Şermola Performans Sahnesi Ocak Ayında Ankara’dan Mek’an Sahne’yi agirliyor.

6 Ocak Salı – KADINLAR AŞKLAR ŞARKILAR / Mek’an Sahne
“Kadınlar Aşklar Şarkılar”, trans kadınların çocukluklarına, aşklarına ve ölümlerine adanmış tek kişilik fakat çok’sesli bir oyundur.
Tüm sesler, hikâyelerini doğrudan seyirciye anlatırlar. Fakat seyirci, alıştığımız seyirci değildir artık. Adı aşkla, arayışla, özlemle ve ölümle iç içe geçmiştir şimdi. Her kadın, ölüme doğru yol alırken, varlığı seyircide somutlaşmış bu belirsiz kişiye doğru seslenir. Aşkların, ölümlerin, arayışların asıl muhatabı bu belirsiz kişidir çünkü:
“belki bin yıldır buradayız biz”

Tek Perde / 50 dk.
Yazan: Şamil Yılmaz
Oynayan: Ahmet Melih Yılmaz
Yöneten: Serdest Vural
Işık Tasarım: Umut Eser
Dış ses: Ayşegül Çaylı
Müzik: Nazlı Özdemir
Işık: Arman Uslu
Asistan: Ali Karaca

image

Satır içi resim 2
7 Ocak Çarşamba – BERNARDA ALBA’NIN EVİ /Mek’an Sahne
Federico Garcia Lorca’nın Bernarda Alba’nın Evi oyununu, anneanne Maria Josefa’yı merkeze alarak, bir anlatıya dönüştüren oyunda bir erkek oyuncu, beş farklı kadını canlandırıyor. Oyun, Queer kavramına Lorca’nın kadınları üzerinden bakıyor. Oyuncu; bedenine, Bernarda ve kızlarını çağırarak, “Kadın rolü, erkek rolü yoktur! Rol vardır” fikrini sahnede görünür kılıyor.

Maria Josefa, Franco faşizminin karanlığını, penceresinden yel girmesi bile yasaklanmış bir evde hikayeleştiren Lorca’dan sözü alarak, zorbaya karşı bir şenlik çağrısı yapıyor. Yaşam, tüm davetkarlığıyla her yerde kaynayıp dururken, zorbanın onun çevresine geçirmeye çalıştığı yasaklar çemberi işe yarar mı?

“Zorbaların huyudur, kendi sözlerine fazla inanırlar. Dünya iki dudaklarının arasında sanırlar. ‘Yasak! Bitti!’… Yasak ne ayol!”… İpi kısacık bağlananlar da var elbet, ama hangi sesi dinleyeceğini unutmayanlar da var. Sahnede bedeninin ve sesinin sınırını zorlayan oyuncu bizi de hangi sınırın kabul edilebilir olduğu konusunda düşünmeye zorluyor.

“Açan anahtar ve kilitleyen el senindir. Yaşam taşar zorbanın parmaklarının arasından; sana dökülür.”
Süre: 50 dakika
Yazan: Federico Garcia Lorca
Uyarlayan, yeniden yazan: Pelin Temur
Yöneten: Ahmet Melih Yılmaz
Oynayan: Ahmet Melih Yılmaz
Yönetmen yardımcısı: Cansu Yumuşak

image

20 Ocak Salı – Tevâfuk / Mek’an Sahne

“Tevâfuk”, aynı yaşlarda fakat birbirlerinden farklı toplumsal sınıflara ait iki gencin, uzun bir zamana yayılan hikâyesini anlatır. Aşka, aşkı imkânsızlaştıran şeylere, aşka direnmeye ve teslim olmaya dair ‘damardan’ bir hikâyedir anlatılan. Merkezde bir pazarlık ve bu pazarlığı farklı biçimlerde ihlal eden, ihlal etmeye çalışan aşk vardır. Her şey bir otel odasında başlar ve biter…
“-Arama bi daha dedin. Bekledin mi? -Üç gün beklesem aç leşimi Sıhhıye Köprüsü’nün altından toplarlar. Üç ayda otuz kişi geçti üstümden. Ne bekliyecem?! -Bin kişi geçse ne olur? Bekledin mi?”
Yazan: Şâmil Yılmaz
Yöneten: Sezen Keser, Şâmil Yılmaz
Oyuncular: Ahmet Melih Yılmaz, Barbaros Efe Türkay
Yönetmen Yardımcıları: Cansu Yumuşak, Engin Baysal
Ses ve Işık: Umut Eser
Afiş: Serdest Vural
Fotoğraflar: Gün Araf Özel
Teşekkür: Mehmet Çelikoğlu, Selin Köseoğlu
Satır içi resim 1
Şermola Performans;
www.sermolaperformans.com
Adres: İstiklal Cad. İmam Adnan- nane Sok. No:5 Kat:2 Beyoğlu
İletişim: 0507 818 21 51 – 0212 243 74 36

5 – 19 Ocak Pazartesi – FRİDA “KALABALIK MONOLOG”/ İkimetrekare Tiyatro
6 Ocak Salı – KADINLAR AŞKLAR ŞARKILAR / Mek’an Sahne
7 Ocak Çarşamba – BERNARDA ALBA’NIN EVİ /Mek’an Sahne
8 – 15 – 22 – 29 Ocak Perşembe – MERHEBA / Destar Tiyatro
9 – 16 Ocak Cuma – KARANLIĞIN ÖTESİNDEN GELEN SESLER / Yolcu Tiyatro
10 Ocak Cumartesi – 23 Ocak Cuma – BEN BİR BAŞKASIDIR / Tiyatro Fobi
17 – 24 Ocak Cumartesi – DÎSKO 5NO’LU / Destar Theatre
20 Ocak Salı – TEVÂFUK / Mek’an Sahne
28 Ocak Çarşamba – MACBETH MUTFAKTA / Kadro Pa

Önceki İçerikHÜLYA KARAKAŞ'TAN ERHAN YAZICIOĞLU'NA AÇIK MEKTUP
Sonraki İçerikBÜLBÜL SUSTURULDUĞUNDA İDT KÜÇÜK SAHNE’DE
Sabit Doğan
SABİT DOĞAN Eğitimci • Yazar • Sanat İnsanı • Dijital İçerik Üreticisi Sanatın İzinde Başlayan Bir Yolculuk Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Sabit Doğan, sanatla ilk kez OMÜ Tiyatro Topluluğu’nda (OMÜTİT) tanıştı. “Kanlı Nigar” oyunundaki Narçin karakteriyle sahneye adım attığında, performansı büyük yankı uyandırdı; oyun onlarca kez sahnelendi, her şehirde yoğun ilgi gördü. Eğitimci kimliğine geçişinde idealizmiyle öne çıkan Doğan, öğretmenliğe Şanlıurfa Siverek’in Hanharabe Köyü’nde başladı. İstanbul’un konforunu geride bırakıp, zor koşullarda eğitim vermeyi seçti. Askerliğini Şırnak Beytüşşebap’ta yaptıktan sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yazarlık, Dergicilik ve Dijital Yayıncılık İstanbul yıllarında tiyatro oyunculuğu, metin yazarlığı ve senaryo çalışmalarına yöneldi. Hürriyet Gösteri Dergisi'nde Hami Çağdaş’la birlikte hazırladığı kültür–sanat dosyaları ve röportajlar büyük ses getirdi. Daha sonra kurduğu www.dirensanat.com adlı dijital sanat portalı, 15 yıldır Türkiye’nin en saygın kültür–sanat yayınlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Hem kurucusu, hem yayın yönetmeni, hem de editörü olan Doğan; sanatın ve sanatçının sesi olmayı ilke edindi. Portal, “Yılın En Prestijli Sanat Haber Kaynağı” ödülünü kazandı. Diren Sanat YouTube Kanalı’nda ise 200’ü aşkın sanatçı, yönetmen ve yazarla yaptığı röportajlar sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eğitimde İnovasyon ve Duyarlılık Sabit Doğan, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde biyoloji öğretmenliği yapmaktadır. %0,1’lik dilimden öğrenci alan bu okulda 15 yıldır görev yapmakta; sadece ders anlatan değil, öğrencilerini yaşamla tanıştıran bir rehber olarak görülmektedir. Kurucusu olduğu Robotik Kulübü, ulusal ve uluslararası yarışmalarda birincilikler kazandı. Ayrıca Raylı Sistemler Projesi’ni organize edip yürütücülüğünü üstlendi, Beyaz Bayrak Projesi’nde görev aldı, TÜBİTAK Türkiye Birinciliği kazanan öğrenciler yetiştirdi. Türkiye’de mobbing kavramını ilk kez gündeme getiren eğitimcilerden biri olarak dikkat çekti. Bu konuda açtığı ilk davalar ve kamuoyu çalışmaları birçok kişiye cesaret verdi; hakkında tezler yazıldı. Dijital Dönüşümün Sanatçı Yüzü Sabit Doğan bugün, sosyal medyada milyonlara ulaşan içerikleriyle hem sanatın hem eğitimin yüzünü dijital dünyaya taşımaktadır. Eğitim, sanat, mizah, kişisel gelişim, yemek kültürü ve edebiyatı harmanlayan içerikleri; aylık 40 milyondan fazla izlenme elde etmektedir. Kendisini “bilim ve sanatın izinde yürüyen bir eğitimci” olarak tanımlasa da, izleyicileri onu çoğu zaman evin içindeki bir dost, bir ağabey, bir rehber olarak görür. Sıcaklığıyla, derinliğiyle ve üretkenliğiyle hem öğretmen hem anlatıcı, hem sanat insanı hem de dijital çağın vicdanıdır. “Sanat, insanın kalbine dokunmadan hiçbir işe yaramaz.” — Sabit Doğan