YAŞAR İLKSAVAŞ: "GÖRÜLMESİ GEREKEN BİR OYUN" 'GARAJ'

0

Garaj da Craft Tiyatro’nun en azından oyunculuk açısından kesinlikle görülmesi gereken yapıtlarından biri. Tiyatronun tadını, tiyatronun hazzını yaşatan bir oyun.  Enis Arıkan adını da bir yere kesinlikle not edin, başarı grafiğini hep birlikte izleyeceğiz.

 

GARAJ

 

yasar-ilksavar
YAŞAR İLKSAVAŞ

Bir yılbaşı gecesi. Özel bir gün. Yalnız insanların kendilerini daha da yalnız hissettikleri günlerden biri. “Kocam” dediği bir erkekle buluşmak üzere garaja gelen Orkide’yle kendisini izlemiş olan Kahraman  orada buluşurlar. Bir seks işçisi olan Orkide hemen tüm benzerleri gibi dışlanmış biridir. Güçlü ve saldırgan görünümü kendini koruma içgüdüsünden gelmektedir. Kahraman’sa saf, tertemiz, daha bir kızla bile öpüşmemiş, ailesini trafik kazasında yitirmiş, anneannesiyle yaşayan, kıt kanaat geçinen üniversite fotoğraf bölümünde okuyan, içine kapanık, ezik bir öğrencidir. Tüm cesaretini toplayıp bir travestiyi izleme nedeni de tez çalışması için fotoğraflarını çekmek istemesidir. Karşılaştıklarında sert ve saldırgan olan Orkide Kahraman’ı tanıdıkça yumuşar. Onun hayallerini, esprili ve duygusal yanını görürüz. Neşesinin altındaki hüznünü yakalarız. Bir yandan gülerken bir yandan da yüreğimizde bir sızı hissederiz…

Oyunu Kemal Hamamcıoğlu yazmış. Geçtiğimiz yıllarda travesti karakteri maalesef hep karikatürize edilir, oyunlara yerli yersiz güldürü ögesi katmak için kullanılırdı. Ne yazık ki kimi oyunlarda hâlâ aynı yaklaşım söz konusu. Ama son yıllarda travesti karakterine bir “insan” olarak yaklaşılıyor en sonunda. Duygularıyla, hayalleriyle, acıları ve neşeleriyle… bir insan olarak sahneye getiriliyor. Empati kurmamız sağlanıyor. “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi”de olduğu gibi, “İz”de olduğu gibi. Ve bu yaklaşımı çok olumlu, çok insanî, çok doğru ve yerinde buluyorum.

 

Kemal Hamamcıoğlu da “Orkide”ye böyle yaklaşmış. Onu korkularıyla, acılarıyla, yalnızlığıyla, neşesi ve kederiyle tanıyoruz. Onu seviyoruz, onunla birlikte gülüyor, onunla birlikte hüzünleniyoruz. Ama ne yazık ki oyunun metni tıpkı “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Sabahıydı”da olduğu gibi ufku olmayan, derinliği olmayan bir metin. Oyundaki kimi ögelerin oyunu bir yere vardıracağını düşünüyorsunuz ama vardırmıyorlar, havada kalıyorlar. Örneğin Kahraman çantasından tornavidayı çıkartıp fotoğraf makinesini onarırken bu tornavidanın bir yerde kullanılacağını bekliyorsunuz. Ya da Kahraman’ın korktuğu anlarda besmele çekmeleri oyunu bir yere götürecek sanıyorsunuz. Ama ne yazık ki çok güzel, çok akıcı bir sahne diliyle yazılmış olan yapıt sonuçta cılız kalıyor.

normalken

Ama İpek Bilgin oyunu öylesine başarılı, karakterleri öylesine güzel ve ince çizgilerle çizen bir rejiyle sahneye konmuş ve yapıt öylesine başarılı iki oyuncu tarafından yorumlanmış ki oyun boyunca metnin zayıflığını fark etmiyorsunuz bile.

“Kahraman”ı canlandıran Güven Murat Akpınar son derece güçlü “Orkide” karakterinin karşısında ezilmiyor, yumuşak oyunculuğuyla kendini kanıtlıyor, daha ilk anda seyircinin sempatisini kazanıyor.

İlginçtir, Enis Arıkan’ı yıllar önce “Hırsız” adlı bir TV dizisinde, küçük bir rolde seyretmiş, çok beğendiğim için de aklımda kalmıştı. Garaj, Enis Arıkan’ı sahne üzerinde izlediğim ilk oyun. Bu rolüyle Enis Arıkan doğru oyunculuğun en güzel örneğini veriyor. Abartıdan uzak, yalın, yalınlığı içinde muhteşem bir oyunculuk performansı izliyoruz Arıkan’dan. Herbir anı, herbir ayrıntıyı en ince noktasına kadar değerlendiriyor.

Bipek bilgin-toplu

Craft Tiyatro hiçbir oyununda bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Hep belli bir düzeyin üzerinde oyunlar sergiledi. Hep birbirinden başarılı genç oyuncular tanıttı bize. Garaj da Craft Tiyatro’nun en azından oyunculuk açısından kesinlikle görülmesi gereken yapıtlarından biri. Tiyatronun tadını, tiyatronun hazzını yaşatan bir oyun.  Enis Arıkan adını da bir yere kesinlikle not edin, başarı grafiğini hep birlikte izleyeceğiz.

YAŞAR İLKSAVAŞ

www.dirensanat.com

PAYLAŞIM
Önceki İçerikTİYATRO CRAFT'TA 'ENKAZ' VAR
Sonraki İçerik'UYARCA' KARA KUTU TİYATRO'DA
YAZAR VE ÇEVİRMEN 1949 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi, Galatasaray İktisadî ve Ticarî Bilimler Akademisi'ni bitirdi. İşletme İktisadı Enstitüsü'nde master yaptı. Kom Tekstil ve Konfeksiyon Fabrikaları A.Ş.'de 29 yıl idarî ve malî işler müdürlüğü ve genel müdür muavinliği yaparak üst düzey görevlerde çalıştı ve aynı fabrikadan emekli oldu. Yaşamının uzunca bir döneminde İhsaniye Altsokak'ta, ailesiyle oturdu. Üniversite yıllarında tiyatro ve kitap eleştirileriyle denemeler yazmaya başladı. Sonra yalnızca tiyatro eleştirileri yazmayı sürdürdü. Yine üniversite yıllarında başladığı çevirmenliği de hiç bırakmadı ve 2000 yılında emekli olduktan sonra çeviriye ağırlık verdi. Yeni Gazete, Hürriyet, Dünya, Hürgün, Yeni Ortam, Gazette 13, Son Saat gazetelerinde tiyatro ve kitap eleştirileri, Cumhuriyet gazetesinde derleme ve derleme çevirileri yayınlandı. Hürriyet Gösteri, Tempo, Papirüs, Yeni Dergi, Yeni Ufuklar, Oluşum, Yeni İş Dünyası, Çağdaş Sanat, Aylık, Best, Downtown dergilerinde 1970'den bu yana tiyatro eleştirileri ve diğer yazıları yayınlandı. De Yayınevi, Can Yayınları, Gelişim Yayınları, Bilgi Kitabevi, Kelebek yayınları, Altın Kitaplar, Doğan Kitap, Everest ve Oğlak yayınlarında elliye yakın çevirisi çıktı.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER