ALİ POYRAZOĞLU'NUN BEKLENEN SADRİ ALIŞIK ONUR ÖDÜLÜ KONUŞMASI

0

19.SADRİ ALIŞIM TİYATRO OYUNCU ÖDÜLLERİ ONUR ÖDÜLÜ ALİ POYRAZ OĞLU’NA  HANTA TOROS TARAFINDAN VERİLDİ.

 

HANTA TOROS:

“2014- 2014 sezonunda savaşların, ilerlemelerin, devrimlerin altında yatan  olayların sahnelediği ve başrollerinin üstlenildiği, uzun süre hafızalarda silinmeyecek  yeni oyunun ‘Kaplumbağa’nın başarılı bir şekilde sahnede kusurcuzca yer aldığı, oyunculukla bu karekterleri başarılı bir şekilde gerçekleştirmesinden dolayı, unutulmayan rolleri ile  adını tiyatro tarihine kazıması, kurduğu Ali Poyrazoğlu topluluğunda  Türk ve Dünya Tiyatrosunun önemli eserlerini sergilemesi, kırk iki yıl önce kurduğu  Tiyatrosu ile Türk Tiyatrosu’nun yetişmesine gelişmesine katkı sağlaması , Türk Tiyatrosu’nun tanınmasına vesile olması, pekçok önemli dünya yazarlarının yanı sıra, pek çok Türk yazarlarınında eserlerini sahnelemesinin yanı sıra hem oynaması, yüzlerce tiyatro ve tiyatrocunun yetişmesini sağlaması, Tiyatroya olan tutkulu yaşamı sanatındaki başarıları ve topluma karşı sorumlulukları onu sanatçı kimliği ile yaşamı boyunca tiyatro dalında  üzerinde yürüdüğü başarılı çizgisini elli küsur yıldır sürdürmesi ile canım dostum, büyük sanatçı Ali Poyrazoğlu onur ödülüne değer görülmüştür.”

ALİ PORAZOĞLU SADRİ ALIŞIK ONUR ÖDÜLÜ KONUŞMASININ TAMAMI

“Ben hep kendi kendime soruyorum. Ne  iş yapıyorum ben diye? Uzun zamandır soruyorum. Elli resmi yıl soruyorum. Resmi olmayan birde Fatsa kısmı var. İlk sahnede Fatsa’da çıktığım için  bütün tiyatroların başardığı oyunların Reşat Nuri Gündekin’in ………… Fatsa’da tiyatroya çıktığım zaman daha hiç tiyatro seyretmemiştim. Ama güzel bir şey olduğunu hissettim yaptığım şeyin. Sonra devam etmeye başladım. Aradan yıllar geçtikten sonra kendi tiyatromu kurdum. İlk turneye gidebileceğim yer neresidir diye düşündüm. Tabiki Fatsa olabileceği aklıma geldi. Orda eski arkdaşlarım vardı telefon ettim. Oraya geleceğim dedim. Onlarda dediler ki;” Gel ya Fatsa senin” dediler. Dolarmı çocuklar dedim. Bir tane ayıptır söylemesi sidikli sinema adını verdiğimiz. Orda oynayacağım bunu dedim. Gayet tabi dediler. Nasıl dedim oynanabilinir mi?  Oynanır oynanır merak etme gel sen dediler.”

ali-2

Gittim Fatsaya gördüm ki; Fatsa meydanına bezi germişler. “Fatsalı büyük sanatçı Ali Poyrazoğlu hoş geldin ha” diye yazılı. On tane masa koymuşlar. Beni masaya çıkardılar sattıkları bilet paralarının tamamını üzerime iğnelediler.  O günlerde damatların düğünlerde üstlerine asıldığı gibi. Bütün hasılat buraya dediler.

Akşam gittiğimde okuldan kaçıp Neriman Köksal’ı seyrettiğim sinemada,Bende Neriman Köksal’a aşıktım. O zamanlar onunda ‘Fosforlu Cevreye’ filmleri meşhurdu o zamanlar. Okuldan kaçıyordum Neriman Ablaya, okuldan kaçıyordum neriman Ablaya, sinemanın sahibi alçak bizim okuldan kaçıp bilet aldığımızı biliyor, şehir kulübüne gidiyor “eczacı bey senin oğlan yine bugün Neriman’a geldi diyor.”

Sonra eve gidiyor babam. Okul nasıldı vs. Diye sorarken bende bişeyler anlatıyorum ve sonunda sopayı yiyiorum. Gene nerimana gittin değil mi diye dayak yiyorum. Sanki genel eve gidiyormuşum gibi bir hava yaratıyor. Ha bire dayak yiyorum Neriman apla yüzünden.

Yıllar sonra Neriman apla ile bir oyunda çalışırken ; Neriman Apla sizin için küçükken ne dayaklar yedim bir bilseniz, ben size hep aşıktım. Ve senin için hep kaçardım ve sonunda dayak yerdim. Oğlum gelip söyleseydin ya dedi bana. Hey gidi neriman apla allah rahmet eylesin.

Sonra baktım oyun başlayacak ve kulüsden içeri bakıyorum. Salondan kimse yok. Baktım fatsalıların tamamı fuayede göz gözü görmüyor sigara dumanından nasıl sigara içiyorlar. Sonra girip salona bir alkış alkış tekarar çıkıyorlar. Tekrar gelip bir alkış alkış ve sonra tekrar çıkıyorlar.

“Bu gün yine bir oyun oynadım ve oyundan çıktım geldim. Oyunun sonunda çıktı üzerime bişeyler giyeyyim dedim. 50 resmi yıl hey gidi günler, ne oynadım dedim. Aşağı yukarı 12500 yakın gece sahneue çıkmışım. 12500 oyun oynamışım. 550 .ci oyunumdsn sonra tiyatro nedir diye soruyorum. Ne işe yarıyor. Bence tiyatro tiyatro dediğimiz şey, küçükken annelerimizin büyük annelerimizin ellerine taktıkları yün çileler vardı. Hani bir yumak yapar diğeri kollarına geçirilen yün çilelerini açmaya çalışır. İki tarafta çok hassas ve yavaş olmak zorundadır. Birisi biraz sert davran yün iplikler kopar. ”

hanta-ali-2

“Kopmasın diye birlikte hareket edilmesi gerek. Hani bize tut şundan derlerdi size çorap öreceğim, takke öreceğim, kazak öreceğim derlerdi. Ve bayılırdık. Sen açarsın onlar sarar, sen açarsın onlar sarar, sen açarsın onlar sarar, tiyatro böyle bişeydir. Biz oyuncular geliriz sahnenin üstüne içinde insanla ilgili binbir güruhu bulunan yün çilelerini takarız, veririz ellerimize başlarız sarmaya siz  atar öbür ucuna sizi başlarsınız sarmaya, biz açarız siz sararsınız,biz açarız siz sararsınız,biz açarız siz sararsınız,…… sizde çok çekerseniz yün kopar, bizde çok çekersek yün kopar, biribiri ile uyum içinde. Oyunun sonunda  yün çileleri biter sahenden salona geçer, çıkar gidersiniz salondan, zihninizde rengarenk yün topçukları ile dersiniz ki bir oyuna gittik ve ne kaldı bize oyundan diye sorarsınız. Oysa bilmezsiniz ki yada çok iyi bilirsiniz ki zihin hafızaya aldı ve kaydetti. Hani zaman zamanda derler ya masallarda gökten üç elma düştü diye gökten üç elma yiyelim diye düşmez.

“Gökten üç elma masalın kısadan hissesidir. İçine saklanmış olan alt metni. Masalın ruhunu sorularını yakalayalım diye onların bir jönklör ustalığı ile atıp tutup atıp tutalım zihnimizde çevirelim diye düşünülğr. Her oyundan sonra seyirci çıkar gider, geride rengarenk yün topçıkları ile başlar onları atıp tutmaya, sonra bir gün bir bakar eline almış yünün ucunu başlamış boşaltmaya kendi yorumunuda ekleyerek atar tutar, atar tutar,  atar yünün ucunu birine orda kapar başlar yeniden çile yapmaya, siz boşaltırsınız o çile yapar, siz boşaltırsınız o çile yapar, tiyatro tiyatro dedikleri böyle bişeydir. Elden ele zihinden zihine dolaşan rengarenk yün çileledir. Bu işin seyircisi sizsiniz.izleyicisi biziz. Siz ve biz karşı karşıya gelmeden. Tiyatro dediğimiz insan kadar eski insanın hallerine bakıp kendi haline kendi hayatına bakma, dedidğimiz mucize sizle biz karşı karşıya gelince gerçekleşiyor. Yani sizlerle biz meslektaşız. Oyuncular ile seyriciler meslektaştırlar. Bir araya gelirler ve beraber tiyatro yaparlar. 50 yıldır birlikte tiyatro yapıyoruz. Siz beni çok alkışladınız. Şimdide sizleri ben alkışlıyorum. Sevgili meslektaşlarım. İyi bir yıl oldu.”

ALİ POYRAZOĞLU ÖDÜL GECESİ FOTOĞRAFLARI

ALİ POYRAZOĞLU - SABİT DOĞAN
ALİ POYRAZOĞLU – SABİT DOĞAN

 

www.dirensanat.com

fotoğraflar: Ozan Kaçmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here