları ustamıza bir saygı duruşunda bulunuyor. Haldun Taner, Çalışkur apartmanında yaşayan Çalışkur ailesinin ve apartman sakinlerinin sahte ilişkilerini ve yozlaşan aile yapısını sahneye taşırken bir mikro Türkiye oluşturuyor. İnsanların küçük dünyaları, bu dünyanın küçük pencerelerinden dışarıya bakışlarını mizahi bir dille yansıtıyor… Eğlendiren, güldüren ve şaşırtan bir oyun….

Bir klasik, bir usta

Cibali Karakolu

Türk Tiyatrosu’nun başyapıtlarından biri… Muammer Karaca’nın yıllarca sahnelediği oyunda bu kez sahnede bir başka usta bulunuyor: Zihni Göktay… Yıllar boyunca insan ilişkilerinde değişmeyenleri eğlendirici ve zaman zaman hüzünlendirici biçimde sahneye taşıyan oyun, uzun bir süredir kapalı gişe oynuyor. İstanbul’un en eski semtlerinden olan Cibali’deki eski karakol, yaşanan hızlı değişimin en önemli tanıklarındandır.  Başkomiser Cafer Sabbah sert görünümlü, çok çapkın biridir. Çapkınlık yaparken kendini tüccar Necip Zoka diye tanıtır. Komiser bir yandan karakolun işleri ile uğraşırken bir yandan da çapkınlıklarının düğümünü uyanıklığı sayesinde çözmeyi başarır. Ama nereye kadar?.. Eskiyle yenini değerlerinin çatışmasını izlerken dün ve bugünün benzernleklerini düşüneceksiniz… Zihni Göktay’ın geleneksel tiyatronun mirasını büyük bir başarı ile sürdürdüğü oyunculuğu ise kaçırılmamalı.

PAYLAŞIM
Önceki İçerikAKIN OK’DAN İNSANLIK KOROSU VE SANAT GECESİ
Sonraki İçerikHırvatlar şaşkın: Türklerin parasını karşıladık ama onlar gezmeye gitti…
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan